Türkiye, depremselliği yüksek olan bir bölgede…

Japonya'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne kadar olan hatta Kuzey Anadolu Fay Kuşağı bulunmaktadır. Doğu Akdeniz bölgesinin önemli bir kuşağı olan bu fay hattı, tektonik bir aktivite alanıdır.

Fayın oluşumunu incelemeye yönelik olarak çok sayıda jeolojik, jeofiziksel ve jeodezik çalışmalar yapılmış ve bu konuda bu yöndeki çalışmalar hala devam etmektedir.

Ülkemizde de depremlerin meydana gelmesinden dolayı  deprem konusu sürekli gündemdedir.

Ülke insanı olarak çok büyük depremler yaşadık…

Türkiye’de  Çaldıran, Erzincan, Van depremleri ve 17 Ağustos büyük marmara depremleri hafızalardan hiç silinmedi.

İzmir ve Denizli depremi en son yaşadığımız depremler oldu.

Bu depremler büyük can ve mal kayıplarına, ekonomik kayıplara, sosyal ve psikolojik travmalara neden oldu.

Bir  kez daha yaşamamak için hem hükümette hem kamuoyunda deprem bilinci sürekli uyanık tutulmalı ve depremle mücadele sürekli ve sürdürülebilir hale getirilmelidir.

Peki bir deprem ülkesi olan Türkiye’de bunun için neler yapılıyor?

Bunun için deprem bilimcileri, jeofizik uzmanları ve illerin Kent Konseyleri çeşitli çalışmalar yapıyor, ‘depremin farkındalığını artırmak için’ önemli katkılar sağlamaya çalışıyorlar.

Bursa’da durum ne!

Bursa Kent Konseyi tarafından bir etkinlik düzenlendi.

Düzenlenen etkinlikte, 17 Ağustos 1999 depreminin neden olduğu zararlar ile Bursa’nın deprem konusunda taşıdığı riske dikkat çekildi.

 Bursa Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan, Bursa’daki birçok kişinin depremin zararlarını bilmediğini ifade etti.

Başkan Orhan, özelikle gençlere depremi hatırlatmak için bu toplantıyı düzenlediklerinin altını çizdi.

Depremin ülkede ve Bursa’da neden olacağı muhtemel zararlar ile bunlara karşı alınacak tedbirlerin hayati önem taşıdığını vurgulayan Orhan, bu konuda önemli uyarılarda bulundu.

Orhan: “70’li yıllardan sonra gelişen yoğun göçe karşı maalesef planlı arsalar ile projeli inşaatlar yapılamadı. Burası bize değil bizden sonraki nesle ait. Biz ne kadar güzel bir şehir bırakabilirsek, evlatlarımız daha güzelini sonraki nesillere aktarır. Bizler geçiciyiz, şehir ise kalıcı. Bu toplantıda, kalıcı şehrin nasıl en iyi şekilde imar edileceği noktasında arkadaşlarımız gerekli teknik bilgileri verdi. Biz de bu ortamın oluşması için Bursa Kent Konseyi olarak elimizden gelen katkıyı sağlayacağız” dedi.

Toplantıda Bursa Teknik Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Müdürü Doç.Dr. Beyhan Bayhan ise toplantının ‘depremin farkındalığını artırmak için’ düzenlendiğini ifade etti.

Bayhan,herkesin İstanbul’da gerçekleşecek muhtemel depremi konuştuğunu fakat Bursa’yı bekleyen deprem tehlikesinin İstanbul’dan az olmadığını kaydetti.

Bayhan:  “Bilgimiz, Marmara Havzası’nda 7’den büyük deprem olacağı yönünde. İnşaatları çok daha sağlam yapmamız gerekiyor. Fay hatlarına fazla odaklanıyoruz. Faylar tabii ki önemli fakat şu anda deprem olacaksa, ihtiyacımız güvenli yapılardır. Yapılarımızı daha güvenli hale getirmemiz gerekiyor” diye konuştu. Bursa’daki kentsel dönüşüm çalışmalarının getirisi yüksek bölgelerde yoğunlaştığını, bunun yanlış olduğunu dile getiren Bayhan, “Daha az güvenli yapılar var. Bunlardan başlamak lazım” şeklinde konuştu.

Ayrıca  Bayhan, konuşmasında bir başka önemli konuya daha dikkat çekti.

 Şehir hastanelerinin altında yer alan sismik izolatör uygulamasının tüm kamu binalarına örnek olması gerektiğini de dile getirdi.

Bu hususta depremle mücadele süreklilik gerektirir. Çünkü dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya Deprem Kuşağı üzerinde bulunan Türkiye’de büyük depremlerin nerede, ne zaman olacağını önceden kestirebilmek, bugünkü teknoloji ile ne yazık ki olanaklı değil.

Bu kadar hassas bir konu olan deprem gerçeğini unutmamak ve gerekli adımların ivedilikle atılması kaçınılmazdır.

BİR BAŞKA KONU DEPREM ÖNCESİ BELİRTİLER

Dperemle ilgi diğer bir konu ise depremin belirtileri var mı yok mu? Sorusu ve verilen cevaplardır.

Bilim adamlarının sürekli olarak ayrılığa düştükleri bu konuda kimleri “deprem önceden anlaşılmaz!” derken kimileri ise “deprem önceden anlaşılabilir!” kanısında bulunuyor.

Deprem öncesinde doğadaki değişimler ve hayvanların havadaki iyon karışımı ya da elektromanyetik alandaki değişmeler veya yeryüzündeki çatlaklardan sızan gazların kokuları bazı hayvanlar tarafından algılanabilmektedir. Hayvanlar deprem öncesinde meydana gelen bu belirtilere karşı insanlara göre daha hassastır.

Biz de bu konuda biraz araştırma yaptık ve belirtileri üzerine şu sonuçlara vardık.

Böcek ve hayvan davranışları (1 saat-3 gün öncesi)

At, eşek, inek: Tasmalarını koparırlar. Ahır kapılarından dışarı çıkmak isterler. Tepelere doğru koşarlar.

Tavşan ve fare: Yapıların üst katlarına kaçışırlar. Direklere tırmanırlar. Yere inmek istemezler.

Domuzlar: Hızla yukarıya doğru koşarlar. Toprağı delicesine eşelerler.

Kediler: Kutu ya da çöp bidonu içine atlarlar. Top gibi sıkışıp, şiddetle titrerler.

Köpekler: Korku dolu havlarlar.

Balıklar: Göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzerler. Yılan balıkları ortadan kaybolur.

Ölü balık: Balıklar nedensiz bir şekilde ölürler.

Ördek, kaz, kuğu: Göle girmek istemezler. Göldekiler ölebilir.

İpek Böcekleri: Arka arkaya dizilirler.

Yengeç: Plajda yengeçler dolaşır.

Martılar: Çembersel olarak uçarlar.

Büyükbaş hayvanlar: 3-4 gün önce elektromagnetik ışınlardan etkilenmeye başlarlar.

Karıncalar: Yuvalarından dışarıya çıkarlar.

Gökyüzündeki değişimler (1 saat - 1 hafta öncesi)

Deprem ışıkları: Güneşin yeni doğup batışı gibi ışık hüzmeleri görülür.

Alev topları: Yanan bir kibrit alevi gibi alev topu görülür.

Deprem bulutları: Açık havada, kırılacak bölgenin üzeri bulutlanır.

Yıldırımlar: Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli oluşumlar görülür.

Gökkuşağı: Açık havada kısa gökkuşağı oluşur. Bunda yeşil, siyah, mavi renk egemendir.

Hava sıcaklığı: Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana gelir.

Ay, yıldızlar: Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elde tutulacak kadar yakın görünür.

Uğultu: Yerden anlam verilemeyen bir uğultu duyulur.

Bitki ve ağaç değişimleri (1 - 3 ay öncesi)

Meyve ağaçları: Erken çiçek açar ve erken meyve verir.

Ot ve ağaç dalı: Yüzeyleri kızarır, yanar.

Küstüm çieği (mimoza): Gündüz, deprem öncesi pörsür.

Deniz ve göl değişimleri (1 saat - 2 hafta öncesi)

Su basması: Bir iki hafta önceden kıyıları deniz basar.

Su çekilmesi: 1 ile 5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir.

Dalgalar: 1 ile 5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur.

Düz deniz: Deniz çarşaf gibi düzgün olur.

Hava kabarcığı: Deniz ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür.

Isınma: Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.

Yeraltı suları değişimleri (1 saat - 3 ay önceden)

Su verimi: 1 ile 4 litrelik verim artışı olur.

Basınç artışı: Su basıncında 1-1.5 barlık artış olur.

Su sıcaklığı: Olağan sıcaklığın 1-2 derece üzerinde ısınır.

Yeni kaynak: 1 ile 2 hafta öncesinden yeni kaynak oluşur ya da var olan kaynak kuruyabilir.

Su gazları: Karbondioksit, metan ve radon gazı içeriği artar.

Su tadı: Su acılaşır ya da tatlılaşır.

Suda koku: Çürük yumurta ve kükürt kokusu gelir.

Su kimyası: İletkenlik, radon, civa, helyum, karbondioksit artışı gözlenir.

Kabarcıklar: Su içinde hava kabarcıkları oluşur.

Dere suları: Kesilir, kurur ya da çoğalır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246