banner252

“Hiçbir başarı rastlantı değildir.

Bu sözü çok severim ve önermesine de çok inanırım.

Kazandırma olasılıkları çok düşük olan şans oyunlarını bir kenara bırakırsak,bir düşünün bakalım yaşamınızda ki başarılarınızın kaç tanesi tesadüfen gelişmiştir?

Ben tesadüfün insan hayatında belirleyici rolünün çok olmadığını başarının kriterleri olduğunu düşünenlerdenim.

Mutlak başarı için derim ki;

İnanın; Kendinize, hedeflerinize , çalışanlarınıza inanın.

Dürüst olun; Öncelikle kendinize olmak kaydıyla müşterilerinize, çalışanlarınıza, topluma karşı dürüst olmanız her zaman size başarı getirecektir.

İşinizi sevin; İşinizi sevdiğiniz zaman daha mutlu ve başarılı olursunuz

İyi bildiğiniz bir iş kurun; bilgi olmadan otorite kurulamaz ve iş süreçlerinizi yönetmekte zorlanırsınız.

Misyonunuzu, Vizyonunuzu, hedef ve değerlerinizi iyi belirleyin; bunların hem sizin hem de çalışanlarınız tarafından içselleştirip kurum kültürü haline gelmesini sağlayın.

Müşteri odaklı olun; hem iç müşteri(çalışanlar) ,hem dış müşterinin memnuniyeti ,istek ve beklentilerinin karşılanmasını sağlayın.

Zamanınızı etkin ve verimli olarak yönetin; zamanınızın yaklaşık %20 sini operasyona ,%80’ini strateji geliştirmeye ayırın.

Kaliteye önem verin; Sürekli iyileştirme değişmez hedefiniz olsun, kurumunuzu, çalışanlarınızı ,iş süreçlerinizi sürekli iyileştirin.

Hatalardan ders alın; önemli olan hata yapılması değil, aynı hataların tekrar tekrar yapılmasıdır. Hata yapıldığında kök neden analizi yapıp tekrarlanmasını önleyin.

Yerinize personel yetiştirin; siz kurumda olmadığında işler sorunsuz olarak devam etsin, sizi ikame edecek personelleriniz olsun.

Organizasyon yapınızı iyi belirleyin; Hiyerarşik yapı, görev , sorumluluklarla beraber mutlaka yetkilerde belirlenmeli, her çalışanınızın mutlaka bir yedeği olmalı

Başkalarının fikirlerine önem verin; şunu hiçbir zaman unutmayın, “akıllı kişi kendi aklını kullanır, daha akıllı kişi başkalarının da aklını kullanır”, alanında uzman ve tecrübeli kişilerin fikirlerine başvurmanız hata yapmanızı önler.

Alçak gönüllü olun; Başak misali büyüdükçe başınız aşağı doğru eğilsin, alçak gönüllü olmanız sizin bir çok yerde çok daha kolay kabul görmenizi sağlar.

Adaletli olun; Adaletli olduğunuz sürece işyerinde çalışanlarınız arasında, birlik, beraberlik ve düzen olur, adaletin olmadığı yerde çatışma kaçınılmazdır.

İyi iletişim kurun; İki insan arasındaki en basit ve etkin iletişim gülümsemektir, olumlu iletişim kurun, olumlu iletişim sizi bedensel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı kalmanızı ve başarılı olmanızı sağlar.

Bu kriterlerin hepsini yerine getirdiniz ve hala şansa ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız,şansınızı zaten kendiniz yaratmışsınızdır;

Dönün bakın arkanıza,başardıklarınız sizi selamlarken müsterih olun.’’

Yukarıda ki satırlar Yönetim Akademisi kurucu ortağı Hüseyin Demirgıran’a ait.

Günümüzde işletmeciliğin temel kuramlarının da güncellenmeye ihtiyacı olduğunu düşündüğüm için sevgili Hüseyin’in her satırının altına imzamı atacağım bu yazısını paylaşmak istedim.

Ekonomik sürecin  bu denli kaygan zeminde seyretmesi işletmelerin geleceklerinden vurulma olasılığını çok kolay hale getiriyor.Ancak olay sadece aldım-sattım-kazandım üçlemesinden çok uzak artık.İşletmecilik sosyal bir bilim haline gelmiş durumda.

Rekabetin tavan yaptığı hatta zaman zaman haksız rekabete dönüştüğü,reel verilerin maniplasyonlara boğdurulduğu,işverenin ve iş görenin memnuniyet makaslarının ardına dek açıldığı piyasalarda nalıncı keseri işletmecilik mantığının yeri olmadığı artık aşikar.Her şey süt liman olsaydı da bu aşikarlık yine ortada duracaktı çünkü işletmeler insan doğasının birer parçası.Onunla gelişiyor,onunla evriliyorlar.

İçinde bulunduğumuz ekonomik durum kar zarar analizlerini çoktan aşmış ve işletmelerin beceri ile başarı kriterleri ayakta kalıp kalmadıkları ile ölçülür durumda olduğu için iş iki kere ciddi.

İşte bu ciddiyet bağlamında Demirgıran’ın önerilerini özellikle işletme sahibi okurlarımla paylaşmak istedim.

Deniz dalgalı;Gemiyi dalgalara kurban vermeden limana çekmek için daha da usta kaptanlar gerekiyor.İş limana girmekle de bitmiyor,gemiyi korumak için güçlü bir dalgakıran inşa etmek hayati önem taşıyor.

Kaptanı derya Hüseyin Demirgıran dalgakıranı yapmış seyir defterine de nasıl yaptığını yazmış.

Kıyı kaptanı olarak kalmak istemeyenlere duyurmakta bana kalmış.

Dalgakıran önemli,dalga geçmeye gelmez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246