Türkiye – İsrail anlaştı. Şimdi anlaşmanın iki ülke yetkili organlarında onaylanarak hayata geçirilmesi sürecini izleyeceğiz. Uzlaşmanın resmiyet kazanmasıyla yaşanan küslük ortadan kalkmış olacak.

Lafı uzatmadan bu anlaşma için “Türk Devleti’nin menfaatleri doğrultusunda atılmış bir adım” değerlendirmesini yapalım. Türkiye “önce can sonra canan” mantığıyla hareket ederek son yıllarda dış politikada yaşanan olumsuz gelişmelere de olumlu katkıda bulunabilecek bir uzlaşıya karar verdi. İsrail anlaşması, değişen Ortadoğu şartlarında Türkiye’nin kendi menfaatini düşünerek attığı bir adımdır.

Anlaşmasının İsrail tarafında hoş karşılanmadığı manzarası var. İsrail medyasına yansıyan tepkilere bakıldığında bu sonuç akla geliyor. “İsrail teslim olmuştur” diyenlere, “Türkiye diplomatik zafer kazandı” yorumunu yapanlara rastlıyoruz. “Erdoğan’ın zaferi” olarak lanse eden İsrailliler de var.

Sahnelenen bu tablo çok da gerçekçi değil. İsrailliler her ne kadar şikayet eder görünseler de genel memnuniyet içinde olduklarını düşünüyorum. Türkiye’de de eleştiriler var. Lakin iki taraf bir uzlaşmaya varmak istiyorsa “benim dediğim olacak” diretmesinde bulunması düşünülemez.

Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Mavi Marmara saldırısı sonrası Türkiye’nin taleplerinin karşılandığı bir anlaşmadır. Devletten devlete işleyen bir süreç söz konusudur” yorumunu yaptı. Külünk telefon görüşmemizde, Türkiye’nin Filistin hassasiyetinin devam ettiğini, İsrail anlaşmasının Gazze’nin nefes almasına, yeniden imarına vesile olacağını kaydetti.

Külünk’ün diğer önemli tespitiyse şöyle oldu:

“Türkiye’nin dış politikasında son 4 senede ortaya çıkan meselelerin yönetilmesinde de önemli bir adım. Benzer iyileşme Rusya ile de olacak. Ardından Suriye meselesinde Türkiye’nin tezleri doğrultusunda ilerleme yaşanacak. İsrail ile diplomatik ilişkilerin yeniden başlaması daha çok İsrail’in Türkiye’ye ihtiyacından kaynaklanmıştır. Yahudi devletinin özür dilediğine kolay kolay tanıklık edilemezdi. Bu olayda Türkiye’den özür dilenmiştir. Bunda Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlı tavrı etkin olmuştur. İsrail Türkiyesiz bu coğrafyanın şekillendirilemeyeceğini kabul etmiştir. Doğu Akdeniz’de İsrail’in adım atması Türkiye’ye bağlıdır.”

Külünk, Başbakan Binali Yıldırım’ın “Dostları çoğaltacağız” açıklamasını da hatırlatarak yaşanan sürecin Binali Bey’i haklı çıkardığına dikkat çekti.

Tabi işin bir de terör boyutu var. Türkiye’nin şu anda en öncelikli konusu terörü tasfiye etmek. Terör örgütlerinin güç odaklarıyla bağı ortadan kaldırıldığında terör örgütlerinin hayat şansı kalmayacak. Başka bir ifadeyle dermansız kalacak. Nitekim, Metin Bey’de dış politikada birbiri ardına gelen barış adımlarının ardından terör desteğini de ortadan kaldıracağı görüşünde. Tabi burada, “Demek ki güç odakları terör örgütlerinin etkin hale gelmesinde hatırı sayılır desteğe sahipmiş” fikrine de ulaşıyoruz. Bu zaten Türkiye’de her vatandaşın bildiği ve kabul ettiği bir gerçek. Terörle Türkiye’den taviz koparma amaçları sekteye uğratıldı. Sonuçta devletlerin birbirlerine olan ihtiyaçları ekseninde bir uzlaşı yolu bulundu.

Tabi ilişkilerin düzelmesi Türkiye’yi atalete de sürüklememeli. Her daim güçlü ve kendine yeter bir ülke olma çabaları da devam etmeli…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.