Yıllık 200 milyar dolar paranın döndüğü futbol piyasasında transfer rakamları dudak uçuklatmaya devam ediyor. Ortalama bir futbolcunun 15 yıl profesyonel olarak oynayıp para kazanabileceği bir zaman birimi var. Tabi üst düzey bir takımda oynama şansını yakalayabilen bir futbolcu değil, kendini maddi olarak yedi sülalesini kurtarmış oluyor. Süper ligde oynayan bir futbolcu ortalama yıllık en az 1,5 milyon euro ile 3 milyon euro arası para alabiliyor bunun primi, bonusu vesaire derseniz rakamlar giderek büyüyor. Günümüzde bir de imza parası eklendi. Bu sezonun modası olarak bunu da görmüş olduk.  İşin enteresan yönü ise futbolun bu denli yükselmesine sevilmesine ve izlenmesine sebep olan; taraftar topluluğunun büyük çoğunluğunun asgari bin 404 TL veya az üstüne çalışıyor olmalarıdır. Geçmiş yıllarda ailelerin çocuklarına top oynamaları sebebiyle ''ayakkabın yırtılır ayağın kırılır'' telkinlerinden artık çocuklarını elinden tutup futbol takımlarına ve okullarına götürdüğü günlere geldik. Gerçekten zaman ve düşünceler değişiyormuş her kuşak kendi dünyasını zamana yansıtabiliyormuş.

Hafta arası Galatasaray'ın UEFA Ligi 2. tur ön eleme kupası maçı vardı. Adını duymadığımız dilimizin bile dönmekte zorlanıp telaffuz edemeyeceğimiz bir İsveç takımı ile maçı vardı. Geçtik ekran başına bir kaç yeni futbolcusu ile sezona iddialı girmesi beklenen Galatasaray'ı antrenman maçı gibi izleyeceğimizi düşündük ''halt etmişiz'' rakip ilk kez Avrupa kupası maçı oynayacak üç beş gol atarız beklentisinde olan Galatasaray taraftarı ''ben dahil'' her geçen dakika mutsuz ve tedirgin olmaya başladı. Koskoca Cim bom bir tane pozisyona giremiyor maç tat tuz vermiyor. Topu alıyoruz ve ağır çekimde bir sağa bir sola iki geriye paslar ile uykumuzu getiriyor. ekranın başına yeni geçen biri şöyle bir baksa Galatasaray, Real Madrid ile oynuyor 2-0 önde ve zaman geçirmek için top çeviriyor sanacak!

Adı sanı duyulmamış bir takıma karşı oynayan UEFA ve Süper Kupa sahibi Galatasaray adının ve büyüklüğünün farkında olmayanlar tarafından yönetilirse böyle aciz durumlara düşer. Çift forvetle çıkar rakibine orada bir kaç gol atar işi bitirirsin hem Galatasaray karnesine hem ülke puanına katkı koyarsın. Bunları yapmaktan aciz olmanın yanı sıra dünyanın her takımında direk oynayabilecek bir yıldızın olan Sneijder ile polemiklere girecek takımın futbolcularının kafalarını karıştıracak morallerini sıfıra indireceksin. Karşılığını da böyle alırsın.!

Dursun Özbek belki de İgor Tudor'a bu talimatı vermiş olabilir fakat bizde nedense bu işler perde arkasından adam kullanılarak yapılıyor. İnsanları karşı karşıya getireceğinize dürüstçe çıkıp konuşun maliyeti yüksek veya sebep şudur deyin bu kadar zor mu dürüst olmak. Sneijder Galatasaray'da 4 sezon oynadı 8 kupa gördü hizmetlerinden dolayı teşekkür eder adam gibi gönderirsin. Fakat bizde vefasızlık her şeyin önüne geçmiş. Tugay Kerimoğlu nasıl onore edildi. Galatasaray'da değil tabi biz bunu bile yapamıyoruz. Fenerbahçe'de Alex'e yapılan Galatasaray'da bir çok futbolcuya yapıldı ve yakışmadı. İgor Tudor bu takımın hocası olamaz. Dursun Özbek Galatasaray'ı yönetemez bu sezon taraftarını kahırlı maçlar bekliyor gibi duruyor. Perşembe günü rövanşta rakibine beş gol atıp tur atlasan da ilk maç tarihe rezil bir şekilde geçmiştir. Bu eserde Tudor ve Özbek'indir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161