Bir an kafamızı işten güçten kaldırıp şöyle etrafı izleyelim. Ne mi görüyoruz?

Hızla bir yerden başka bir yere yetişmeye çalışan insanlar, şehrin içinde bir o yana bir bu yana giden binlerce araba, trafikteki o bunaltıcı keşmekeş ve gürültü, iş ve ev arasında bir koşuşturmaca, yüksek binalardan dolayı neredeyse göremediğimiz dağlar, ovalar ve hatta gökyüzü.

Bu acelecilik, bu hızlı yaşam tarzı gereği,  daha hızlı yemek yiyen, hazır gıdalarla beslenen, oturup bir çay kahve içecek zamanı olmadığı için yürürken kahvesini içen, tüm ihtiyaçlarını tek bir noktadan karşıladığı AVM’lere hapsolan insanlar.

Aynı binada yaşadığı komşularla ancak asansörde karşılaşan, konu komşu, eş dost ve akraba ziyaretlerini unutan, mahallesindeki esnafı tanımayan telaşeli, stresli bir insan topluluğu görürüz.

Etrafımızda gördüğümüz bu yaşam tarzı, beraberinde depresyon, kanser, kalp hastalıkları ve daha bir çok hastalığa neden olmakta, bir yandan insan sağlığını hızla yok ederken, diğer yandan ihtiyacımız olan doğadan, doğal hayattan bizi hızla uzaklaştırmaktadır.

İşte, tüketim odaklı hayatın insana huzur getirmediği, insanların daha doğal bir yaşam biçimi aramaları kentler için “Cittaslow” yani uyuyan şehir, yavaş şehir hareketini ortaya çıkarmıştır. Hareketin en önemli amacı, hayatı yaşamaktan zevk ve tat alabilecek bir hız ve şekilde yaşamaktır. İnsanların birbirleriyle iletişim kurabildikleri, sosyalleşebildikleri, ürettiğini tüketebilen, gelenek ve göreneklerini yaşatabilen, altyapı sorunu bulunmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan bir şehir felsefesiyle oluşmuştur  Cittaslow hareketi.

İlk olarak 1999 yılında İtalya’da ortaya çıkan bu hareket, önce Avrupa’ya sonra dünyaya yayılarak bir “belediyeler birliğine” dönüşerek evrensel bir kimlik kazanmıştır.

SAKİN ŞEHİRLERİN ÖZELLİKLERİ

Amblemi “salyangoz” olan  birliğe üye bir kente gittiğimizde ne tarz farklılıklar görebiliriz;

Öncelikle, çevre sorunları çözüme kavuşturulmuştur bu şehirlerde, çöp ve atıklar ayrıştırılarak toplanır. Kanalizasyonlar için atık su arıtma tesisleri kurulmuştur. Yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak enerji tasarrufu yapılabilecek projeler hazırlanmıştır. Genetiği değiştirilmiş gıdaların kullanılması yasaklanmıştır bu kentlerde. Elektromanyetik kirlilik, görüntü kirliliği, gürültü kirliliği, ışık kirliliği kontrol altına alınmıştır.

Okullara ve kamu kuruluşlarına bağlanan bisiklet yolları oluşturulmuştur. Engelliler için engellerin kaldırıldığı altyapı ve yapılar projelendirilmiştir. Aile yaşantısına ve yerel aktivitelere destek olacak programlar teşvik edilmektedir. Bol miktarda yeşil alan ve bu alanlara bağlantılı oyun sahaları vardır. Yerel halkın yetiştirip, ürünlerini sattığı pazarlar ve küçük dükkanlar oluşturulmuştur.

Şehir, fiber optik kablolar ve kablosuz sistemlerle teçhiz edilmiştir. Zamanında toplanan çöpler, ve bu çöpleri atmak için şehrin peyzajına uygun çöp tenekeleri görürüz. Kentin mimarisinde bir ahenk, yollarında yerel bitkilerle donatılmış bir bitki örtüsüyle karşılaşırsınız.

Kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerin himaye edildiği, zanaatkarlar tarafından yapılan el sanatı ürünlerin teşvik edildiği, organik ürünlerin kullanımının desteklendiği, yok olma riski altında olan gastronomik yemek çeşitlerinin bulunabildiği, yöreye özgü her türlü ürünün bulunduğu çarşıların olduğu bir zenginlikle karşılaşırsınız.

TÜRKİYE’NİN SAKİN ŞEHİRLERİ

Sakin şehir olmak için gerekli yaklaşık 72 kriteri sağlayarak birliğeüye olan ilk şehir İzmir’in Seferihisar ilçesi olmuştur Türkiye’de. Sonra Kırklareli-Vize, Sakarya-Taraklı, Sinop-Gerze, Bolu-Göynük, Bolu-Mudurnu, Artvin-Şavşat, Erzurum-Uzundere, Ordu-Perşembe, Çanakkale-Gökçeada, Aydın-Yenipazar, Isparta-Yalvaç, Muğla-Akkaya, Muğla-Köyceğiz, Şanlıurfa-Halfeti ve son olarak ta Bitlis-Ahlat ilçesi “salyangoz logosunu” kullanmaya hak kazanan sakin şehirler olmuştur.

YENİ ADAYLAR İZNİK VE KELES

Bugüne kadar 30 ülkeden 252 kentin dahil olduğu, Türkiye’den17 ilçenin dahil edildiği Sakin Şehir ağına maalesef Bursa’dan hiçbir ilçemiz üye olamadı.

İşte, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarihi, kültürü, doğası ve kendine has dokusunu koruyabilmiş kentlerin yer aldığı bu “Yavaş Şehir” hareketine İznik ve Keles ilçelerinin dahil edilmesi için başvuruda bulundu. Bu amaçla Bursa Kültür Turizm Tanıtma Birliği yetkilileri Cittaslow Türkiye temsilciliğiyle görüşmek üzere merkezinin bulunduğu Seferihisar’a giderek görüşmeler yapıp, kriterler hakkında bilgi aldılar. Aralarında İznik Belediye Başkanı Kağan Mehmet Usta ve Keles Belediye Başkanı Mehmet Keskin’in de bulunduğu heyet Türkiye’nin 18. Ve 19.Sakin Şehirleri olmak, “salyangoz logosunu” nu elde edebilmek için fizibilitelere başladı.

.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246