Geçen yıl sonu itibarıyle ekonomik durumu değerlendirirken bazı yapısal sorunlara değinmiştim. Bunlar; 1- Özellikle Ortadoğu kaynaklı jeopolitik risklerin devam edeceği.

2- Nasıl bir anayasa ve nasıl bir siyasal model oluşacağı konusunda siyasal tansyonun oldukça gergin seyredeceğini.

3- Dış yatırımcı ve sanayici açısından ekonomiye güven ve özellikle yatırım ortamında kalıcı bir toparlanma olacağına dair emarenin fazla olmadığını.

4- Dış finansman konusunda sıkılaşmanın devam edileceğini.

5- Büyüme, sanayi üretimi ve yatırımları yerine, daha çok konut, gayrimenkul ve hizmetler yani tüketim alanına yöneleceğini.

6- Enflasyonun (8.5’in üstü) ve işsizliğin (10’un üstü) yüksek seyredeceğini

7- Cari açığın büyük olacağını (40 Milyar dolar ve üstü)

Bu nedenle imajda bir toparlanma olmazsa 2017 kayıp yıl olacağını” değerlendirmiştim. 

Nitekim bu değerlendirmenin hepsi tuttu sayılır.

Bu durumu rakamlarla açıklayacak olursak;

Enflasyon ÜFE 17.30, TÜFE 13.00, 

Bütçe açığı 27 milyar TL , 2017 eylülüne kadar cari açık 39.3 milyar dolar

Ekonominin Dış-iç borç stoku 620 milyar dolar (dış borç 9 ayda 440 miyar dolar)

İhracat 3 yıl içinde 170 milyar dolardan 136 milyar dolara düşmüş, İthalat ise 183 milyar dolar.

MB döviz rezervi 3 yıl içinde 106 milyar dolardan, 89.9 milyar dolara düşmüş.

Gösterge Tahvil faizi 3 yıl içinde yüzde 8’den yüzde 13.50’ ye yükselmiş.

İşsizlik resmi rakamlarla yüzde 10.9, STK rakamlarıyla yüzde 17. Genç nüfusta yüzde 29. 

TL, dış paralar karşısında muazzam derecede değer kaybetmiş durumda.

Bu değer kaybına karşın ihracatta bir yükselme gerçekleşmiyor.

Tasarruf ise, yüzde 16’dan yüzde 13’e düşmüş vaziyette.

2017’de ekonominin durumu bu.

Ama bütün bunlara karşın ekonomideki büyüme geçen hafta itibariyle üçüncü çeyrekte yüzde 11.1 olarak açıklandı.

Rakamın bu şekilde çıkmasının üç nedeni var.

  1. Bildiğiniz gibi TÜİK bu yıl bütün rakamlarını geriye dönük revize etti. 2009 yılını baz aldı. Yani eksi 5 büyüme rakamlarını baz aldı. Ve yine geçen yıl 3. ve 4. çeyrek büyüme çok kötüydü. Bu rakamlar temel alındı, baz etkisi bu nedenle büyük gözüktü.
  2. Büyümenin esas ayracı olan sanayi yatırımı ve sanayi üretimi büyümesi esas alınmadı. Büyüme rakamına etki eden etmen, hane halkı tüketim harcaması ile devletin tüketim harcaması oldu. Biri 17 kusur, biri 12 küsur gerçekleşti.
  3. 2017’de KOSGEB ve KGF kredileriyle piyasanın fonlaması, özellikle KOBİ’lerde kısa vadeli bir rahatlama sağladı.

Bu üç etmen, büyüme rakamlarında yukarı doğru yükseliş göstermesine yol açtı.

Ama ekonominin patronu bakan Mehmet Şimşek’in dediği gibi; “Yatırım her şeyin başı. Yatırımla birlikte üretime geçiş, istihdam ve ihracat…” ekonominin ve büyümenin gerçeği bu.

Özellikle inşaat ve tüketim bazlı büyümek geçici bir durum.

Geçen hafta Bursa’da gerçekleşen “2. Gayrimenkul ve Emlak Zirvesi”nde  son oturum konuşmacısı  Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu; emlakta fiyatların geri geleceğini ve sektörün tehlike sinyalleri verdiğini özellikle belirtti.

Umarım 2018’de yatırım-üretim-istihdam-ihracat dörtgeni hayata geçer.  Aksi halde işimiz zor.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234