Bu hafta yaşanan iki yargı süreci ve bu gelişmeler verilen tepkiler dikkat çekiciydi. Bu iki olay, Can Dündar ile Erdem Gül'ün yargılandığı dava ile Rıza Zarrab'ın ABD'de yakalanıp tutuklanmasıydı. 

 

Kandan beslenen vampirler

Bugün dünyada yaşanılan tüm kötülüklerin, yıkımların, acıların ve akan gözyaşının tek sorumlusu batı medeniyetidir. Hani milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un 'tek dişi kalmış canavar' olarak tanımladığı batı medeniyeti.

Bu medeniyetin mensupları kendi vatandaşlarına son derece yaşanabilir bir ortam sunarken, ülkelerinde sağladıkları refahın temel kaynağı da sömürü üzerine kuruludur. Londra'da, Newyork'ta yemek yiyen çocuklara bol porsiyon bonfile sunulurken, aslında o tabaktaki etin büyüklüğünü Afrika'da, Ortadoğu'da ya da dünyanın herhangi bir yerindeki az gelişmiş ülkedeki çocukların porsiyonlarından çalınan oran belirliyor.

Batı kendi içindeki yönetim sistemini tıkır tıkır işletirken, sömürülmeye müsait olan yerlere ise istikrarsızlık, çatışma ve iç savaş ihraç ediyor. Demokrasi getirmek üzere gittikleri her yer bugün yangın yeri. Şimdi oralarda yaşan (daha doğrusu hayatta kalmaya çalışan) halka sorun hepsi eski diktatörlerine dönebilseler onların ayaklarına kapanıp af dileyecek hale geldiler. Batı medeniyeti özetle şöyle diyor aslında; 'sen bizim kontrolümüz altındaki diktatörlerden şikayet edip özgürlük ve demokrasi isteyip ayaklanırsan işte bugün o diktatörleri bile arar hale gelirsin!'

 

İki yüzlü batı

Bunları neden mi anlattım? Can Dündar'ın davasında (kendilerini hala sömürge valisi gibi gören) batının temsilcileri de izleyici olarak katıldılar.

İngiltere Başkonsolosu Leigh Turner, Fransa Başkonsolosu Muriel Domenach, Hollanda Başkonsolosu Robert Schuddeboom, Almanya Büyükelçisi Martin Erdmann, İsviçre, Hollanda, Avusturya ve Norveç temsilcileri mahkemede hazırdılar. Yasak olmasına rağmen duruşma salonundan fotoğraf çekip sosyal medyada paylaştılar. Bunlardan en çok öne çıkanı İngiltere Başkonsolosu Leigh Turner'in Can Dündar ile selfie çekip paylaştığı fotoğraf oldu.

Twitter hesabından herkese laf yetiştiren ve ifade özgürlüğü için orada olduğunu söyleyen İngiliz başkonsolos, kendisine İngiltere'nin gizli belgelerini yayınlayan Guardian gazetesine yapılanlar hatırlatılınca dut yemiş bülbüle dönüyor.

Gelin 2013 yılında yaşanan o olayı hatırlayalım: Guardian Gazetesi hükümetin vatandaşlarını yasa dışı yöntemlerle izlediği üzerine bir haber yapıyor. (Bizdekine göre çok daha küçük bir olay) Sonra ne mi oluyor? Gazetenin genel yayın yönetmeni mahkemeye verilme tehditlerinden sonra geri adım atıyor ve o bilgilerin olduğu diskler ibreti alem için matkaplarla imha ediliyor. Peki bu emri kim veriyor? Bizzat Başbakan David Cameron veriyor. Hadi şimdi bir daha anlat bakalım bize şu ifade özgürlüğünü Turner efendi!

 

(Kaynak BBC: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2013/08/130821_guardian_basbakan)

 (Konu çok uzadığı için Zarrab konusunu bir başka yazıya bırakalım) 

 

Ölen Müslüman'sa...

Özetle sevgili okurlar, İngiliz'in derdi ülkemizdeki ifade özgürlüğü falan değildir. Onun ve efendilerinin derdi, kendi sömürü düzenlerine engel olma potansiyelindeki ülkelerin faaliyetlerine taş koymak ve bu uğurda kendi yanlarında olanlara da açıkça destek verdiklerini göstermektir.

Örnekleri çoğaltmak mümkün, Irak'ta, Suriye'de, Afganistan'da, Libya'da, Filistin'de, Afrika'da ölenler de onların umurunda değil. Amerika'da ya da Avrupa'da 3-5 kişi öldü mü bayraklar yarıya iner, kol kola yürürler ama bir günde Müslüman ülkelerde yüzlerce kişi öldüğünde kılları bile kıpırdamaz. Aslında bunda da şaşacak bir şey yok çünkü bütün bu ölümlerin arkasında da onlar var. Dünyadaki tüm bu nefretin de, savaşların da, akan kan ve gözyaşının da arkasında hep o kahrolası sömürü düzenleri var. O yüzden bu hak ile batılın savaşı kıyamete kadar devam edecek. Sular tersine kısa süreli akıtılsa da, su akıp yatağını bulacak ve elbette Allah nurunu tamamlayacak. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192