Gözümüz ekranda olmasa da televizyonun sesi açık olduğu için mecburen duyuyoruz Ak parti genel başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor, memleketi Rize'nin Güneysu ilçesinde yani kendi ilçesinde konuşuyor. Çay dan başladı, Akdeniz, Ey CHP,  Kandil, İstanbul Büyükşehir belediyesi vesaire deyip konudan konuya atlarken ana konu Çay olayını dikkate aldık. Evet çocukluğumuzdan beri çoğu vatandaşımızın olduğu gibi iyi bir çay tiryaki siyiz, her gün çay içmek zorundayız, kahvaltıda başlayıp uyuyana kadar çay hayatımızın değişmez bir parçası halindedir. Hem ikram ettiğimiz, hem bize ikram edilen vazgeçilmez içeceğimiz dir çay, Yılbaşında yüzde 16 zam gelen çaya bu hafta yeniden yüzde 15 bir zam daha geldi küsuratlarla yüzde 32 yi buldu. Bu zamlara çok kızdığımızı açıkça belirtmeliyim. Arkadaşlarınızla nezih bir ortamda çay içmek isterseniz en ucuzu 3,5 liradan başlayıp 5 liraya kadar gidiyor. Esnaf kahvehaneleri, Semt kahvehaneleri ve çay ocakları da zamlara ellerinden gelip güçleri kadar zam yapmadan dayanmaya çalışıyorlar, bu tarz yerlerde çaylar ise 1 lira 1,25 lira ile 1,5 lira arasında değişiyor. Şimdi son gelen zamlara dayanamayarak onlar da zam yapmak zorunda kalacaklar. Ve Erdoğan konuşmasında ''Çay paketleme fabrikası açacağız'' diyor.!  paketle diyor buraya dikkat.! keşke direk üreten büyük fabrikalar açıyoruz deseydi de Daha kapsamlı tesislere sevine bilseydik. Çayın tarihine bir bakalım istedik Dünya tarihinden başlarsak Çin diye uzun uzun yazmamız lazım bu sebeple ülkemizi ele alalım Bu konuda büyük çalışmalar yapıp bu gün bir çok kişinin ekmek yediği bu sektörü bize kazandıran merhum Atatürk'ü de rahmetle anıyorum.

Çayın Osmanlı'ya geliş öyküsü nedir?

Hükmettiği topraklardan kahveyi getiren ve tüm toprakları genelinde yeni bir kültüre ön ayak olan Osmanlı'nın çayla tanışma hikayesi, İstanbul'daki birkaç dükkanın çay ithalatı yapmasıyla başlar. Çayın değerli ve güzel bir içecek olduğunun farkına varan Osmanlı, Sultan II. Abdulhamid döneminde Çin'den getirilen fidanları Bursa'ya ektirmiş ancak ekolojik nedenlerle burada çay yetiştirmek mümkün olmamış. Yapılan araştırmalara göre Türkler'in çayla tanışıklığı aslında çok daha öncelere Orta Asya'ya dayanıyor. Hatta 12. yüzyıl bile diyebiliriz. Bir Kazan Kırım Türk'ü ve dil islahatçısı olan Abdül'l-Kayyum Nasıri'nin kitabı Fevakihü'l-Cülesa'da ilk çay içen Türk'ün Hoca Ahmet Yesevi olduğu vurgulanmış.

Çay konusunda bilinenin aksine çok büyük bir varlık gösteremeyen Osmanlı, bu sırada I. Dünya Savaşı'nı yaşamış. Kaybettiği topraklar ve ticari anlaşmalar nedeniyle bir kültür haline gelen kahveyi oldukça pahalıya ithal etmeye başlamış. Yemen'den gelen kahveler çok pahalı bir hal almış.Bu konuda önlem alınması gerektiğini düşünen Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye topraklarında yetiştirilebilecek bir bitki olan çayın yaygınlaşması için çalışmalara başlamış. Kahvenin pahalı yüzüne karşılık çay, daha ucuza imal edilebilen ve kolay ulaştırılabilen bir içecek olmuş.

20. yüzyıla kadar çayla çok haşır neşir olmayan Türkler, 1900'lü yıllarda Karadeniz'in özellikle Rize ilinde çayda önüne geçilemez bir büyüme gözlemlemiş. 1924 yılında devlet tarafından Rize'de çay yetiştirilmesi konusunda bir yasa çıkarılmış. 1930'lara gelindiğinde Gürcistan'dan alınan 70 ton siyah çay tohumu ekilmiş ve Rize'nin bir çay yıldızı olması sağlanmış.

Dönem dönem yapılan tüm regülasyonlara rağmen, dünyada en yüklü miktarda çay üretimi gerçekleştiren ilk 6 ülke arasındaki yerimizi almışız.

Günümüzde çay kültürü nasıldır?

Atatürk'ün teşvikleri ve bölgesel kalkınmanın sağlanmasıyla birlikte Türkiye artık çay konusunda dünyada hatırı sayılır bir noktada yer alıyor. Bunun nedeni yalnızca üretim bazı değil aynı zamanda çay içme oranının da oldukça yüksek olması.

Kişi başına ortalama yıllık 6.87 kg çay tüketimiyle Türkiye, dünya üzerinde en çok çay tüketen ülke. Bir düşünün, çayın gelişmesine öncülük eden İngiltere'nin arkada kaldığı bir listeden bahsediyoruz.

 

Günümüzde çay, Türkiye'de günün her öğünü içilen ve özellikle içine asiditesini değiştirebilecek herhangi bir ek gıda olmadan tüketilen biçimdedir. Demlilik oranlarına göre farklı isimler alır. Bunun yanı sıra toz şeker, kesme şeker ya da kıtlama şeker türleriyle tüketilir.

Günümüzde çay kültürü bambaşka bir yazı konusu diyebiliriz. Ayrıca içine sadece çayla henüz yeni tanışmış sayılan Türkiye'yi almak olmaz. Çin'den başlayıp gelebiliriz günümüze.

Yüzüme gülümseyerek baktı

-Neden hiç konuşmuyorsun?

-Çay beş lira sen dördüncüyü içiyorsun diyemedim...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246