Derdim üzüm yemek; bağa girip ağaçları kesmek, talan etmek değil.

Mekke üzerine filleriyle birlikte yürüyen Ebrehe kadar da cahil değilim. Bununla birlikte Ebu Cehil gibi, kibre ve kine bulaşmamak için de çırpınıp duruyorum. Yani Hz. Ömer’in adaletinden bahsedip, adalet benim kaynanamın ismidir diyen zavallıların trenine binmemek için, “yoldaki işaretleri” takip ediyorum.

Dolayısıyla…

Bu şehirde doğdum, bu kentte karnım doyuyor ve halen burada yaşıyorum. Her türlü aksaklığa rağmen birçoğumuz için Bursa, sadece bir kent değil adeta gözümüzün nuru.

Dolayısıyla bu şehirde, bu göz nurumuz kentte yaşayan insanlar hastanelerde, postanelerde sıkıntı yaşıyorsa; halkın derdinle dertlenmek, devletin malını babasının çiftliği gibi görüp kullananları uyarmak bizim görevimiz olduğunu düşünüyorum.

Geçenlerde Bursa Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın hocamızın değerlendirme toplantısı vardı. Davet edildiğim halde yaşadığım ani rahatsızlık yüzünden hocamızın basın toplantısına katılamadım.

Mevzumuz…

Konumuz tabii ki Rüstem hocamız değil.

Ama aklıma gelmişken,

CHP Bursa Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil,  mevkidaşı Rüstem hocamızın basın toplantısında dile getirdiği, “Şehrimizdeki hastanelerde yatak sorunu yoktur” açıklamasına; “Hayır vardır. Hatta hasta yakınları, milletvekillerini yana yakına arayarak, yatak ve tedavi sorunu yaşadıklarını” söylediklerini iddia etmişti.

Bununla birlikte…

Dr. Ceyhun İrgil,  Bursa Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın hocanın değerlendirme toplantısının ardından, Bursa’daki hastanelerin yoğun bakım sorunu da yaşadığını dile getirmişti.

***

Şimdi sıkı durun. Daha yeni, yani iki gün önce, müthiş bir direniş göstermeme rağmen, Çekirge Devlet Hastanesi’nin aciline gitmek zorunda kaldım.

Acil servis çok yoğun, günlerden Cumartesi.

2 doktor bir sürü hastayla uğraşıyor. 5 yıldır beli ağrıyan da acile geliyor, parmağını meyve bıçağı ile çizen de.

Acilin girişinde görevli özel güvenlikler, gelen hastaları ve hasta yakınlarını sanki ötekileştirmek, azarlamak için var olduklarını sanıyorlar.

İnsanlara nasıl davranılması gerektiğini bilemeyecek kadar zavallı bir haldeler!

Üstat Necip Fazıl’ın dediği burada gerçeğe dönüşüyor,

Çatık kaş hükümet dedikleri zat!

***

Tabi ki bunun yanında hakikaten acılar içinde kalarak anasından doğduğuna pişman olanlar da soluğu acilde alıyor.

Hastaların kayıt yapıldığı yerde görevli olanların bazıları insanlarla ilgilenmeyi kendilerine görev bilirken, bazıları ise ne yazık ki cep telefonu ile oynamayı, çocuğundan gelen telefona cevap vermeyi, hastanın suratına bakmadan hastaya cevap vermeyi öncelikli bir mesele olarak kendilerinde görüyorlar!

Aslında bilmeleri gereken tek şey, orada bulunmalarının tek sebebi; insanlara iyi muamelede bulunmak ve yardımcı olmak.

Çünkü görevleri bu!

***

Konuştuğum bir personel, Çekirge Devlet Hastanesi’nin aciline gelen yüzde 50’ye yakın hastanın acillik bir durumu olmadığı halde buraları işgal ettiklerini söyledi.

Durum böyle olunca da doktor, sözde acillerle ilgilenince, asıl acillikler çok büyük sıkıntı yaşıyor.

Nasıl mı?

Acil hasta ve yakını, bunca ilginç personelin ortalıkta dolaştığı, kendileriyle ilgilenme sırasını beklerlerken;  sözde acilde kan, idrar ve diğer tetkikler yapılmasından dolayı inanılmaz bir vakit kaybı yaşandığını aktardı.

Tabi, sadece vakit kaybıyla iş bitmiyor, tüyü bitmemiş yetimin hakkı da yenmiş oluyor.

O da nasıl oluyor diye soracak olursanız…

Yapılan tahliller bedava yapılmıyor, araç gereç harcanıyor. Devletin bu şekilde lüzumsuz işlere parası harcanıyor.

Bu arada bir başka sıkıntı ise; mesela parmağı ağrıyan hastanın doktorlar sadece parmak filmini değil, elinin, kolunun da filmini istiyormuş.

Bunu da kendi performansları için yapıyorlarmış. Yani tamamen duygusal.

Aklıma geliverdi birden,

Nerede kaldı Hipokrat yemini?

Bitmedi…

Filme gereksiz yere gönderilen hasta, sadece tek uzvundan yani parmağından filim çekilmesi gerekirken, eli ve kolundan da röntgene girdiğinde ayrı ayrı radyasyona maruz kalıyor.

Sadece hastalar mı? Röntgende görevli olan personel de aynı şekilde, radyasyon pekmezine düşmüş oluyor!

Bitmedi…

Koskoca hastanenin acil servisinde hasta bakıcı kıtlığı da söz konusu. 3 saat dolu dolu gözlemlediğim acilde, bir hasta bakıcısı hem yerleri paspaslıyor, hem de hastaları oraya buraya taşıyor.

Numaradan acile gelenler de cabası!

Yani, acil serviste hasta bakıcılar karaborsa.

Düşünsenize, acilde görevli hasta bakıcı sayısı az olduğu için aynı anda 5 ambulansın ciyak ciyak bağırarak, kolu bacağı, kopmuş hastaları ardı ardına getirdiğini…

Kim yardım edecek bu kanamalı muhtaçlara?

Ha sahi unutmadan; kapısı kapanmayan tuvaletin içler acısı haline ise şapka çıkarıyorum!

Şimdi, yaşayarak gördüğüm, dertlerini dinlediğim Çekirge Devlet Hastanesi’nin acili servisine acilen müdahale edilmesi gerekiyor.

Burada, sıkıntı büyük.

Amma… Hassas olunduğu takdirde büyük olan sıkıntılar bir çırpıda ortadan kalktığını hepimiz biliyor, şahitlik ediyoruz.  Hasta ve hasta yakınlarını insan yerine koyması gerekenlere insanlık dersi verilirse, hayat eczanesinden lezzet almayı öğrenmiş olurlar.

Öte yandan hastalar da lüzumsuz yere acil servisini ufak tefek, polikliniklerde halledebilecekleri sağlık sorunları ile meşgul etmesinler. Yani herkes bulunduğu görev, makam, konum neyse gereğini yerine getirmesi gerekir. Bilinçlenmek, bilgili olmak zorundayız. Yoksa her taraf arap saçına döner acılar, sıkıntılar bir türlü çözüme ulaşmaz.

Bitirirken, parmağı ağrıyan hastanın, farklı uzuvlarının da röntgenini isteyenleri de vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum.

Yakıcı ve yıkıcı olmadığımı,  bu ülke ve bu şehir için hassas olduğumu; köreltilmeye çalışılan, yapma, görme, duyma, konuşma diyenlere inat yapıcı eleştiriler getirdiğimi belirtmek isterim, efendim.

Şair şöyle diyor. “Menfaat yaşamak, ahlak ise yaşatmak ister.”

Bilmem anlatabildin mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa aydın 1 yıl önce

Yüreğine kalemine sağlık. sistem çürümüş, insanlar çürümüş, yöneticiler saltanat sürerek ruhları çürümüş... sonradan görmeler, ne oldum hesabı, her türlü harama girerek bizim hakkımız deyip devletin yetimin malını hoyratça kullanan kalbi çürümüş yöneticiler....

Avatar
Murat Sevinç 1 yıl önce

Tebrikler sayın Bilal Kayaaltı

Avatar
Rafet 1 yıl önce

Sayın bilal bey yazılarınızi büyük bir uzuntu içerisinde okudum. Yanlı bir tutum içerisinde oldugunuz aşikar. Kapıda ki güvenlik görevlisinden tutun hasta kayıt elemanlarına ve doktorlara kadar kotulemenizi esefle kınıyorum. Hastasını kurtaramayarak göz yaşı döken doktorda. Cebinde ki asgari ucret ten arttırdığı bir kaç kurusu ilaç parası olmayan hastaya veren kayıt elemanıda. Aracını ambulans girişine park etmemesi için uyaran ve sonunda darp edilen güvenlik. O an vazifesi olmadığı halde rica eden bir hastanın tansiyonunu olcerken diğerlerine bakmadigi için sözlü hakarete uğrayan hemşire de bizde. Lütfen bir yazı yazarken her iki tarafıda dikkatlice sentez edip öyle yazın. Saygılarımla bursa çekirge devlet hastanesi acil servisi...

Avatar
Ceyhun İrgil 1 yıl önce

Bilal kardeşim çok teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla