Geçtiğimiz günlerde Uludağ Üniversitesinde düzenlenen “ Öğretmenlerin Yetiştirilmesi ve Geliştirilmesi ile PISA Sonuçları Arasındaki İlişki: Finlandiya Örneği” adlı programa katıldım. Bilindiği üzere dönemsel olarak gündemimize girip eğitim sistemimizi sorgulatan, akademisyeninden sokaktaki vatandaşına kadar herkesin dünya sıralamasındaki yerimiz üzerinden hareketle eğitim sistemimizi eleştirmesine kapı aralayan bir kavram PISA.  Ne olduğu nasıl olduğu gibi konuları müsaadenizle biraz ileri bir tarihe bırakacağım. Zira aralık ayı başında yeni raporların ve sıralamaların açıklanması ile birlikte kamuoyunda zaten geniş bir yankı uyandıracak. O dönemdeki yazılarımızda da bu konuyu enine boyuna ele alacağız.

Bu yazımızda ise daha ziyade Dünyanın önde gelen PISA Koordinatörlerinden Finlandiyalı Eğitim Uzmanı Dr. Pasi Reinikainen yukarıda bahsettiğimiz konferansta anlattıklarına biraz değinmek istiyorum. Konuşmalarını baştan sona dikkatle dinledim. Sunumunda yer alan bazı grafiklerin fotoğraflarını alarak daha sonra da üzerine kafa yordum. Sunumu boyunca Dr. Pasi, okul içi çalışmalara, eğitim programlarına, okulların fiziki yapılarına ve öğretmen tutumlarına değindi. Bununla birlikte temele aldığı öyle bir kavram vardı ki bildiklerimizi teyit etmek bir kez daha canımı acıttı açıkçası. Dr. Pasi konuşması boyunca sürekli “eğitim sürecinin arka planı” diye tercüme edebileceğimiz bir kavrama dikkat çekti.  Neydi peki bu “eğitim sürecinin arka planı”? Bu kavram öğrencinin okulda geçirdiği süre dışında kalan öğrenme ortamlarını kast ediyor. Aile ile akranlarla sosyal hayatta gerçekleşen öğrenme süreçlerinden, yaşam temelli öğrenmeden bahsediliyor. Şimdi Bunu burada bırakıyor daha sonra birleştirmek üzere başka bir konuya geçiyorum.

Lisans eğitimi aldığım sırada hocalarımdan birisinin anlattığı kıssadan hisseyi paylaşmak istiyorum. Hikâye şöyle: Vatandaşın biri bir konferansa katılıyor. Konuşmacının akademik ve entelektüel kimliğine, öz güvenine, hitabet gücüne, kendini ifade tarzına hayran kalıyor. Programın ardından hemen konuşmacının yanına giderek; kendisine hayran kaldığını, onun gibi olmak için neler yapması gerektiğini soruyor. Konuşmacı kendisi gibi olabilmesi için üç üniversite bitirmesi gerektiğini söyleyerek lafa başlıyor. Lafın sonu henüz gelmeden bizim vatandaş bir an önce işe koyulmak üzere koşarak uzaklaşıyor. Hikâye bu ya on iki sene sonra üç üniversite bitirmiş birisi olarak etkilendiği konuşmacıyı buluyor ve ona; tavsiyenize uyarak üç üniversite bitirdim ancak sizin gibi olamadım neden olmadı diye sorunca o acı cevabı alıyor. Sen beni tamamen yanlış anladın. Birinci üniversiteyi deden okuyacaktı, ikinci üniversiteyi baban okuyacaktı, üçüncü üniversiteyi sen okuyacaktın.

Şimdi yukarıda yarım bıraktığımız konu ile hikâyemizi birleştirmeye geldi sıra. Üzerinde hür ve müreffeh yaşadığımız toprakları vatan kılmak uğruna canlarını feda edenlerin torunları olarak bu üçlemeyi henüz sağlayamıyoruz. Dolayısı ile de “eğitim sürecinin arka planı”nda bazı sorunlarla karşılaşıyoruz.  Çanakkale savaşları esnasında ve milli mücadele döneminde kaybettiğimiz üniversite öğrencilerimizi hatta mezun vermeyen liselerimizi düşünmekten kendimi alamıyorum. Yukarında bildiklerimizi teyit etmek bir kez daha canımı acıttı derken de bunu kast ediyordum.

Bu açığı bir an önce kapatmak için öğrencilerimizin okul ortamlarındaki eğitim süreçlerinin yanı sıra okul dışındaki öğrenme süreçleri konusunda da desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Milli eğitim bakanlığımızın ilk defa bu sene başlattığı ara tatil uygulamasının da bu açıdan çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu gün itibari ile başlayan ara tatilimizde de sizlerin ve öğrencilerimizin yaşam temelli öğrenme etkinlikleri ile kaliteli vakit geçirmenizi diliyorum. Milli Eğitim Bakanlığınca ilimizde hazırlanan etkinliklere http://aratatil.meb.gov.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İyi tatiller.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254