Son günlerde sosyal medya ve dijital mesajlaşma yöntemleriyle yine çeşitli uyarılar dolaşmaya başladı. Tıpkı 15 Temmuz tarihinden 7 ay kadar önce dolaşan mesajlar benzeri uyarılarda dikkat çekici hususlar mevcut. "Kod Adı: Kiraz Zamanı" başlıklı mesajlarda atıfta bulunulan tarih aralığı ise, 20 Mayıs - 28 Mayıs. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçtiğimiz günlerde bir etkinlikte ifade ettiği, "Haziran ayında ağaçlar çiçeğe durur. Aynı zamanda kirazların bol olduğu bir aydır. Hepinize iyi Haziran'lar diliyorum" sözlerinin bir ayaklanma çağrısı olduğunu iddia eden çok sayıda bürokrat, iş adamı, akademisyen ve de siyasetçinin gönderdiği dijital cep mesajları ile ilgili ekli videolarla ortaya atılan vurgulamalar önemli. Önceki gün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutladık. Ulusal Egemenliğimizin emanet edildiği çocukların yarınlarına daha ne kadar darbeler, yabancı misyonlar ve yerli işbirlikçilerle ket vurabilir elbette bilemeyiz. Ancak yaşayarak ve yaşatarak öğrendiğimiz, öğrettiğimiz tek şey bu ülkenin bir çakıl taşının bile kan dökülmeksizin teslim edilmeyeceğidir. Bir Türk genci olarak "Hadi buyrun biz burdayız" demekten başka şey düşmez bize. Elbette 'Kiraz Zamanı' sadece bir sanal kaos veya korku düzmecesi olmuş olsaydı bu kadar dikkate almazdım. Ancak bu satırlardan daha önce köşemde veya sosyal medyalarımda yazdıklarımın gerçekleşme karşılıklarını her daim yaşayarak görme fırsatı bulduğum için bu yazıyı yazmak gerektiğine inandım. Türkiye'nin içerisinde ısrarla başlatılmak istenilen bir siyasi kaos var. Dün 7 Haziran'da halkın demokrasi çıkışında biraraya gelerek iktidar olamayanların sonrasında halkın lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan karşısında NATO üyesi sözde müttefiklerimiz ile aynı söylemleri söylemesi acizlik değilde nedir? Elbette ki, 'Demokrasi' Türkiye'nin vazgeçilmez kavramı. Ancak başta Amerika olmak üzere Birleşmiş Milletler ve NATO üyelerinin yani sözde müttefiklerimizin Afganistan, Pakistan, Irak ve Suriye'de döktükleri masum ve çocuk kanlarını görmezden gelmek tek kelime ile ihanet değilde nedir? Türkiye, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk komutanlığında ciddi bir Egemenlik mücadelesi vermiştir. O günden bugüne sözde müttefiklerimizin her çeşit oyunu ile Cumhurbaşkanlarımız asılmış, suikaste uğramış, siyasetçi veya akademisyenler katledilmiş, iş adamlarımız infaz edilmiş, ordu komutanlarımız şehit edilmiş, gazetecilerimiz yabancı misyonların ajanları tarafından bombalarla yok edilmiştir. Dünün kaos ve kabus dolu günlerini unutarak bugün 'Kiraz Zamanı' diyenlere biz elbette "Erik Dalı" oynatmayı iyi bilen bir milletiz, devletiz! Elbette yine Demokrasi kavramı denildiğinde kamu kurumlarımıza ve daha doğrusu devletimize güvenmek gerekliliğini unutmamamız gerekli diye düşünüyorum. YSK'nın İyi Parti hakkında açıklama yapmasını beklemeksizin acil kodu ile CHP saflarından 15 Milletvekilinin istifa ettirilerek İyi Parti'ye geçirilmesi ne kadar demokratik? CHP üzerinden oy alanların İyi Parti üzerinden siyasetin son günlerinde sandığa gitmeleri ne kadar doğru? Oyunu bozmak, kumpası bozmak denilen cümlelere bizde kurulmak istenilen kumpas ve oynanmak istenilen oyundan bahsederek uyanmalımıyız? Veya onları mı uyandırmalıyız? CHP'den İyi Parti'ye geçen 15 Milletvekili 24 Haziran seçimlerine İyi Parti Milletvekili adayı olarak mı girecekler? Yoksa CHP Milletvekili adayı olarak mı? Peki bugün CHP üzerinden gurup kurulmasını sağlayan bu vekillerin İyi Parti'den yarın vekil adayı olmamaları ve aksine yeniden CHP'dan aday olmaları anti demokratik bir durumun ötesinde halkın alenan dolandırılması anlamı taşımaz mı? Türkiye'de Cumhuriyet Savcıları var elbette hukukçularda o nedenle bu yorumu onlara bırakıyorum! Peki bu vekil azalmaları CHP adına devam ederse, MHP Türkiye'nin ana muhalefet partisi olur mu? Türkiye'nin iyice sağa yönelmesi ve hatta sözde sol kesimin temsilcisi CHP'ninde sağa yönelmesi ne kadar doğru? Bu durumda CHP oylarının ne kadarı Vatan Partisi'ne gider? İşte tüm bu sorular ışığında tarihin karanlık koridorlarında gezerken düşünmemiz gereken cümleler üçlemidir; Egemenlik, Demokrasi ve Nato...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246