Çelişkilerimiz var.

Bazen ne yaptığımızı bilmiyoruz.

Kime nasıl davranacağımızı kimi nasıl seveceğimizi kime nasıl saygı göstereceğimizi

bilemiyoruz.

Çelişkilerimiz var.

Hem de çok.

Mesela; Galatasaray futbol takımına bir yabancı oyuncu alınıyor.

Binlerce taraftar havaalanına doluşuyor.

İnsanlar birbirlerini eziyorlar neredeyse onu görmek için.

Oyuncunun karısı bile şaşırıyor bu kadar büyük karşılamaya.

Oyuncunun ise ayakları yerden kesiliyor sevinçten.

Neymiş efendin, ünlü bir futbolcuymuş.

Dönelim içeriye, biz bize.

Milli güreşçimiz Rıza Kayaalp dünya şampiyonu oluyor.

Minderde rakiplerini eze eze bir daha şampiyon oluyor.

Hem de arkası arkasına dördüncü kez.

Sessiz sedasız havaalanına iniyor.

Ne gelen var ne karşılayan…

Pırıl pırıl bir öz evladımız.

Şampiyonumuz.

Gururumuz.

Sevincimiz.

Onurumuz.

Davulla zurnayla karşılamamız lazım değil miydi?

Bize yakışan bu olmaz mıydı? 

“Şampiyonumuzu sahiplenme böyle olur” mesajı verilse olmaz mıydı?

Heyhaaat…

Çelişkilerimiz var.

Hem de çoook.

Elin yabancısına gösterdiğimiz ilgiyi kendi öz çocuklarımıza göstermiyoruz!

Bu ne yapancı hayranlığı böyle?

Değiştikçe değişiyor, kendimizi kaybediyoruz.

Ne milli tarafımız kaldı ne dini tarafımız kaldı.

Bunun ispatı ise sosyal toplumda yaşadığımız mutsuzluklar, huzursuzluklar, dengesizlikler, psikolojik bozukluklar ve bütün bunların yansıması olarak kavgalar, gürültüler, bıçaklamalar, vurmalar, kırmalar ve derken cinayetler.

Çelişkilerimiz var.

Ne yaptığımızın farkında değiliz.

Bakın görün, bir iki sene sonra o havaalanında, şimdi binlerce insanın karşıladığı oyuncu memleketi terk ettiği zaman kimse havaalanına gitmeyecek.

Uğurlayan bile olmayacak hatta.

Bekleyin görün.

Çünkü bunun böyle olduğunu Fenerbahçe’ye gelen Aleks denen oyuncu ile biliyoruz.

Nasıl geldi nasıl gitti…

Adamın heykelini bile dikmişlerdi kulüp bahçesine.

Çelişkilerimiz var.

Böyle olmuyor.

Oğlumuz, yiğidimiz Rıza Kayaalp’e bu yapılmamalıydı.

Elin yabancısına gösterilen ilginin bilmem kaçta kaçı kendi bayrağımızı dalgalandıran, milli marşımızı bağırta bağırta söyleten, dinlettiren milli güreşçimize bu yapılmamalıydı.

Çelişkilerimiz var.

                        *                                 *                                 *                                 *

Çelişkilerimiz var diyorum ya…

O kadar çok ki hem de.

Mesela; İstanbul Belediyesi “araç fazlalığı var” diye araçların bir kısmını Yenikapı meydanında sergiliyor. 

“Bunlar fazla, tasarrufa gideceğiz” diyor.

İyi, ne güzel.

“Milleti düşünmüşler” diyoruz, saf saf.

Ama bir de bakıyorsunuz aynı belediyenin kendisi bu kez ihaleye çıkıyor ve yeniden yüzlerce araba kiralamaya çıkıyor!

Şimdi adama sormazlar mı “bu ne perhiz bu ne turşu” diye?

Çelişkilerimiz hat safhada.

Ne yaptığımızın farkına varalım artık.

                        *                                 *                                 *                                 *

Belediye Başkanlığına aday olurlar.

Seçim propagandası yaparlar ve halka “eğer kazanırsak asla işçi çıkartmayacağız” derler

Söz verirler.

Hem de “Namus sözü” derler.

Senet bile imzalarlar.

Ve derken seçilirler.

İlk icraatları işçi çıkarmak olur.

Çelişkilerimiz o kadar çok ki…

Hangi birini anlatayım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246