Yarıyıl tatiline bugünden itibaren giriyoruz. Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla tatili verimli ve faydalı bir şekilde değerlendirmek için başlatılan “Haydi Çocuklar Camiye” kampanyası büyük bir memnuniyetle karşılandı. Ancak farklı yorumlama hatasına düşenlerde yok değil maalesef. "Olmaz böyle bir şey" diyen “Ben camiye çocuğumu göndermem” deyip tarafını saklama gereği duymayan, “sonunda buda oldu ya ne diyeyim” diyerek çok garip karşılayan insanlarda oldu maalesef. Yüzde doksan dokuzu müslüman olan bu ülkede bu gibi tepkileri çoğu zaman anlamakta zorlanıyoruz elbette. Ancak bu olumsuz tepkiler ilk olmadığı gibi sonda olmayacak.    Kahir ekseriyetin kabul ettiği İslami bir hayatı Allah’ın istediği şekilde yaşama isteği özellikle geçmiş dönemlerde küçük bir azınlığın baskısıyla her daim inkıtaa uğratılmış, bir Müslümanların en doğal hakları bile elinden alınırken zerre vicdan muhasebesi bile yapılmamıştır. Yakın tarihte cereyan eden 28 Şubatın o puslu havasında özellikle küçük çocukları camiye teşvik etmek suç kabul edilirdi. İlkokulu bitirmeyenlere camilerde kuran okutmak yasaktı. Bir okulda topluca cuma namazı kılan talebeleri gösterip büyük bir suç işlemişler gibi sayfa sayfa manşete taşıyıp, günlerce haberlere konu ederek karalayan insanları unutmadı bu millet. Bir memurun hele hele bu bir ordu mensubuysa namaz kılmasının yönetenler tarafından yanlış bir intiba sebebi olduğunu düşündüğümüzde ne zorlu günlerdi o günler demeden edemiyorsunuz. . “gerici” dendi “yobaz” damgası vuruldu “örümcek kafalı” diye horlandı müslümanlar. Başörtüsü nedeniyle eğitim hakkı ellerinden alındı. Şimdi ta oralardan buralara kadar yol katedilmiş olunması birilerini elbette ki rahatsız edecek. Neyse ki biz işimize bakacak, elimize geçen fırsatı en güzel şekilde değerlendirmeye gayret edeceğiz.

    Evet, şimdi iki masum ve günahsızı bir araya getirmenin zamanı; cami ve çocuk… Biri insanda temayüz etmiş güzelliğin temsilcisi, öteki lahuti âlemden yeryüzüne kondurulmuş cennet bahçesi; biri gül bahçesi öteki gül. Çocuğun olmadığı cami matem yuvası gibidir. Camideki çocukların cıvıltısı meleklerin neşesi gibidir. Çocuk camiye can, cami çocuğa en masumene koruyucu kalkan ve sığınaktır. Tarlaya geleceğin tohumu atmak istiyorsak bu camilerde olmalı. Çok övündüğümüz anlata anlata bitiremediğimiz evlatlarımızın cemaatten ve namazdan uzak yaşadıkları her gün karanlığa adım attıkları gündür. Fatih sultan Mehmet Han "Siz saf tutarken çocuk sesleri duymuyorsanız geleceğinizden endişe edin" diyerek çocuğun cami ile yakınlığını gelecekle ilgilendirmiştir. Öyle değimli ki bugün çocuklar manevi boşluğun içerisinde kendilerini atacakları yerler arar olmuşlar. Tatmini imkânsız olan, vaat edilen karanlık hayatlar gelecek sunamayınca ballı, eroin, sigara alkol gibi kötü alışkanlıklar çocuk denecek yaştaki genç dimağları zehirlemeye devam ediyor. Belli bir ideali olmayan, hedefi günlük ve alabildiğine nefislerini tatmin etme üzerine kurulu, vatan millet din diyanet anlayışının sıfıra kadar indiği bu dönemlerde manevi ve dini eğitim en öncelikli ve aciliyet gerektiren bir durumdur. Çünkü daha sonra ihmalkârlıklarının en ağır bedelini ilk önce aileler sonra bütün millet ödemek mecburiyetinde kalıyor. 

    Baba ve anneye çocuklar birer emanettir onların maddi gelecekleri kadar manevi geleceklerini de teminat altına almalıyız. Evlatlarımızın Başına bir sıkıntı geldiğinde üzüldüğümüz kadar cami ve cemaate katılmadığında namazını kılmadığında da üzülmüyorsak bile bile evlatlarımızı ateşe atıyoruz demektir. Çocuklarımızın her istediğini yapmak yerine onların gelecekleri için yapılması elzem olan şeyleri onlara sevdirerek, yapmalarını sağlamalıyız.  İşte camiler bu yönüyle en büyük fırsattır. Ancak camileri bir külliye şekline dönüştürmekte bu hedeflere ulaşmak için gereklidir. Bir caminin müştemilatında çocukların oyun oynayacak alanları, ders çalışacak kütüphaneleri, spor yapacakları spor salonları ayrıca büyükler taziye yerleri olmalı. Kısaca her ihtiyacın giderildiği cami merkezli sosyal tesislerin olması camileri hayatın merkezi haline getirecektir. Çünkü camilere doğrudan çocukların alışması belli bir süre sonra zorlaşabilir öyleyse camilere giden yolların önünü bazı sosyal aktivitelerle açmamız gerekir buda yeni binaların yapımını gerekli kılmaktadır. Bu konuda diyanet işleri başkanlığının ciddi çalışmalarının olduğunu biliyorum. İnşallah kısa sürede bütün camiler böyle bir yapılandırılmaya gider.

  Peygamberimizin mescidine baktığımız zaman o zamanın şartlarına rağmen bir külliye vazifesi görürdü. Açlar ihtiyaçlı olanlar oraya uğrarlardı. Suffe denilen okul, camiyle bitişik durumdaydı. Camiler sadece namaz kılınan yer olarak görülmemeli maddi ve manevi her ihtiyacın karşılanması için buraların fiziki yapılarının düzenlenmesi, ek binalarının yapılması gerekir.  Günde beş vakit değil, yirmi dört saat hizmet eden böyle bir camilerin, cemaat ruhunun ve öneminin daha fazla anlaşılmasına vesile olacağı muhakkak.

   Bu bağlamda camilerle insanlar ve özellikle çocuklar arasındaki engelleri kaldırıp oraları daha bir anlamlı hale getirmek ve hayatın merkezi olarak işlev görmelerini sağlamak için her Müslüman elinden geleni yapmalı. Önüne hedef koyup belirli sayıda çocuklar ile camilerin buluşmasına vesile olmalıdır.

    Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246