Bu haber kez okundu.

Çevre ve enerji hukukçusu Avukat Arsin Demir uyardı

Başta elektrik üretimi olmak üzere enerji tedarikinin yüzde 80’e yakınını ithal edilen fosil yakıtlardan elde eden Türkiye’nin, önünde yenilenebilir-temiz enerji büyük bir fırsat olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin önemli çevre-enerji hukukçusu, Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Çevre Hukuku Kurul Başkanı Avukat Arsin Demir, Türkiye’nin yenilenebilir-temiz enerji potansiyelinin enerji üretimi konusunda büyük bir fırsat oluşturduğunu belirtti.

Çevre ve Enerji Hukukçusu Avukat Arsin Demir, dünyanın ve Türkiye’nin içinde bulunduğu küresel ısınma ve iklim krizi gerçeğinin yenilenebilir - temiz enerjiye olan gereksinimi her geçen gün daha da öne çıkardığını açıkladı. Temiz enerjiye ulaşmanın dünyanın dört bir yanındaki bireylerde olduğu gibi ülkemiz vatandaşları açısından da bir hak olduğunu belirten Demir, temiz enerji üretiminin de bir sorumluluk olduğuna vurgu yaptı.

Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 7’nci maddesinde temiz enerjiye ulaşmanın tüm dünya vatandaşlarının hakkı olduğunun belirtildiğine dikkat çeken Av. Demir, Türkiye’nin yenilenebilir-temiz enerji potansiyelinin enerji üretimi konusunda büyük bir fırsat oluşturduğunu belirtti.

"Ülkemiz, kendi kaynağı olan temiz enerji kaynakları açısından çok zengin"

Türkiye’de başta rüzgar-güneş ve jeotermal olmak üzere temiz enerji yatırımlarının artmasının Türkiye’nin bu alanda dışa bağımlılığını azalttığını ifade eden Demir, "Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 7’nci maddesinde belirtilen "Herkes için satın alınabilir, güvenilir, sürdürülebilir ve çağdaş enerjiye erişimi sağlamak" kapsamındaki hedefler doğrultusunda yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretmek artık bir zorunluluktur. Ülkemiz, kendi kaynağı olan temiz enerji kaynakları açısından çok zengin. Tam da bu nedenle ülke güvenliği ve iklim krizi ile mücadele açısından da yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretmek hayati önemde" dedi.

Rüzgar, güneş, jeotermal, biyogaz enerji kaynakları nerede ise orada üretim yapılabileceğini vurgulayan Av. Demir, "O nedenle farklı konumlar önermek anlamsızdır. Yani rüzgar nerede ise rüzgar türbini oraya, jeotermal kaynak nerede ise jeotermal tesisler de o bölgeye kurulmak zorunda. Rüzgar, güneş, jeotermal enerji, biyogaz kaynaklarından elektrik üretilmesi için devlet mekanizmalarının desteklerine devam etmesi hayati önemdedir" ifadelerini kullandı.

"Çevre mahkemeleri kurulmalı"

Çevre ve yenilenebilir enerji yatırımları ve uygulamalarına ilişkin toplumda yanlış kanılar oluşmasının üzücü olduğunu söyleyen Avukat Arsin Demir, "Rüzgar, güneş ve jeotermal enerjiler kesinlikle temiz ve çevreye zarar vermeyen uygulamalardır. BM’nin bu konudaki tespitleri ortadadır. Ancak bu konudaki mahkeme süreçlerinin uzaması gerek vatandaşların temiz enerjiden yararlanmalarını gerekse şirketlerin büyük zararlara yol açmasına neden olmaktadır. İşte tam da bu nedenle ihtisas mahkemeleri yani çevre mahkemelerinin kurulması büyük bir merhale (aşama) aldıracaktır" dedi.

Yenilenebilir enerji yatırımlarında ehil şirketler tarafından bazı yanlış uygulamaların yapıldığının da bir gerçek olduğunu kaydeden Av. Demir, "Finlandiya’daki Lappeenranta Teknoloji Üniversitesi (LUT) ve Energy Watch Group (EWG) (Enerji İzleme Grubu) ’yüzde 100 Yenilenebilir Enerjiye Dayanan Küresel Enerji Sistemi - Elektrik Sektörü’ adlı raporunun 2050 yılında yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçiş için somut gerçekler ortaya koyuyor" şeklinde konuştu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246