Konuya girmeden önce kısaca damar sertliğinden bahsetmek istiyorum.  Damarların iç yüzeyinde bulunan bir tabakanın altında ortaya çıkan bir birikintidir işin aslı. Bu birikintinin içinde yağ vardır, hücrelerin atık ürünleri vardır, güya oradaki sorunun çözümü için olay yerine gelmiş olan kalsiyum vardır, bağ dokusu adı verilen sert bir doku vardır...

Damarın iç yüzeyindeki bu birikintinin tıptaki adı plaktır. Söz konusu oluşumlar gitgide yaygınlaşabilir, bulundukları yerde büyüyebilir. Plakların büyümesi içinde bulunduğu damara başlangıçta hiç etki etmeyebilir. Zamanla kan akımı bu oluşumlar nedeniyle azaldığında ait olduğu damar hangi organı besliyorsa o damara ait sorunlar başlayabilir. Örneğin hafif bir çaba sarf edildiğinde göğüs ağrısı ve göğüste yanma olması, plağın kalp damarındaki kan akımını azaltması ile ilgili olabilir. Problem boyun damarlarında, beyinde, böbrek damarlarında, kol ve bacak damarlarında da olabilir.

Söz konusu plaklar parçalanabilir, içinde kan pıhtısı oluşabilir, damarın iç yüzeyinde genişçe bir yer kaplayıp kan akımını tamamen de durdurabilir. Böyle bir olay kalp krizi ve ya felce neden olabilir.

Dünyadaki tüm ölümlerin en az yarısı kalp damar hastalıkları dendiğinde akla ilk gelen iki hastalık olan kalp krizinden veya felçten olur.

Damar sertliği doğumla başlayan bir süreçtir aslında. Bu olayı hızlandıran faktörlere risk faktörleri diyoruz. Hipertansiyon, şeker hastalığı, hareketsizlik, sigara, aşırı alkol, aile öyküsü, sağlıksız beslenme, şişmanlık, insülin direnci, ağır ruhsal stresler, kanda LDL kolesterolün yüksek, HDL kolesterolün düşük olması belli başlı risk faktörleridir. Erkeklerde daha sık görülür. Menopoz sonrasında her iki cinste eşitlenir.

Şimdi gelelim tiroid fonksiyonları ile damar sertliği arasındaki bağlantıyı ortaya çıkaran ilginç çalışmaya... Hollanda'nın Rotterdam kentindeki Erasmus Üniversitesi Tıp Merkezinde yaklaşık 9 bin kişinin 8 yıl boyunca izlenmesine dayanan bu çalışma sırasında 1130 kişide kalp damar hastalığı tanısı konmuş, 580 kişi kalp damar hastalığı nedeniyle yaşamını kaybetmiş. Çalışma sırasında FT4 düzeyi yüksek kişilerde kalp damar hastalığına daha sık rastlanmış. Hatta FT4 yüksekliği ile henüz kalp damar hastalığına ait belirtilere rastlanmadığı dönem ( hadi biz buna gizli damar sertliği adını verelim ) arasında da bağlantı olduğu fark edilmiş.

Sonuç olarak özetle belirtmek isterim ki koroner arter hastalığına ait hiç bir bulgu olmadığı dönemde bile basit bir test, bu konudaki farkındalığın artmasına katkı yapabilir gibi görünüyor.

Selam ve saygılarımla.

         

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
GETAT 1 ay önce

Damarlarda oluşan plakların eritilmesi için Akdeniz bölgemizde yetişen Hayıt bitkisinin suları kullanılabilir. Hazır şişelenmiş " Hayıt tohumu suyu " içildiğinde plaklar erir ve damarlar çalışır duruma gelebilir Araştırma yapılsın...

banner234

banner246