Merhum Zati Sungur'u bizim yaş gurubumuz ve üstü mutlaka bilir. TRT dönemlerinde ekranlarda izleme şansımız olmuştu ve Zati Sungur ile gurur duyar övünürdük çocukluğumuzda ve gençliğimizde okuduğumuz mecmualardan biride sihirbazlar kralı Mandrake'ydi. Oysa bizim memleketimizden çıkan Zati Sungur gerçek manada dünya sihirbazlar kralı unvanına sahipti. Sevgili dostum Hüsnü Sungur'un ve Adalet Partisi Milletvekili ve Ticaret odası eski başkanımız Hüseyin Suat Sungur öz amcaları olan Zati Sungur'u rahmet ile anarken yazımızda başarılarını ve geçmişini anarken sizleri de gülümsetecek anekdotları yazacağız.

10 Mart 1898 tarihinde Bursa'da doğan Zati Sungur'un sihirbazlık sanatına merakı ilkokul yıllarında başlar; küçük sihirbazlık oyunları öğrenip okulda arkadaşlarına

Sunar, ancak sonraki yıllarda, giriş sınavını birincilikle kazandığı deniz astsubay okuluna başlayana kadar geçen sürede sihirbazlıkla pek ilgilenmez, orada ise tekrar

küçük manipülasyon oyunları yapmaya başlar. İstanbul'daki Deniz Gedikli Okulu'nun Makine Bölümü'nde okurken, I. Dünya Savaşı sırasında 1916 yılında, denizaltı stajı için Almanya'ya gönderilir. Savaştan sonra Almanya'nın Türkiye ile bağlantısı kesilince orada kalır, önce ortopedi atölyelerinde sonra da Köln'deki Humboldt makina fabrikasında çalışır, bu arada sihirbazlığa olan ilgisi artmıştır, sürekli bu konuda kitaplar okumaya, başka sanatçıları izlemeye ve gösteriler yapmaya başlar. Bir süre sonra profesyonel bir illüzyonist olarak çalışmaya başlar, 1920'de Berlin WinterGarten'deki gösterisi ile büyük üne kavuşur.

Bir grup sanatçıyla birlikte turneye çıkar; Fransa, İtalya, İspanya, Kuzey Amerika ve oradan da 1922 yılında Güney Amerika'ya gider. Orada kendi kadrosunu oluşturup, iki saat süren gösterisi, yaklaşık 10-12 yardımcısı, iki kamyonu dolduran 10 ton malzemesi ile Güney Amerika'nın değişik ülkelerinde, Şili, Paraguay, Brezilya ve Arjantin'de sahneye çıkar. Önce Kont Sati Von Richmond sonra da Zati Bey adı ile büyük ün kazanır. 1924 yılından itibaren geliştirmeye başladığı "İnce Model Kız Kesme" oyununa son şeklini 1930'da verir; bu, sihirbazlık sanatına dünya çapındaki bir katkısı olacaktır.

7 Mayıs 1936 tarihinde Türkiye'ye döner, ülkesindeki ilk gösterilerini Fransız Tiyatrosunda (Ses Tiyatrosu) gerçekleştirir, ünü hemen yayılır, bir gece Atatürk ve maiyeti için de gösteri yapar; çok övgü alır, ayrıca ömür boyu belediye rüsumu muafiyeti hakkıyla da ödüllendirilir.

Zati Sungur hem Anadolu'da, hem Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde, hem de Kıbrıs ve Ortadoğu'da turnelere çıkar.

1938 yılında, sahnede asistanlığını yapan Necla Hanım'la evlenir, bu evlilikten iki kız çocuk sahibi olur. 1966 yılında, Dormen Tiyatrosundaki gösterilerinin ardından aktif sahne yaşamına son verir. Kurduğu Universal Sihirbazlık ve İllüzyon Hünerleri Stüdyosu'nda ürettiği sihirbazlık araçlarını halkının kullanımına arz eder ve bu stüdyoyu da Doğu Avrupa ve Ortadoğu'nun en büyük illüzyon imalat ve dağıtım merkezi haline getirir. Stüdyosunun sihirbazlık araçlarını tanıtan zengin içerikli Sihirbazlık ve İllüzyon Hünerleri Kataloğu'ndan başka Salon Oyun ve Eğlenceleri adında bir "yakın sihirbazlık" kitabını da yayımlar.

1975 yılında, Avrupa'nın en saygın illüzyon kongrelerinden biri olan Karlovy Vary İllüzyonistler Kongresi'nde (Çekoslovakya), geliştirmiş olduğu "Sihirli Zarlar" oyununu sunar ve büyük ödüle hak kazanır. 1981 yılında da yine Karlovy Vary İllüzyonistler Kongresi'nde "Sihirbazlar Kralı" unvanına layık görülür.

Sanatı ve kişiliği ile Türk halkının çok sevip saydığı ve 6 Temmuz 1984 gecesinde Erdek'de yeğeni Hüsnü Sungur'un kollarında aramızdan ebediyen ayrılan Zati Sungur'un özel olarak yetiştirdiği bir talebesi olmamıştır. Ya da bir başka deyişle tüm Türk illüzyonistleri onun talebesidirler.

Zati Sungur bir taraftan Dünya'yı gezerken arada sırada Tahtakale'deki evlerine gelip gitmeye devam eder ve her gelişinde mutlaka bir muziplik yapar evlerinin yakınında bir yumurta toptancısı esnaf vardır dükkana uğrar selam verir eline bir yumurta alıp kırar ve içinden bir altın çıkarır esnafın göreceği şekilde  ‘O yumurtalar iyiymiş’ der ve muzipçe gülümseyerek 11 tane daha alıp parasını verir, dükkandan çıkar. Yumurtadan çıkan altını gören esnaf durur mu? Dükkanda bulunan yaklaşık bir kamyon yumurtanın tamamını altın bulma hevesiyle kırar fakat nafile ne altın bulmuştur nede başka bir şey sermayesi giden esnaf akşam üstü Hüsnü Sungur'ların eve geliyor; kapıya vuruyor ve tartışma büyüyor Baba Sungur gürültüye iniyor olayı öğreniyor ve yumurtaların parasının tamamını ödüyor. Gece eve gelen Zati Sungur’a kızarak ne yaptın yumurtacıya diyor, Zati Sungur'un cevabı “Bak ne güzel şimdi ikinizde beni unutamazsınız” oluyor...

Zati Sungur'un Tahtakale'ye başka bir gelişinde evden çıkıp yandaki berbere uğrar içerde sıra vardır ve berber bir müşterisini tıraş etmektedir diğer müşterilerde beklemektedir, Zati Sungur yine muzipçe ‘Benim acelem var ama tıraş olmam lazım’ der Berber beklediği cevabı verir sıra var sen yabancı değilsin biraz bekle der. Zati Sungur tam istediği cevabı alır ve peki madem der bir hokus pokus ile kendi kafasını elleri ile tutarak gövdesinden ayırıp masanın üstüne bırakıp tamam benim sıram gelince kafamı tıraş edersin der. Olayın şokunu yaşayan berber yere düşer ve kalp krizi geçirir müşterilerin çabası ve ambulansın gelmesiyle hastaneye zor yetiştirilen berber uzun bir zaman hastanede yatarak zorla hayata döndürülür. Zati Sungur'u rahmetle yad ediyoruz. Esen kalın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246