Siyaset son hız devam ederken Ankara'nın içerisinde bulunduğu karmaşık durum, vatandaşları siyasetten soğuttu. FETÖ'nün engellenemediği, FETÖ’cü zihniyetin köşe başlarını yeniden tutmaya başladığı, liyakat sahibi isimlere fırsat verilmediği bir dönemde en iyisi gündeme çocuklarımızı ve onların geleceklerini almak. Öyle ki, artık ne siyasetten ne siyasetçiden umudumuz kalmadı!

Beton kent Bursa'da, seçim yarışında herkes dava derdine düşmüş. Kimse çocuklar ne olacak, kent nereye gidiyor, ihracat kenti Bursa'da fabrikalar işçi çıkarıyor işsizlik artıyor demiyor. Artan betonlaşma, kirlenen hava ve insanlar nedeniyle Bursa'nın da hem havası hem görüntüsü gri oldu. Yeşil Bursa'yı arar olduk. Yazıyı okurken '17 yıldır kim vardı iktidarda' gibi abuk düşünceler içerisine girmeyin! Velev ki, iktidarı ve muhalefeti hep birlikte elele betonlaştırdık tarih başkenti Bursa'yı. Bursa'da ciddi bir çocuk parkı ve yaşam alanı sıkıntısı var. Bursa'nın modern kenti Nilüfer'den tutun da Kestel'e kadar adı 'yaşam merkezi' olan her yerin beton binalardan ibaret olduğunu görüyoruz. Ve yine taze bir sokak söylentisine göre Bursa Hayvanat Bahçesi ile Botanik Parkın da seçim sonrası tasarruf tedbirleri kapsamında kapatılacağı iddia ediliyor. Bursa öyle bir yer oldu ki, kurumlarda konuşulanlar yetkililerin kararı belli olmaksızın anında sokağa servis ediliyor. Kısacası, sızıntı heryerde!

Uludağ ile meşhur Bursa'nın yeniden yaşam kenti olması gerekiyor. Bursa yeniden sağlık ve yaşam kenti olur mu? İşte bu büyük bir soru ve sorun... Kentin kaplıca yani sıcak su atar damarları betonlaşmaya terk edilmiş durumda. Köyler büyük göç verirken, çocuk sesini unutan köyler olduğunu duyuyoruz. Ciddi bir yatırıma ne piyasalar ne de hükümet ekonomik anlamda hazır değil. Yine siyasi istikrarsızlık süreci ile karşı karşıya bir küresel para piyasası var. Açıkçası Bursa, çok kaybetti! Suç ve suçlu aramakla vakit kaybetmemek gerekiyor. Lakin, Bursa ile Bursalı ile dertlenen siyasetçilere, iş adamlarına, sanatçılara ve gazetecilere ihtiyaç var. Bursa, rant kokusundan artık kurtarılmalı. Yeşil Kent Bursa'yı özlüyorum. Çocukluğumun tamamını doğumdan bu yana yaşadığım Bursa'yı kızıma nasıl 'Yeşil Kent' diye anlatacağımı düşünüyorum. Düşündükçe üşüyorum. Sahillerinde denize giremediğimiz Mudanya ve Gemlik aklıma geldikçe ürperiyorum. Sözde ihracat kenti Bursa! Sözde ekonomi ve ticaret kenti... Lakin, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile Bursa Ticaret Borsası üyeleri Bursa'dan bu topraklardan kazandıklarını neden daha fazla betona yatırmak yerine yaşama ve sağlığa yatırmıyorlar? BTSO Başkanı İbrahim Burkay ve BTB Başkanı Özer Matlı neden daha fazla kent ile hemhal olmuyorlar? Çiftçi ile esnaf ile neden daha fazla istişare edilmiyor? Neden siyaseti bir kenara bırakıp yaşamı, yaşamımızı gündeme almıyoruz? Görmüyor mu kimse? Bursa'nın büyük mahalleleri adeta beton tabutlar misali, depremi bekliyor...

Açıkçası vicdanen hiçbirimiz rahat olmamalıyız. Çocuklarımıza beton bir Dünya bırakmaktan, doğal yaşamı 'yaban hayat' diyerek katletmekten vazgeçmeliyiz. Yaban dediğimiz doğanın bize yaşam verdiğini tekrar hatırlamalıyız. Sevgi, hoşgörü ve samimiyet ile çözüme koşmalıyız. Makamların lüks deri koltuklarında otururken, kendi derimizin geleceğini de düşünmeliyiz! Cilt kanserinin arttığı, kanserin her türlüsünün ailelerimizden yakınlarımızdan canlar aldığını görmeliyiz. Virüs salgınları ile yürütülen biyolojik savaşın tam ortasında olduğumuzu kavramalıyız.

Sözün özüne inecek olursak eğer; 'olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi...'

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246