Düşünce adamı yetiştiremiyoruz artık. Herkes düşüncesini gizliyor. Bir fikir üretiyor veya bir politikayı beğenmiyor…  “Acaba dışlanır mıyım? Rezil oluyor muyum?” diye susuyor insanlar. Çünkü sosyal medyada kendini bir halt sanan yığınla partizan var. Safında olduğu parti doğru da yapsa yanlış da yapsa toz kondurmuyor. Kendi görüşüne uygun olmayan her düşünceyi çöpe atıyor.

 Toplumun rahatladığı, insanların kendilerini daha serbest hissettikleri zamanlarda düşünce adamları daha rahat yetişir. Çünkü serbestlikle düşünme arasında doğru bir orantı vardır.

Kompleksli toplumlarda düşünce adamı yetişmez. Nedir kompleksli toplum? Kendi siyasi görüşüne ve düşüncesine sahip olmayan insanları sürekli daha gelişmemiş, geri, bir şey beceremez görüp, kendi içindeki dünyayı daha atılımcı, kalkınmacı ve düşünce üretebilir olarak gören bir anlayış. Yanaşma mantığı.  Ha bir de Avrupa sevdalıları var… Sürekli Avrupa’yı örnek gösterip Türkiye’yi ve milletini küçümseyenlerden bahsediyorum. Çözüm önerisi falan yok. Avrupa şöyle Avrupa böyle.. Madem Avrupa böyle mücadele et sen de ülkeni o düzeye taşı. Ülkeni alçaltma..

Sürekli şu sözleri duyuyoruz;  “Niçin İslam dünyası Batı’dan geri?”

Senin yüzünden kardeşim, senin yüzünden…  Sen üretip yararlı olsaydın batıdan geri kalmazdı. Soruya cevap vermek için iç muhasebe yapmak yerine kendi insanlarına çamur atan, sürekli başka medeniyetlere öykünerek hem soru cevaplandırılamaz hem de şahsiyetsizlik başlar. Başkalarının meziyetleri görülmelidir ama istifade de edilmeli değil midir? Onlar tuvalet adabını bile zamanında bizden öğrendiler. Şimdi de üretim de bizden öndeler. Onun dışında kendi inancına veya görüşüne sahip olmayan insanları dışlayarak, onlara çemkirerek islamı ileri götüremezsin..

                                                                                      ***

Avrupa aşıklarına seslenelim önce..

*Evet; ekonomik ve özellikle bilim teknoloji konularında çok geriyiz. Ama beceriksiz bir toplum değiliz. *Evet; kendi dışımızdaki dünya atılımcı. Ama bizim içimizde de atılımcı insan sayısı fazlasıyla var.

*Evet; Avrupa kalkınmacı ve düşünce üretiyor. Ama bizde de zeki ve düşünen insanlar fazlasıyla var.

Sorun insanlarımızda değil, o düşünce insanlarını kullanamayan politikacılar ve düzende. Eleştirin ama küçümsemeden… “Böyle yaparsak daha ileriye gideriz” mantığıyla.

Şimdi de particilere seslenelim particilere…

Savunduğunuz partiye oy vermeyenler veya o görüşe sahip olmayanlar Amerikalı değil. Kendinize gelin…Onlar sizin yurttaşlarınız. Karşı görüşteki insanlar küçümsenmemelidir. Bunu iktidarı veya muhalefeti savunan herkese söylüyorum. Bırakın herkes düşüncesini rahat rahat söylesin. Onların düşüncelerine ek olarak da siz kendi görüşünüzü belirtin. Dışlamayın, hor görmeyin. Bu baskı insanların düşünememesine, aynı zamanda da üretememesine neden oluyor. Sizin görüşünüze uymayan karşıt görüşteki bir insan üretmezse hem ülke,  hem de siz kaybedersiniz. Hepimiz icabında Türkiyeliyiz. Edebi ve hoşgörüyü bir kenara bırakıp hakaretamiz eleştiriler ve savunmalar yapmayınız. Yetişen nesle, çocuklarınıza çok kötü örnek teşkil ediyorsunuz.

Tarihin başından beri maalesef Türk toplumları hep “patrimonyal” bir anlayışı benimsemiş. Patrimonyal anlayışla idare edilen toplumlardan da elbette düşünce adamı çıkarmak, keçiboynuzundan şeker çıkarmak gibi bir şeydir. Çünkü vatandaş, vatandaş değil, kul kabul ediliyor. Birey olma şansı verilmiyor.

                                                                                     ***

                                                                        BİZ KOBİ ÜLKESİYİZ

Bu ülkenin ekonomik anlamda elbette problemleri var ama imkanları da var. Sağlıklı kararlar vermemiz gerekir artık.  Biz bir “KOBİ” ülkesiyiz sevgili dostlar. Esnafız yani esnaf.  Ona göre programlar yapılmalı. Şu süper hipermarketler hayatımıza girdi gireli tüm sermayemiz dışarıya akar oldu. Buradan sesleniyorum. Mahalle aralarına kadar giren marketlerin sayısını azaltın ey devlet büyükleri. Manav yok oluyor, kasap yok oluyor, fırıncı yok oluyor, pastaneci yok oluyor, şarküterici yok oluyor. Milletin kazanacağı paralar market zinciri sahibi olan bir avuç insanı zengin ediyor...

KOBİ ülkesi olmaya devam etmemiz lazım. Sağlıklı programlarla KOBİ yoluyla kalkınmak hem daha kolay, hem daha sağlıklıdır. Risk unsuru oldukça düşüktür. İnsanı ezmeyen bir modeldir. Toplum oluşturmak için güzel bir model.

                                                                                     ***

                                                             GANDİ’NİN YEDİ BÜYÜK GÜNAHI

Bilinenin aksine GANDİ, İngiltere’ye karşı savaşmadı, “Hindistan’ı oluşturmakla” uğraştı ve muvaffak oldu. Şimdi Gandi’nin o gün ortaya koyduğu ilkelere bakıyoruz, sanki bu gün söylenmiş. Niçin? Çünkü doğrulardan hareket ediyor, kompleksten değil. Gandi yedi büyük günahı şöyle sıralamaktadır:

1-Ahlaki ilkelere dayanmayan siyaset etme biçimi,

2-Üretmeden kazanmak,

3-Kişilik kazandırmayan eğitim,

4-Ahlak tanımayan ticaret,

5-Bilinçsiz-şuursuz eğlence,

6-İnsan merkezli olmayan bilim,

7-Takvasız ibadet.

Bu ilkeleri hangi topluma uygularsanız uygulayın hemen yerine oturacaktır. Kompleksli toplum olmayı bırakıp, evrensel doğruları anlamaya çalışmalıyız. Dönün bakın hele biz Gandi’nin dediklerine göre ne kadar günahkarız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254