---ANKARA KULİSİ---

 


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kilis’te Suriyeli göçmenlere Türk vatandaşlığı verileceğini açıkladı. İçişleri Bakanlığı’nın bu konuda attığı adımlar olduğunu belirtti.

Tayyip Bey, tehlikeler içeren ve epeydir yüz yüze kaldığımız Suriyeliler konusunu ‘vatandaşlık’ verilmesi ekseninde gündeme taşıyınca işin bilimsel boyutuna göz atma ihtiyacı hissettim. Karşıma Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soyalp Tamçelik’in “Suriyeli Mülteciler Sorununun Türkiye’ye Yansıması” başlıklı çalışması çıktı. O çalışmadaki bilimsel verilerden bazılarını sizlerle paylaşalım…

Ortadoğu’da görülen başarısız devlet modelleri ve yaşanan siyasî istikrarsızlıklar, iç çatışmalar ve devletlerarası problemler, bu bölgenin zorunlu göçmen üretmesinin temel sebepleri.

Dünya genelinde, 1990’da 17,2 milyon olan zorunlu göçmen sayısı, 2015’de 60 milyona ulaştı. Suriyelilerin yüzde doksanı, sınır komşuları olan Türkiye (2,620,553), Lübnan (1,069,111), Ürdün (635,324) ve Irak’a (245,022) yönelmiş. Türkiye,sahip olduğu nüfusun yaklaşık yüzde 2’si kadar Suriyeli’yi kabul etti.

2011’de, Eylül ayında Türkiye, Suriye ile diplomatik ilişkilerini kestiğini açıkladı. Suriye’deki iç çatışmanın uzaması ve zorunlu olarak Türkiye’ye gelen göçmenlerin sayısının her geçen gün artması, Türk dış politikasını ciddi bir şekilde sıkıntıya soktu. Suriye’den gelen zorunlu göç, Türkiye’nin ekonomik güvenliğini tehdit eden güncel bir mesele oldu. Göç hareketi, kayıt dışı üretime olumsuz yansıdı. İşsizlik oranlarını artırdı. Ücret düzeylerini düşürdü. Enflasyona yol açtı. Yerel ekonomiyi çökertti.

VASIFSIZLAR

Suriye’den gelenlerin sadece 273 bini kamplarda ikamet ediyor. 10 ilde bulunan 25 barınma merkezinde ikamet eden Suriyelilerin temel ihtiyaçları, AFAD’ın koordinatörlüğünde karşılanıyor.

Suriyelilerin yüzde 43’ü, 19 - 54 yaş arasında ve çalışabilir durumdaki nüfus. Yüzde 61,3’ü ise ilkokul ve ilkokuldan daha düşük bir eğitim seviyesine sahip. Bu  olumsuzlukların yanı sıra, sığınmacıların Türkçe bilmemesi, onların yüksek ücretli ve nitelikli işlerde çalışmasını engelleyen unsurlardan.

Suriyeli sığınmacılar, genel olarak düşük ücretli işlerde çalışıyor. Tekstil, inşaat, tarım, hayvancılık, imalat ve hizmet sektörleri gibi. Bu durumun Türkiye’de, niteliksiz iş gücü sektörlerinde kayıt dışı istihdamı arttırıcı bir unsur olarak ekonomik güvenliği tehdit ettiği değerlendiriliyor.

ÇOĞUNLUK YARDIMA KARŞI

Türkiye’de 2011’de iş gücü piyasasında yüzde 30 olan kayıt dışı istihdam oranı, göçle yüzde 50’ye yükseldi. Türkiye’de Suriyeli nüfusun kayıt dışı ve düşük ücretlerle çalıştırılması, ister istemez ekonomik güvenliğin yanı sıra toplumsal güvenliği de tehdit eden bir unsur olarak görülmesine neden oluyor. Türk kamuoyunun yüzde 61,2’si, Türkiye’nin kendi yoksulları varken Suriyelilere yardım yapılmasını istemiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre Türkiye genelindeki enflasyon sıralamasında 2010 yılında 18’inci sırada olan Gaziantep, Suriye’den gelen yoğun göç sonrası 2013’de birinci sıraya yükseldi.

Mülakat yapılan yerli halkın yarısından fazlası, yaşanan göçle birlikte gıda fiyatlarının yüzde 25’ten çok arttığını belirtmekte. Suriyeli sığınmacıların ekonomik güvenliği tehdit eden bir faktör olarak yerel piyasada meydana getirdiği değişiklikler, yerli halk üzerinde ekonomik huzursuzluk ve kaygıyı da beraberinde getirdi.

2011 Nisan ayından 2015 Ekim ayına kadar geçen süre zarfında Suriyeliler için kamu bütçesinden yapılan harcamalar yaklaşık 8 milyar dolar. Türkiye’nin yıllık GSMH’nın 800 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde, bütçeden ayrılan miktarın büyüklüğü daha da iyi anlaşılıyor.

Suriye gibi birçok etnik, dinsel ve mezhepsel farklılığı bir arada bulunduran bir ülkeden gelen göç, Türkiye’de toplumsal güvenliğin en temel konusunu teşkil eden kimlik, toplumsal cinsiyet ve din konularını da etkiliyor. Türkmen kökenli olan Kilis’de çoğunluğu Arap olan Suriyeli mültecilerin sayısı yerel halkın sayısını geçti.

Ortadoğu kaynaklı göçler incelendiğinde zorunlu göçlerin sınırdaki en istikrarlı ülkeye doğru bir seyir takip ettiği görülüyor. Türkiye tarihinde pek çok zorunlu ve kitlesel göçe ev sahipliği yapmasına rağmen Suriye’den gelen göç akınları hem niteliği, hem miktarı, hem de yoğunluğu açısından farklı.

Suriye’deki krizin beklenenden uzun sürmesi ile birlikte Suriye’den Türkiye’ye yönelen zorunlu göç Türkiye’nin siyasî, ekonomik, toplumsal ve çevresel güvenliği üzerinde çeşitli tehditler oluşturuyor. Bu tehditlerin bertaraf edilmesi amacıyla, özel olarak her güvenlik sektöründe kısa, orta ve uzun vadeli planlar yapılması gerekiyor.

TEHLİKE DOLU

Doç. Dr. Tamçelik’in verilerinden, Suriyelilere vatandaşlık hakkı tanınması durumunda ortaya şu sakıncalar çıkıyor:

Bazı illerin demografik yapısı bozulacak. GSMH’dan ciddi pay aktarılması gerekecek. Vatandaşların gelir düzeyi daha da azalacak. Entegrasyon olmadan gelen vatandaşlık ciddi sosyal patlamalara yol açacak. Terörle mücadelede önemli sıkıntılar baş gösterecek. Asayiş, emniyet problemleri çoğalacak. Organize suçlar artacak. Benzer göç olaylarında Türkiye merkez ülke olarak göç akınına uğrayacak.

İşte bu nedenlerle  “Emin misiniz?” diye sormak da kaçınılmaz oluyor.

İyi bayramlar…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192