Bu hafta enflasyon rakamları açıklandı. Tüketici fiyat endeksi TÜFE 11.29, Üretici fiyat endeksi ÜFE 16.09 çıktı. Yani hem üretim yapanlarda hem de pazarda satılan malda iki haneli rakama ulaşmış durumdayız.

Enflasyon ekonominin temel belirleyicilerinden biri maalesef.

Enflasyonun yükselmesi hem alım gücünü düşürüyor, yani yoksulluğu arttırıyor. Hem de büyüme rakamlarına olumsuz yönde etki ediyor.

Gayri safi milli hasılayı GSMH, bir yıl önce üretilmiş mal ve hizmetlerin (lira olarak) toplamından, doğrudan ve dolaylı vergileri düştükten ve de enflasyondan arındırdıktan sonra, çıkan miktar üzerinden  hesaplayabiliyoruz.

Bu noktada doğrudan ve dolaylı çok vergi koymak ve enflasyonu arttırmak olumsuz çözüm.

Yüksek enflasyon, zaten 2000’li yılların ikinci yarısına kadar ülke ekonomisinin temel problemlerinden biri oldu. Ekonomiye hem yapısal hem sosyolojik hem de kaynak dağılımı bakımından olumsuz etki yapmıştı.

Enflasyon faizlerin yüksek seyretmesine neden olmakta, böylece reel yatırımları cazip olmaktan çıkarmakta, sermaye sahiplerinin paralarını üretime ve yatırıma değil, yüksek faizli yatırım araçlarına yönlendirmelerine yol açmaktaydı.Ayrıca  özsermayesi yetersiz firmaların finansman maliyetlerini de artırıyordu. Dolayısıyla ekonomi sürekli bir biçimde olumsuz etkileniyordu. Bu süreç 2004-2013 arasında aşıldı. Enflasyon tek haneliye düştü, yatırım ve büyüme arttı, işsizlik de tek hanelere geri gelmişti.

2013 sonrasında tüm parametrelerde  geri gidiş başladı.

 Tekrar günümüzün enflasyon rakamlarına dönecek olursak, rakamlarda bir terslik olduğunu da görüyoruz.

Üretici de artış yüzde 16.10, ancak bunun tüketiciye yansıması yüzde 11.30. Yani üretici neredeyse 5 puan zarar ederek perakendeciye ürün satıyor. Bu durum bir süre sonra üreticiyi üretemez hale getirir.

Diğer yandan işsizlik rakamları da son iki yılda hayli yüksek çıkıyor.

Tüm dünyadaki devletlerin iki önemli korkusudur işsizlik ve enflasyon. İkisi de yoksullaşmayı doğrudan etkiler.

Devletlerin ve tüm hükümetlerin ülkeyi dış saldırılardan korumaktan sonra,  en temel görevi vatandaşlarına iş bulmak ve refah seviyesini yükseltmektir.

Ülke açısından tehlikeli yanlardan biri de, tüm sorunların referanduma kilitlenmiş olması.

Referandumdan çıkacak sonuç;  enflasyon, işsizlik, cari açık, büyüme  gibi temel sorunları hemen halledilecek.

Oysa bu durum ekonominin yapısal sorunu. Bence evetle veya hayırla ilgili değil.

Televizyon reklamlarına bakıyorum, hükümet bu konuda büyük risk alıyor.

Hayır çıkarsa, “yetki alamadık ekonomi bu yüzden bozuldu” diyebilir.

Ama ya evet çıkarsa, 2019’a kadar tüm yapısal bozukluklar  Cumhurbaşkanı’na mal edilir.

Görüldüğü kadarıyla referandum neredeyse güven oylaması gibi.

Ama ezici bir çoğunlukla kazanan da olmayacak galiba.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234