Bu haber kez okundu.

Bakan Çelik: "Küresel vicdan sınıfta kaldı"
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Atina’da gerçekleştirdiği basın toplantısında, "Dünyanın gözü önünde küresel vicdan sınıfta kaldı. Ölümden kaçan insanları kucaklamak konusunda, onların ihtiyaçlarını gidermek konusunda sınıfta kalmıştır. Üstelik Türkiye 3 milyon kişiyi kabul ederken AB’nin yüksek değerlerini yüksek sesle seslendiren pek çok ülke 200-300 kişi ya da bin kişi almak için referandum yapmaktan bahsediyor. Bu utanç tablosudur" dedi.
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik Atina’da basın toplantısı gerçekleştirdi. Yunanistan’la ilişkilerin doğal seyri içinde ilerlediğini ifade eden Bakan Çelik, "İzmir-Selanik arasında feribot seferlerinin başlayacak olması, Türkiye tarafında İzmir Limanının kendi sahasına giren kısmında belli bir yolcu sayısı garanti edilmek şartıyla indirim yapılabileceği konusunda bir yaklaşım var. Aynı şekilde İstanbul-Selanik arasında hızlı tren hattının gerçekleşmesi halinde iki halkın birbiriyle daha çok kaynaşması, birbirini daha çok tanıması halinde daha olumlu adımlar atılmış olacak" dedi.
Batı Trakya’daki Türk azınlığı konusuna da değinen Bakan Çelik, "Burada belli bir entegrasyon çerçevesinde onların etkin ve dini kimliklerinin korunmasına her zaman hassasiyet gösteriyoruz. Müftülerimizi kabul ettim, onlarla görüştüm. Bilinen sorunlar üzerinden geçtik. Bu azınlıklar söz konusu olduğunda, Türkiye’deki hakların verilme biçimi ve hakların standardı hiçbir Avrupa ülkesinde yoktur. Geçmişte haksız yere el konulan mallar iade edilmiştir. Vakıflar konusunda iyileştirmeler yapılmıştır. Nitekim en son Gökçeada’da son 4 öğrenci için okul açılmıştır. Biz Yunan makamlarından da özellikle çift dilli okulların açılması konusunda, Türk isminin kullanılması konusunda engellerin kaldırılması konusuna, seçilmiş müftülerin saygınlığının korunması konusundaki hassasiyetlerimize saygı gösterilmesini bekliyoruz" dedi.
"Doğal olmayan, büyük bir entegrasyonun gerçekleştiği önemde Avrupa başkentinde cami olmamasıdır"
Atina’da cami yapılması için kanun çıktığını ve ilerleme kaydedildiğini bildiren Bakan Çelik, "Fakat dün ırkçı kesimler o cami arsasını işgal etmişler. Bir Avrupa başkentinde kilise olması gibi, havra olması gibi caminin de olması doğaldır. Doğal olmayan bu kadar büyük bir entegrasyonun gerçekleştiği bir dönemde Avrupa başkentinde cami olmamasıdır. Bu kimsenin dini ve etnik kimliğini ya da toplumsal barışını tehdit etmez. Bunun tam tersine toplumsal barışa ve diyaloga daha fazla hizmet eder" ifadesini kullandı.
"Bu ırkçı tutumlara karşı paylaştığımız ortak değerleri, demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devleti gibi ilkeleri tehdit eden bu ırkçı tutumlara karşı daha net tutum alınmasında fayda olduğunu değerlendiriyorum" diyen Bakan Çelik, Kıbrıs müzakerelerinin sürdüğünü, Türkiye’nin her zaman yapıcı bir yaklaşım içinde olduğunu aktardı.
Bakan Çelik, "Orada iki halk var, bu iki halkın egemenlik haklarına ve siyasi pozisyonlarına, hukuki haklarına uygun bir şekilde bu sürecin yürümesi lazım. Şimdiye kadar yürütülen meselelerde, AB meselesinde, diğer toprak gibi konularda olumlu ilerlemeler sağlandığı her iki taraf tarafından da ifade ediliyor. Güvenlik meseleleri ve toprak meseleleri 5’li formatta ele alınacaktır. Ama şimdiye kadarki havanın BM de dahil 3 taraf tarafından da olumlu şekilde değerlendirildiğini görüyoruz. Bizim burada ki yaklaşımımız bu iki eşit halka dayanan parametreler çerçevesinde, hakkaniyet çerçevesinde bir sonuca ulaşılmasıdır" ifadesini kullandı.
"AB’nin gönderdiği mali kaynaklar maalesef çok yavaş işliyor"
Yunanistan ile ortak paylaşılan konulardan birinin de göç meselesi olduğunu aktaran Bakan Çelik, "Burada esas yükü biz çekiyoruz. Bizden sonra da Yunanistan çekiyor. Türkiye’de 3 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yapıyoruz, bunların 800 bini çocuktur. Bunların 500 bini eğitim hakkından mahrumdur. AB makamlarına sık sık çağrı yaptım. Bunların eğitimi için gereken mali kaynağın ayrılması lazım. Fakat AB’nin gönderdiği mali kaynaklar maalesef çok yavaş işliyor" dedi.
2.24 milyon Euro taahhüt ettiklerini ifade eden Bakan Çelik, "Taahhüt etme, söz verme ve proje yapma sahada bu paraların bu insanlara ulaşması anlamına gelmiyor. Yakın zamana kadar sahada harcanan para 182 milyon Euro. Türkiye devlet ve sivil toplum olarak yaklaşık 25 milyon Euro para harcamışken, Türkiye’ye gelen para 512 milyon Euro civarındadır. AB’den gelen yardımlarsa, Türk kurumlarına gelen sadece 12 milyon Euro en son Göç İdaresine gelmişti. Pazartesi günü 120 milyon Euro ve 80 milyon Euro Sağlık Bakanlığına ve Eğitim Bakanlığına. Bunlar durumun aciliyeti karşısında hiçbir etkisi olmayan mekanizmalardır" açıklamasını yaptı.
Bakan Çelik, "Yunanlı muhataplarımızla konuştuğumuzda gördüğümüz şudur. Yunanistan da yalnız bırakılmıştır. Adeta AB’de müthiş bir rehavet var. Nasılsa bu yükü Türkiye ve Yunanistan paylaşıyorlar veya bir şekilde mültecilerin gelmesini engelliyorlar diyerek üzerlerine düşen hiçbir sorumluluğunu yerine getirmiyorlar. Bu başlı başına ayıp diyebileceğimiz bir tablodur. Arkasından daha tehlikeli bir iş oluyor. Demokratik değerlerin paylaşıldığı partiler bu mültecileri, ölümden kaçan insanları canavar gibi gösteren bir takım afişlerle aşırı sağı yükseltiyorlar, İslamafobiayı yükseltiyorlar. Yabancı düşmanlığını yükseltiyorlar. Bu AB’nin geleceği için tehlikedir." dedi.
"Dünyanın gözü önünde küresel vicdan sınıfta kaldı"
Bakan Çelik açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Dünyanın gözü önünde küresel vicdan sınıfta kaldı. Ölümden kaçan insanları kucaklamak konusunda, onların ihtiyaçlarını gidermek konusunda sınıfta kalmıştır. Üstelik Türkiye 3 milyon kişiyi kabul ederken AB’nin yüksek değerlerini yüksek sesle seslendiren pek çok ülke 200-300 kişi ya da bin kişi almak için referandum yapmaktan bahsediyor. Bu utanç tablosudur. Yüksek sesle mültecilerin tel örgülerle sınır dışında bırakılması ya da NATO ordularıyla engellenmesi gibisinden bu çağa yakışmayacak söylemler dillendiriliyor. Bu insanlık sınavıdır. Türkiye bu insanlık sınavını alnının akıyla geçmiştir"
Bakan Çelik Türkiye’nin AB ilişkilerinin en güçlü şekilde bağlanması gerektiğini bildirerek, "Avrupa’da yükselen aşırı sağcılık gibi akımlar ortak demokratik değerleri tehdit ediyor. Güneyde yükselen terör dalgası DEAŞ gibi terörist örgütlerin, PKK gibi terörist örgütlerin PYD gibi terörist örgütlerin yükselttiği terör dalgası ortak değerlerimizi tehdit ediyor. Avrupa coğrafyası, Avrupa güvenliği ve Avrupa değerleri sıkışmış gözüküyor. Tüm bu kısır döngüyü değiştirecek olan Türkiye ile AB arasındaki yakınlaşma ve daha güçlü bağlarla bunun gerçekleşmesidir. AB’nin karşı karşıya kalması ancak ve ancak Türkiye ile yakın işbirliği içinde olmasıyla mümkün olmuştur" ifadelerini kaydetti.
Vize serbestisi konusuna da değinen Bakan Çelik, "Vize serbestisi konusu gerçekleşmezse Türkiye’nin geri kabul anlaşmasını feshedeceğini söyledik. Türkiye’ye vize serbestisinin verilmesini istemeyenler oradaki ırkçı ve islamofbik çevreler. Bunlar gerçeğe dayanmayan söylemlerle bütün Türkiye’deki insanlar Türkiye’yi terk edecek ve Avrupa’ya yerleşecek gibi propaganda yapıyorlar. Kimse Türkiye’yi bırakıp da Avrupa’ya gitmez" açıklamasını yaptı.
15 Temmuz’u anlatmak için Bratislava’da bulunduğunu hatırlatan Çelik, burada en önemli desteği Yunanistan Dışişleri Bakanının verdiğini belirterek, teşekkürlerini sundu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.