Eee mevsimi geldi…

Yirmi gün önce turfandaydılar artık yerlisini yiyoruz.

Yiyoruz yemesine de ne kadarını hazmederiz orası belli değil.

Hemen anlamışsınızdır; Seçim konuşmalarından daha doğrusu parti liderlerinin vaatlerinden söz ediyorum. Gerçi vaatten çok birbirlerine çakarak yürüyorlar ve buna siyaset diyorlar o da başka mesele.

Partiler alanlarda, yer bulabilenler hem de medya da asgari ücretten akaryakıta kadar onlarca konuda vaatlerini sıralıyor. Neler yok ki içlerinde?

Ekonomiye dair olan olan var, sağlığa dair olan var, eğitime dair olan var, dış politikaya dair olan var,sosyal politikalara dair olan var,adalet sistemine dair olan var hatta nasıl hayata geçirileceği meçhul olup popülizmde muradın alsın kabilinden olanı bile var.Bir kıraathane yoktu şimdi oda var.

Çok acı ama her yok ki, bir yoka denk geliyor. İnsan bu kadar yok içinde nasıl varım diye düşünmekten liderlerin laflarına odaklanamıyor.

Ceğiz ile başlıyor cümleler cağız ile devam ediyor cek ile cak ta tavan yapıyor.

Bitireceğiz,keseceğiz,önleyeceğiz, izin vermeyeceğiz ,yapacağız,kapatacağız,açacağız,

alacağız,kalmayacak,olacak,olmayacak,geçecek,bitecek,önlenecek…

Bla bla bla…

Yani seçime kadar gelecek zaman kipleriyle pek bir haşır neşir olacağız.

Aslında bizim nesil aşinadır bu kiplere. Çocukluğumuz, gençliğimiz, orta yaşlılığımız ceklerle caklarla ceğizlerle cağızlarla doludur.

Her ne hikmetse hiç bitmez vaatler. Yıllar geçer,seçimler geçer,parti liderleri yaşlanır, ölür miras yine ceğiz, cağız, cek cak tır.

Son elli yıla bir bakmak gerekir, kaç ceğiz kaç cağız gerçek olmuş kaç cek, kaç cak tamamlanmış.

Skor düşük olmalı ki an itibarı ile yine her yer ceğiz cağız, cek cak tarlası…

Partilerin seçim bildirgeleri de yeni moda deyimle manifestoları da bu durumda. Cekler caklar gırla…

Her seçimde partiler bir öz güven patlaması yaşıyorlar ya, bunu nasıl başarıyorlar bilinmez. Sanki hepsi bir yerlerden sihirli değnek bulmuş, bulamayan kendi değnek olmuş.

Bir bakayım bu iş gavur illerinde nasıl yapılıyor diye şöyle bir araştırdım; Durum üç aşağı beş yukarı aynı tek fark vaadini tutmayana bir daha iktidar yüzü göstermiyorlarmış oralarda.

Bizde böyle değil çünkü vaatlerin tutulmaması bir yaptırıma tabi değil. Kemik kitleyi bir kere yakaladın mı, al seçim sitemini de arkana alanlarda ister salla ister vur duvara. Geldin mi bir kere iktidara kaldır vaatleri dolaba beş yıl boyunca artık kim öle kim kala.

Kim bilir belki dönüp bakıyorlardır partiler kaç senesinde ne vaat etmişiz millete diye, hatta nasıl olsa unutmuşlardır çekin şunları temize bile diyordur liderler. Nasıl olsa hafıza-i beşer nisyan ile malüldür gerisi malümdür.

Vaatlerin bir de toplum tarafından cımbızlanması vardır ki bu sandığa direkt etki eder. Örneğin “İktidarımızda kitap yazarlarını üç kağıtçı yayın evlerinin insafına bırakmayacağız, bunun için gerekli tedbirleri alacağız, yazarlarımız artık eserlerinden para kazanacaklar” diye yapılan bir vaad ile “Asgari ücreti iki bin beş yüz lira yapacağız” vaadinin oluşturduğu algıda seçicilik aynı mıdır? Değildir elbet herkes kendine yönelik vaade meyillidir, diğerleri ülke için elzem olsa bile kim nereden yaralıysa sargı bezini oraya ister. Gerisi iltihap kapmış kangren olmuş hiiiç umuru olmaz.

Velhasıl zordur ceğiz, cağız, cek, cak’ın dozunu tutturmak ve dahi tümünü birden bir defada yutturmak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234