Bugün bayram, Cumhuriyet Bayramı. Yeni bir yönetim biçimi olan Cumhuriyet'in kabul edildiği gün. 

Kime bayram?

Kendini yurttaş olarak tanımlayanlara ve kadınlara bayram.

Neden mi?

Çünkü kültürü, kalkınmışlık düzeyi ne olursa olsun, insanların ortak sayabileceğimiz iki büyük özlemi vardır. Bunların biri 'özgürlük' diğeri 'eşitlik'tir.

İnsanlık binlerce yıldır bu özlemlerine her gün bir adım daha yaklaşmak için amansız bir mücadele vermektedir.

Hele insanlığın yarısını oluşturan kadınların,  erkeklere göre, bu özlemleri çok daha büyük ve çok daha anlamlıdır.

Maalesef insanlık tarihinde 'din, milliyet, ırk, klan, aşiret, sınıf, bölgecilik vb...' bahane edilerek birçok zulüm yaşamıştır. Bu zulümlerden biri de 'cins ayrımcılığı'dır.

***

Evet bugün bayram. Kendini yurttaş sayanların ve kadınların bayramı.

Çünkü bu bayram, Anadolu insanının yapısal bir değişikliğe, bir özgürleşme sürecine girişinin en temel ve ilk adımı oluşturan günü anlatıyor...

Bilindiği gibi, her yönetim biçiminin bir meşruiyet temeli vardır. 19. ve 20. yüzyıl kral veya padişahların monarşik yönetimlerin sorgulandığı ve altenratif olarak, cumhuriyet yönetimlerinin egemenlik kurduğu bir dönemidir.

Bu ülkemizde Batı'ya göre oldukça geç olmasına rağmen, Ortadoğu ve Doğu ülkelerine göre hayli erken gerçekleşmiştir.

Cumhuriyetin yıktığı krallar/padişahlar rejimi feodalizmindir; siyasal modeli ise; ‘monarşi’dir.

Monarşi; "Bir Kralın veya Padişahın toplumu ve devleti yönetme yetkisini ailesinden ve dolaylı olarak da Tanrı'dan aldığını savladığı;  yasama, yürütme ve yargı kuvvetlerini tek elde bulundurduğu bir yönetim biçimi"dir.

Monarşilerde, devletin sahibi "kendini tanrının temsilcisi sayan, ilahi otorite - yani kralın/padişahın - hanedan"dır.

Bu yönetim biçiminde toplumun bireyleri “yönetimi belirleme hakkına sahip değil”dir.

Çünkü toplum bireyleri de, "yurttaş değil", kendini o ilahi otorite sanan hanedanın "kul"udur.

***

Bu kul olma sürecinde,  kadınlara ikinci bir kulluk daha yüklenmiştir. Kadınlar; miras hukukundan, mahkeme önündeki tanıklığa, oradan çok eşliliğe kadar, erkekler karşısında –uygulamada - yarım insan sayılmaktaydı. Meşrutiyet ile birlikte kısmi seçimlere geçildiği dönemde bile yurttaş sayılmamak, oy hakkına sahip olamamaktı onlara verilen değer...

***

Cumhuriyetle birlikte bir ülkenin insanı, ilk kez bu otoritelerin kulu olmaktan çıktı, anayasal güvenceleri olan, yurttaş olabildi.

Cumhuriyetle birlikte, artık tüm ülke halkı "kendi kaderini üstün otoritelere, kendini takdiri ilahilerin temsilcisi sananlara bırakmayan; yönetimi oyu ile seçen, yani toplumu yönetme hakkını sandığa ve yasal güvenceye alan" bir yurttaştı.

Kadınlar da, cumhuriyetle birlikte artık mahkeme karşısında, miras hukukunda yarım insan değil, evlilikte; toplumun eşit bir bireyi olarak temsil ediliyordu.

***

O yüzden bu bayram, kendini kralların/padişahların 'kul'u değil, bir devletin eşit 'yurttaş'ı olarak tanımlamayanların ve yarım insan olmaktan kurtulan kadınların bayramıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246