banner252

Geçtiğimiz günlerde Denetleme kurulu başkanlığını yaptığım İşçi hakları derneği başkanı İsmail Doru ile özel bir hastaneden kumandalı hasta yatağı aldık, sebebi ise yaşlı bir hastanın bu kumandalı yatağa ihtiyaç duyma sebebiydi. Hastaneden yatağı alıp kamyonete yükledik ve İsmail Doru'ya hastanın adresini sordum. ''Yeşilova Mahallesi çeşme sokak'' deyince. Bildiğim bir adres olduğunu söyleyip derinden maziye dalıp düşündüm. Yıllar önce yani 1989 da Siirt'te askerdim izine geldiğimde bu sokakta oturan asker arkadaşımın ricası ile Annesini ziyaret edip mektup vermiştim.

Aradan 30 yıl geçmiş bahsettiğim arkadaş ile tanışmamız biraz enteresan olmuştu, kendisi benden üç tertip eskiydi o martta askere gelmiş ben ise Kasım sonu itibarı ile silah altına girmiştim. Usta birliği Siirt'e ilk gittiğim gündü, gazinoda oturuyordum o günde denetleme varmış, arkadaşımız gelip koğuşa yanlamasına üstelik botları ile iki ranzaya uzanmış ve o şekli ile yakalanıyor. Tokat sesleri ve bağrışmaları duyuyorum ama kimseyi görmüyorum olay üst katta gelişiyor içimden ''eyvah galiba kötü bir yere geldim'' diye geçiriyorum.! Akşam yemekhaneye gidiyoruz ekmek yerine peksimet veriyorlar, tatlı desem tatlı değil, tuzlu desem tuzlu değil, yemekte ekmek yeri,ne ilk kez böyle bir şey görüyorum, giderek karamsarlığa kapılıyorum üç gün boyunca peksimet veriliyor. Meğer Tugay da fırın bozulmuş bu sebeple peksimet veriliyormuş.

Askerliğe yavaş yavaş alışıyorum, Astsubay Hüseyin Şahin eşliğinde benzinliğe gidiyoruz tugayın içinde ve koruması da bizim bölüğe ait, yirmi asker uygun adımla yürüyoruz, Astsubay '' Oğlum Doğan Akbaş yahu biraz adam ol geçen denetleme de uyurken yakalandın, dün benzinlik nöbetinde gündüz uyurken bölük komutanına yakalandın ve silahın alında yahu her taşın altından sen çıkıyorsun akıllı ol biraz.'' Astsubay iyi bir insan ve Doğan Akbaş'a üzülüyor aslında ve hem kızıyor hem nasihat veriyor. Bende kim bu doğan Akbaş acaba diyorum yirmi kişinin içinde birlikte yürüyoruz ama hangisi acaba? diyorum. Akşam gazinoda oturuyorum o yıllarda video oynatılıyor ve bir film izleme bölüğe katkı amaçlı yüz lira, bir bardak büyük çay da yüz lira, ücreti ödedim filmi bekliyorum. Yanıma bir asker merhaba diyerek yaklaştı ''acaba rica etsem benim film paramı da öder misin?'' yüzüne baktım gülümseyerek ''olur tabi buyur birde çay söyleyeyim'' dedim. Yüzünde şaşkınlık ve mutluluk aynı anda okundu ardından elini uzatıp ''ben Doğan Akbaş, Bursa lıyım'' dedi.!

Doğan Akbaş deyince ben kahkahayı attım ''demek şu meşhur Doğan Akbaş sensin'' dedim gülümseyerek.

-Sen nerelisin

-Ben Ankara lıyım ama Bursa da oturuyorum

-Hemşehriyiz demek neresinde oturuyorsun?

-Hipodrom da, ya sen?

-Yeşilova mahallesinde 

-Yakınmışız yürüyerek on dakika mesafe

-Yeşilova dan tanıdıkların var mı?

-Şenol Erdem babası Rekor fabrikasında bekçiydi

-O da burada asker Murat binbaşı nın postası

-Hüsnü vardı babası Kore gazisi

-Tanırım bak bizim gazinoda ki çaycı Nizamettin'in Teyzesinin oğlu

-Şişko Metin

-En iyi arkadaşım....

Ve böylece muhabbetimiz sürdü gitti ben Tugay da iki ay durduktan sonra araziye karakola geçtim, Doğan Akbaş'a her zaman yardımcı oldum biraz sempatim de vardı, Doğan kimi zaman çok içine kapanıyordu dertli olduğunu fark ediyorduk ama kimseye bir şey de söylemiyordu, Benzinlikte gündüz uyuyup silahını Yüzbaşı ya kaptırdığı için 25 gün ceza evinde yattı, çıktığında bir hayli zayıflamıştı, Artık teskere ciydi ve son üç ayında bizim yanımıza göndermişlerdi, yanımızda iştahı açılmış normal yemeği ona yetmiyor kendi yemeğimin yarısını ona veriyor, hatta ona daha fazla yemek verilmesini söylüyordum. Üç ayda kendini iyice toparladı ve kendisine çok güzel bir uğurlama töreni yaptık, ayrılırken bana sarılıp ağladı, belkide ömrü boyunca öyle bir itibar görmemişti.

Sivil hayatta da karşılaştık elbette arada benim iş yerime gelirdi, özünde iyi bir insandı, kimi zaman hayallerini anlatırdı, bir otoboya atölyesi açmak istiyordu, ara ara görüşürdük ve uzun zamandır haber alamadım. Telefonu da yoktu. Yazının başında Çeşme sokak denilince Doğan Akbaş aklıma gelmişti Çeşme sokakta ki hasta evini bulduk yatağı indirdik, hasta nı oğluna ''benim bu sokakta asker arkadaşım vardı ama uzun zamandır görmüyorum adı Doğan Akbaş.'' Hasta nın oğlu ''abi tanıyorum ama o rahmetli oldu.!'' deyince inanamadım. ''nasıl olur?''diye gayri ihtiyari bir soru çıktı ağzımdan ve aldığımız cevap ''kanserdi abi'' oldu. Çok üzüldüm ve Doğan'ın anlatmadığı derdi anne ve babasının ayrılmış olmasıydı, aslında iç dünyasında bunu kaldıramamıştı. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olur inşallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246