banner264

Allah Teala’ya Deli Dumrul’un bu sözleri hoş gelir. Azrail’e seslenir; ‘madem deli densiz benim birliğimi bilip şükür kıldı,  Deli Dumrul can yerine can bulsun, onun canı âzât olsun’. Azrail; ‘Bre Deli Dumrul Allah Teala’dan emir geldi. Deli Dumrul canı yerine can bulsun, onun canı âzât olsun dedi’ der. Deli Dumrul; ‘ YaHu ben nasıl can bulayım, ihtiyar bir babam, bir ihtiyar anam var. Gel gidelim, ikisinden biri canını verirse al, benim canımı bırakırsın’ der.

Deli Dumrul babasının yanına gelir, elini öper ve başlar anlatmaya; ‘Aksakallı aziz, izzetli canım baba, biliyor musun neler oldu! Küfür söz söyledim, Hak Teâlâ’ya hoş gelmedi. Gök üzerinde al kanatlı Azrâile emreyledi, Azrail uçup geldi. Benim akça göğsüme kondu. Hırıldatıp tatlı canımı alır oldu. Baba senden can dilerim verir misin? Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın?’.

Babası; ‘ Oğul oğul ay oğul, canımın parçası oğul. Doğuşunda dokuz erkek deve kestiğim aslan oğul. Altından pencereli otağımın sahibi oğul. Karşı duran kara dağım gerek ise, söyle gelsin Azrailin yaylası olsun. Soğuk soğuk pınarlarım Ona binek olsun. Katar katar develerim Ona yük taşısın. Altın gümüş para gerek ise Ona harçlık olsun. Dünya tatlı can aziz, canıma kıyamam böyle bil. Benden aziz benden sevgili anandır oğul,  anana var’ der.

Deli Dumrul babasından yüz bulamaz ve anasına gelir, durumunu anlatır. Anası; ‘Oğul oğul ay oğul, dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul. Dolma beşiklerde belediğim oğul, ak sütümü emzirdiğim oğul. Akça burçlu hisarlarda tutulaydın oğul. Pis dinli kâfir elinde esir olaydın oğul. Altın akçe gücüne dayanarak seni kurtaraydım oğul. Yaman yere varmışsın varamam,

Ben canımı kıyamam’ der ve anası da canını vermez.

Böyle olunca Azrail gelir Deli Dumrul’un canını almaya, ama Deli Dumrul; ‘aman!’ der. Azrail;  ‘Bre deli daha ne aman diliyorsun, aksakallı babanın yanına vardın can vermedi, ak burçaklı ananın yanına vardın can vermedi’. Deli Dumrul; ‘Hasretliğim vardır buluşayım, onun helalliğini alayım. Ondan iki oğlancığım var ısmarlayayım, onları sarıp sarmalayayım, ondan sonra benim canımı al’ der.

Atını sürer yarinin yanına gider, başlar olanları anlatmaya;  ‘Biliyor musun neler oldu! gökyüzünden al kanatlı Azrâil uçup geldi, beyaz göğsüme kondu,  benim tatlı canımı ister oldu. Babama ver dedim, can vermedi. Anama vardım can vermedi.

Dünya şirin can tatlı dediler. Şimdi yüksek yüksek kara dağlarım sana yaylak olsun, soğuk soğuk sularım sana içmek olsun. Tavla tavla koç atlarım sana binek olsun. Penceresi altın otağım sana gölge, katar katar develerim sana taşıyıcı olsun. Gözün kimi tutarsa, gönlün kimi severse sen ona varasın, iki oğlancığı öksüz koymayasın’ der.

Hasretliği başlar söylemeye; ‘Ne diyorsun ne söylüyorsun, göz açıp gördüğüm gönül verip sevdiğim, koç yiğidim şah yiğidim, tatlı damak verip öpüştüğüm, bir yastıkta baş koyup işveleştiğim. Karşı yatan kara dağları senden sonra ben neyleyim. Yaylar isem benim mezarım olsun. Soğuk soğuk sularını içer isem benim kanım olsun. Altın akçeni harcar isem benim kefenim olsun. Tavla tavla koç atına biner isem benim tabutum olsun.  Senden sonra bir yiğidi sevip varsam,  beraber yatsam alaca yılan olup beni soksun.  Arş şahit olsun, sekizinci kat gök şahit olsun, yer şahit olsun, gök şahit olsun, Kadir Tanrı şahit olsun.

Benim canım senin canına kurban olsun’.

Azrail yarinin canını almaya gelir. Deli Dumrul sevdiğine kıyamaz ve başlar Allah Teala’ya yalvarmaya; ‘ Yücelerden yücesin, kimse bilmez nicesin. Güzel Tanrı çok cahiller seni gökte arar ise de Sen bizzat müminlerin gönlündesin.  Dâim duran cebbar Tanrı, ulu yollar üzerine

imaretler yapayım senin için. Aç görsem donatayım senin için. Alırsan ikimizin canını beraber al, bırakırsan ikimizin canını beraber bırak.  Keremi çok kadir Tanrı’ der.

Hak Teala’ya Deli Dumrul’un sözü hoş gelir, Azrail’e emreyler; ‘Deli Dumrul’un babasının anasının canını al, o iki sevdalıya yüz kırk yıl ömür verdim’ der. Deli Dumrul ile hasretliği yüz kırk yıl daha birlikte ömür sürer.

Kalın sağlıcakla, sevgiyle, bereketle, huzurla…

Türk’ün varoluşundan itibaren taşıdığı erdemleri günümüze ulaştıran ve millî destan özelliği taşıyan Dede Korkut Hikâyeleri, Türk’ün “Töre kitabı” niteliğindedir. Dede Korkut Hikâyeleri, yüzyıllar önceki Türk toplumunun ortak vicdan, ortak akıl ve ortak dünya görüşüyle oluşturulmuştur. Kitap bir Mukaddime ve on iki hikâyeden meydana gelir. Kaleme aldığımız eser, on iki eserden biri olan ‘Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Destanı’dır.

‘Dede Korkut’un Delileri’, ‘Dede Korkut Hikâyelerinde Yer Alan Değerler’ vb. temel kaynaklardır.

Kalın sağlıcakla, sevgiyle, bereketle, huzurla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şerifenur Turan 1 ay önce

Duygulandırıcı ve çok güzeldi. Tebrik ve teşekkür ederim.

banner193

banner246

banner254