banner262

Dünya savaşlarla boğuşuyor, nice mazlumların iniltileri arşı alaya yükseliyordu.  Süper devletler bu kargaşa ve kaos ortamında hesap ve kitaplarını yaparken, gövde gösterileriyle plan üstüne plan, oyun içinde oyun sergiliyorlardı. Toplantılar, tehditler gücü elinde bulunduran devletlerin en güncel konuları arasındaydı.  Herkes bir birine hesap sorarken, bir anda bir virüs dünyanın gündemini değiştiriverdi; herkesin en öncelikli meselesi haline geldi.  Virüs bu, görünmüyor. Yayılmaya başladığı yer nedeniyle kimse askerlerini, geliştirdikleri son silah teknolojilerini Çin’in sınırına yığma gereği duyamıyor. Bu virüsün dünyaya maliyetini kimse hesap bile edemiyor. Herkes kendi derdine düştü. Bir anda yayılan bu hastalık nedeniyle dünya alarma geçildi. Binlerce ölen insan karşısında hesap sorulacak hiçbir merci de yok.  Sadece Tedbirler alınıyor ve alınmaya devam ediyor.

  Peki, bu gibi hastalıklara ve felaketlere karşı İslam’ın ön gördüğü strateji ve bakış açısı ne?  Bu korku ve dehşet karşısında İslam’ın bize sağladığı avantajları, bizi ayakta tutacak tavsiyeleri nelerdir? Bu vesileyle bunları öğrenmeli ve uygulamalıyız.

   Her şeyden önce Müslüman’da bir kader anlayışı olmalı.  Teslimiyet ve tevekkül ipine tutunmalıyız. Bunları yaparken de asla tedbir ve sebeplerden uzak olamayız.

 Bugün uzmanların virüs nedeniyle yaptığı tavsiyeleri İslam 14 asır öncesinden yapmıştır.

  Araştırmalar gösteriyor ki, bu virüs ilk zamanlar vahşi hayvanlardan insanlara geçerken mutasyona uğrayarak insandan insana geçmeye başladı.  Yayılış yeri olan Çin’de malumunuz, faresinden tutun börtü böceğine, köpekten, domuzuna kadar her şey tüketiliyor. İslam dinin lâşe gördüğü, yenmesinin birçok zararlarının olduğu, bu nedenle tüketmeyi yasakladığı birçok hayvanı tüketen Çinlilerin bu gibi hastalıklara muhatap olması çok normaldi.  Hâlbuki İslam dini bu gibi hayvanların etini yemeyi yasaklarken hem bu dünyada hem de ahrette insanı korumayı ve muhafaza etmeyi amaçlamaktadır.

  Bu virüsün özellikle insana burun deliklerinden ve ağızdan girip bütün organları tahrip ettiğini söyleyen uzmanlar, önleyici tedbir olarak temizliğe dikkat edilmesi gerektiğini özellikle vurguluyorlar.   

   İslam dini, temizliği imanın gereği olarak görerek “temizlik imanın yarısıdır” buyurmuş;  diş sağlığından tutun en az haftada bir defa yıkanmayı, pis sayılan hayvanlardan uzak durmayı, onların battığı kapları temizlemeyi emretmiş,   İnsanların kullandığı ortamları kirletenleri şiddetle kınamıştır.

   Müslüman, hem bedenini hem elbisesini; hem yaşadığı evi, kapısının önünü, bulunduğu mahalleyi temiz tutması gerekir.  İslam, insanın sadece maddi temizliğini değil, manevi temizliğini yani ruhun temizliğini de esas alır.    Ayrıca insanın helalinden yemesini, doğal yollardan beslenmesini önerir.     Allah resulü "Yiyecek ve içeceklerinizin kaplarının ağzını açık bırakmayınız." (Müslim) Buyurarak hjyenliğe dikkat etmemizi istiyor.  

     Yemek yemeden önce yıkanmayı yedikten sonra tekrar yıkanmayı tavsiye eden peygamberimizin bu uyarısı kim bilir ne hikmetler barındırıyor.  Günde beş defa abdest alan Müslüman her azasını üç defa yıkar.  Dışarıyla en çok irtibatlı olan ellerden başlamamızı, üç defa iyice ovalayarak yıkamamızı ister; ağza su verirken iyice vermeyi, buruna su çekerken genzimiz sızlayıncaya kadar suyu çekmeyi tavsiye eder.  Baş ve kulaklar mest edildikten sonra ayaklar parmak aralarıyla beraber yıkanır abdestte.  Günde bu şekilde beş defa alınan abdestle toplam on beş defa her azasını yıkayan bir Müslüman kolay kolay virüse muhatap olmaz takdir edersiniz ki!

    Namaz yine aynı faydalara mucip bir ibadettir.  Peygamber efendimiz bir gün ashabına beraberken “Ey ashabım! Bir insanın evinin önünden bir nehir aksa o insan o nehirde her gün beş defa yıkansa o insanda kir ve pislikten eser kalır mı?” diye sorduğunda sahabeler “kalmaz Ya resUlüllah” diye cevap verdiler.  Bunun üzerine Allah resulü “Aynen bunun gibi,  günde beş defa namaz kılan insanda da günah ve kir adına hiçbir şey kalmaz.”  Buyurdular.

   Evet, biz namazı ibadetini ve temizliği Allah emretti diye yerine getiririz. Allah da bu itaatimiz nedeniyle bizi her türlü kir ve pastan, hastalık ve virüsten korur.

   İslam tedbir ile tevekkülü olmazsa olmaz itaatin iki önemli gereği olarak görür. Ahretimiz için tedbirli davranıp kendimizi günahlardan korumamız gerektiği gibi, hastalığa yakalanmamak için de tedbirli olmamızı ister. İslam dini, bile kendi ellerimizle kendimizi tehlikeye atmamamız hususunda uyarır.

   Allah resulü buyuruyorlar ki:

  “Bir yerde bulaşıcı hastalık meydana çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık çıkarsa oradan da çıkmayınız.”(Buhari, Müslüm)

   Yani bulaşıcı hastalığın olduğu yerler hususunda dikkatli olun, kendinizi tehlikeye sokacak davranışlardan sakının, tedbirde kusur etmeyin. Şayet böyle bir ortamda iseniz bu sefer dışarı çıkıp başkalarını tehlikeye sokmayın. Buna bugün karantina diyoruz.

  "Hastayı üç gün geçmeden yoklamayınız." (Ramuz'el-Ehadis ) Diye buyuran Allah resulü o hastalığın bulaşıcı olabileceği ihtimalini düşünmüştür. "Cüzzamlıdan(bulaşıcı hastalığa yakalanandan) aslandan kaçar gibi kaçınız." (Buhari) "Cüzzamlıyla(bulaşıcı hastalığa yakalanan) aranızda bir mızrak boyu mesafe olduğu halde konuşunuz." (Ramuz el-Ehadis ) diye buyururken de bulaşıcı hastalığa yakalanan insanla aramıza koyulan mesafenin gerekliliğine vurgu yapmıştır.

  Bugün İslam’a yanlı ve şartlı bakanlar onun 1400 sene öncesinden buyurduğu emir ve tavsiyeleri öneriyorlar ancak adını başka bir isimle anıyorlar.

  Bizi yoktan var eden, her nimetle müşerref kılan Allah, insanın neler faydasına ise onu emretmiş, neler ona zarar verecekse onu da yasaklamıştır. Gözlerimize taktığımız at gözlüklerini atmalı, benliğimize acilen dönmeliyiz.  Yoksa bir virüsün karşısında aciz ve çaresiz bir vaziyette, imtihan olduğumuz ve yokluğa sürüklendiğimizin bunalımı içerisinde hayatımızın geri kalanını geçirmek mecburiyetinde kalırız.

   Selam ve dua ile…

    

   

     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254