BRIC tanımlaması ilk olarak 2001 yılında Goldman Sachs Yönetim Kurulu Başkanı, ekonomist Jim O’Neill tarafından kullanılmıştır. “Dünyanın ekonomik olarak daha iyi BRIC’lere ihtiyacı var” adlı rapor yayınlanmış ve ülkelerin İngilizce baş harflerinin oluşturduğu bu grup Brezilya, Rusya, Hindistan (India) ve Çin (China) olarak duyurulmuştur. İlk kez 2006 yılında gayrı resmi olarak BM’nin Genel Kurulu’nda bir araya gelen dörtlü 2009’da Rusya’da ilk resmi buluşmasını gerçekleştirdi. Grup 2009’dan bu yana yılda bir kez toplanarak küresel meseleleri ele alıyor. 2011’de Çin’de düzenlenen üçüncü zirveye Güney Afrika’nın da davet edilmesiyle üye sayısı 5’e çıktı. Avrupa ve Amerika’ya karşı kurulan bu grup Çin önderliğinde dünya arenasında kendi pozisyonunu kurdu. Amaç dünya politikasında söz sahibi olmak… Bu ülkelerin ortak paydaları sürekli gelişen ekonomi, askeri güç, büyüyen nüfus… 2015 yılında Dünya Bankası ve IMF gibi batılı kurumlara karşı Yeni Kalkınma Bankası’nı (NPD) kuran beşli, hem mevcut sisteme meydan okumak, hem de kendi sistemlerini seçtikleri yolla geliştirmek istiyor.

Özellikle burada uluslararası arenada dengeleyici bir sistemin oluştuğunu görüyoruz. Uluslararası ilişkilerde “Soft-balancing” denen kavram bu noktada önem kazanıyor. Zira yükselen güçlerin oluşturduğu BRICS ülkeleri uluslararası sistemde çok kutuplu düzenin yerleşmesine hizmet ediyor. Ülkelerin aynı çizgide tutum sergileyerek uyumlu hareket etmesi dünya siyasetindeki önemli olaylarda grubun söz sahibi olmasını sağlayacak. Grubun uluslararası düzeydeki etkinliğinin sağlanması üye ülkelerin uluslararası gelişmelere ortak tepki vermesine bağlı. BRICS bu noktada üye ülkeler arasındaki ahengi muhafaza ederek daha aktif olmalı ve karar mekanizmasını bu doğrultuda işletmeli.

Dünya siyasetinde henüz hedeflenen tesirin gerçekleştirilememesi üye ülkelerin farklı özelliklere ve dış politika önceliklerine sahip olmasından kaynaklanmakta. Bu nedenlerden bir tanesi, Rusya ve Çin’in aynı zamanda liderliğini ABD’nin yaptığı Birleşmiş Milletler’e de üye olması. Başka bir neden ise, BRICS üyelerinin her biri farklı coğrafyalarda bölgesel güç konumunda olması ve aynı gelişmeler kapsamında üye ülkelerin milli menfaatleri farklılık arz edebilmesi... Örneğin, İran’a yaptırımlarla ilgili BM Güvenlik Konseyi oylamasında Brezilya’nın hayır oyu vermesi karşısında, Rusya ve Çin’in evet oyu vermesi grup içindeki koordinasyonun tam sağlanamadığını göstermiş. Bu da BRICS’in zayıf noktaları olduğunu ve tam anlamıyla ortak politikalar üretmekten henüz uzak olduğunu gösteriyor.

Peki, böyle bir oluşum neden ortaya çıktı? Bir sonraki yazımda filmi başa saracağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
emel duru 2 yıl önce

vayyy super bir yazi yine

banner234

banner246