Bu haber kez okundu.

Aydın: “Küresel büyümenin hızlandırılması için çare aranıyor”
Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları ile  Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) genel kurul çalışmalarına katılan TBB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, “Küresel büyümenin hızlandırılması için çare aranıyor” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’nin Başkenti Washington’da yapılan Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları ile  Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) genel kurul çalışmalarına katılan Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, "Küresel ekonomide krizin dokuzuncu yılında dünya ekonomisinde toparlanma istenen düzeyin gerisinde ve hala yavaş seyrediyor" dedi. Aydın, değerlendirmesinde "Dünyada milli gelirin ve ticaret hacminin büyüme hızı kriz öncesi döneme göre daha düşük kalmaya devam ediyor. Büyüme performansı ülkeler arasında çok ciddi farklılıklar gösteriyor. Zaman zaman birbiriyle çelişen veriler gelse de ABD’de toparlanma devam ederken, AB’de ve Japonya’da durgunluk yaşanmaya devam ediyor. Bu durum küresel çerçevede gelişmekte olan ülkelerde büyüme hızının yavaşlamasına neden oluyor. Çin başta olmak üzere çok sayıda gelişmekte olan ülkede büyüme hızı ivme kaybediyor. Mevcut politikalar ile bu trendin kısa sürede değişmesi kolay görülmemektedir" ifadelerini kullandı.
"Uluslararası toplantılarda üzerinde durulan konulardan bir tanesi gelişmiş ülkelerde, parasal genişleme yoluyla faiz oranlarının düşük düzeyde tutulma çabasının  ABD dışında henüz beklenen etkiyi yapmadığı oldu" diyen Aydın, "Tartışmalarda maliye politikası ve yapısal önlemlerle desteklenmediği için tek ayaklı kalan negatif faiz politikasının canlanmayı yeterince sağlamadığı belirtildi. Mevcut politikanın finansal istikrarı olumsuz etkileme ihtimali üzerinde tartışıldı.  Ekonomiler ve finansal piyasalar farklı tempolarda performans gösteriyor. Genellikle finansal piyasalar, ekonomik performansların önüne geçebilmektedir. Uzmanların değerlendirmesine göre faiz oranlarının düşük düzeyde olması yeni fırsatlar oluştursa da büyümenin yavaş olması risklerin de yüksek düzeyde kalmasına yol açmaktadır. Uluslararası para ve sermaye piyasalarında vade kısalmakta, sermaye akımlarında sert dalgalanmalar yaşanmaktadır. Küresel risklerin etkilerinden korunmak isteyen gelişmekte olan ülkelerin daha ihtiyatlı yaklaşımlarının bu ülkelerde büyüme hızını ve küresel büyümeyi daha da aşağıya çektiği tartışılan diğer bir konu oldu.Değerlendirmelerde, sadece para politikasına dayalı uygulamaların yeterli olmadığını, büyümenin desteklenmesi için talebi canlandıran genişleyici bütçe politikalarının ve yatırımları özendiren yapısal uygulamaların da mutlaka devreye sokulmasının gerekli olduğunun altı çizildi. Bunun için gelişmiş ülkelerdeki hükümetlerin bir an önce hem ülkelerinde hem de küresel bazda karma ekonomi politikalarının uygulanmasında daha kararlı bir yaklaşımda ve uluslararası alanda daha yapıcı işbirliği içinde olmalarını zorunlu kılmaktadır. Asıl olanın büyüme olduğu zaman ilerledikçe daha net anlaşılmaktadır. Finansal istikrarın tabi ki önemli ve gerekli olduğu ancak büyümenin finansal istikrara kurban edilmemesi gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktadır" dedi.
Küresel ekonomideki gelişmelerin dış ticarette ve sermaye hareketlerinde dışa açık bir ekonomiye sahip olan Türkiye’yi de önemli ölçüde etkilediğini belirten Aydın,değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Yavaşlayan dış talebin büyümeye katkısı sınırlı kalmakta, uluslararası sermaye akımlarının seçici ve dalgalı olması da dış finansman imkanlarını, bu kaynaklara ulaşımda bir soruna neden olacak kadar olmasa da görece olarak sınırlandırmaktadır. TBB üyesi bankalar tarafından uluslararası yatırımcılar ile yapılan ikili görüşmelerde darbe girişimi, etkileri ve hükümetimiz tarafından alınan önlemler konusunda değerlendirmeler yapılmıştır. Yatırımcıların soruları ekonomik konulardan daha ziyade olağanüstü hal uygulamaları ve yansımalarını anlamaya yönelik olmuştur. Görüşmelerde, 2017 - 2019 dönemi Orta Vadeli Program hakkında bilgi verilmiş, büyümenin hızlanarak sürdürülmesinin ve istihdamın arttırılmasının öncelikli konular olduğu, makro dengelerin sağlam kalmasına dikkat edildiği belirtilmiştir. Bu nedenle hükümetin tasarrufları ve sabit sermaye yatırımları artırmak için kaynak kullanımında etkinliği destekleyecek reformları hayata geçirmekte kararlı bir yaklaşım içinde olduğu belirtildi. Bu sayede, son kredi not düşürümüne karşı verilecek en iyi cevabın reformlar yoluyla ekonomik büyümenin sürdürülmesi olduğu vurgulandı".
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.