Aslında!..

Bu iki sözcüğü yan yana getiremezsiniz.

Ama o ikincisinin sonuna “süzlük”ü eklerseniz birden ikisini de akraba yaparsınız.

Bugünlerde o iki akraba her yerde kol kola gezmeye başladı.

Önce şu akrabalardan “cehalet”i biraz açalım.

..Ve yine önce İngilizce karşılığını anımsatalım:

Darkness…

Yani; karanlık, kötülük, bilgisizlik ve de hepsini bir arada toparlayan; cehalet…

Türkçesi de sanki bu İngilizce sözcükten türetilmiş.

En başta “bilgisizlik” var..

..Ve onu takip eden esprili yaklaşımlar;

“İnsanların karanlık yüzü, en büyük düşman, tehlike, ayrıcalıklı sınıfın ustaca kullandığı silah, gelişmeyen beyne sahip olma, kendini dünyanın mutlak sahibi sanma, grip misali bazı bünyeleri saran salgın hastalık!..”

***

Sonuna “süzlük” eklenince “cehalet”le kanka oluveren “görgüsüzlük”e gelince…

Onun da en basit anlamı; “görgüsü olmayan kişi”dir.

Biraz daha açalım.

Örneğin!..

“Her şeyi satın alacağını, herkesi ezeceğini sanan kişi” diyebiliriz.

Yetmedi mi?

“Tiksindirici derecede insanı çirkinleştiren hastalık!..”

O da mı yetmedi?

“Tedavisi mümkün olmayan müzmin bir hastalık!..”diyelim en iyisi…

***

Bugünlerde ülkede bu tanımlara giren iki kişi konuşuluyor.

“Cehaleti” savunan o kişiden söz edelim önce.

Bu arkadaş üstelik fazlaca okumuş ve sonunda “prof” mertebesine ulaşmış biri…

O kadar fazla okumuş ki, kendisini rektör yardımcısı da yapmışlar!

Prof. Dr. Bülent Arı bu arkadaş!..

Söylediklerinin dumanı hala üzerinde; dedi ki:

“Ben daha çok cahil ve tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum.

Ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış, hatta ilkokul bile okumamış cahil halktır.

Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor!”

Bunları söyledi ve “yanlış anlaşıldım” diyerek istifa etti.

Ne “yanlış anlaşılması” be hoca!..

Sen okumanın, üniversitenin tehlikeli olduğunu, cahilliğin ise “anlayışına ve sezgisine” güvendiği söyleyen türünün tek örneğisin!..

..Ve o “cehalet” sözcüğünün tanımına uyan tek kişisin.

***

Diğer kişi!..

Sadece “cehalet” değil, “görgüsüzlük” tanımının içinde de yer alan ve “parayla adam olduğunu” sanan o müteahhit!...

Evet bildiniz !..

Ali Ağaoğlu bu arkadaş da…

Hani o dağları tepeleri evle dolduran, her sırıtkan çıkışında cehalet kokan görgüsüzlük örneği…

15 yıldır ilk kez Taksim’e çıkmış.

Yanında doğum gününü kutlayacağı “ortanca karısı” çocuğu var.

“Ortanca karısı” deyince aklıma geldi.

Bunun “büyüğü” ya da “küçüğü” de mi var?!

Orada herkes karanfil bırakıyormuş.

Ama karanfili bırakanlar “fakir olduğu” için, o patlamanın olduğu yere “gül” bırakmış.

Falan filan…

***

Hem ona, hem de onun sözlerini dinleyince kahkahalar atan o görgüsüzlere de helal olsun!..

Özellikle, ahlaki çöküşü, cehaleti ve görgüsüzlüğü tavan yaptırıp, son noktaya ulaştırdığınız için…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.