Bursa’nın geleceğine yönelik kararlar alınırken kültür, turizm ve kaplıca kenti olma özelliği hep ikinci planda kalıyor. Çünkü sanayileşme, beklenmedik göç ve beklenmedik kaçak yapılaşma, kentin gelişmesiyle beraber, turizm kaynakları ve kaplıcalarında gelişme sürecine ayak uydurmayışları nedeniyle Bursa ikinci planda kaldı.

Bursa’nın turizm elçileri arasında bulunan Ticaret ve Sanayi Odası Turizm Komitesi Meclis üyeliği görevinde bulunan Hasan Eker, bu yaz tatilinde rotasını Doğu Avrupa’ya döndürmüş. Bursa’dan Bosna’ya kadar uzanan yolculuklarıyla ilgili olarak pek çok konuda bilgiler vermiş ve paylaşımlarda bulunmuş sosyal medya hesaplarında. Epey ilgi çekici tespitleri var. Yine epey “bu konuda biraz kafa patlatmamız gerekir” düşüncesine sevk edebilecek konular var.

Saraybosna ile Bursa arasında pek çok ortaklıkları belirlemiş. Yüzyıllardır devam eden bu ortaklıklar arasında, pek çok kişinin “gavur elindeki Türk yurtları” benzetmesi yaptıkları Doğu Avrupa Osmanlı kentleri ve şehirleriyle ilgili düşünceleri ve ortak noktaların ön plana çıkarılması gerektiği yönündeki önerileri yabana atılacak cinsten değil.

Önce, Hasan Eker’in sosyal medya paylaşımlarını sizlerle paylaşıyorum.

Saraybosna - Montenogro tatili izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. Saraybosna, Bursa’nın turizmde markalaşma stratejisi için yıllardır dile getirdiğim Osmanlıkent kimliğini koruyarak binlerce turist çekmeyi başarmış bir kent. Başçarşı ismini koruyor. Sokaklar, camiler, mezarlar hepsi korunmuş. Dükkanlarda kilim motifi dışında branda kullanılmıyor. Dükkanların bir çoğunda tabela yok. Çatıların hepsi eski zaman kiremitlerinden oluşuyor. Gastronomi turizm kenti için çok önemli. Kaliteli börek çeşitleri ve Cevabi denen köftesi ile de çok ilgi çekiyor. Mimar Sinan’ın yaptığı Gazi Hüsrev Bey Camii de tüm mütevaziliği ve kalitesiyle çarşının ortasında. Bursa Bedestenide çarşının içerisinde müze olarak kullanılan tarihi bir yer. Osmanlı Kent kimliğine ve çarşı kültürüne Avrupa’nın ortasında Sırplar ve Bosnalıların savaşa rağmen sahip çıkmaları beni sevindirdi, Bursa olarak hala istenen seviyeye gelemememiz ise beni üzdü. Belediye’ye çok iş düşüyor bu konuda. Muhsin Özyıldırım ağabeyin Çarşı ve Hanlar için yaptığı mücadelenin, Turizm platformundaki görüşlerimizin ne kadar doğru olduğuna bir kez daha şahit oldum. Bursa markalaşma adına gereksiz yere daha fazla zaman kaybetmemeli. Bir kez daha ifade edeyim “Bursa, Turizm’de Osmanlı kent kimliğini geliştirmeli ve pazarlamalı. “ (Kıyafeti, çarşısı, kahvesi, mimarisi, sokakları, evleri, padişah külliyeleri vs..) Avrupalının kültür ilgisini çekiyor.

2. Mostar, Bosna’ya yaklaşık 1 saat uzaklıkta küçük bir şehir. Tabiki ana özelliği Osmanlı köprüsü ve tarihi sokakları. Klasik köprü atlayışlarına da şahit olduk.

3. Mostar’a 15 dakika uzaklıktaki, Balagay tekkesi de İslam’ın bu bölgede yaygınlaşmasının simgesi. Kaya gibi dağın yamacından çıkan 10m2 su kocaman bir nehre dönüşüyor, yanında da Nakşibendilerin tekkesi var. Görülmeye değer bir yer. 

4. Bosna’ya gelmeden önce Montenegro’nun(Karadağ) güzel sahil şehri Budva’ya gittik. Küçük ve güzel bir sahil şehri. Denizi güzel bir yer, Jadra restoranını tavsiye ederim. Vizesiz gidiliyor. Yarım saat uzaklıktaki Kotor da güzel bir körfez.i ve mistik bir kasaba. 

5. Bu tatilden bir diğer çıkarımım da artık Avrupa bizim için çok pahalı bir yer maalesef. Euro kurunun artması, paramızın değersizleşmesini bir kez daha üzülerek yaşadık. 

 6. Yemek paylaşımlarını, tasvip etmem bilgilendirme için paylaşmak durumunda kaldım.

7. Bu arada ailemiz, çocuklarımız ve eşimizle ne kadar çok zaman geçirebilirsek en büyük karımız o.

Turizmci gözüyle Doğu Avrupa ve Balkanları gezen Hasan Eker’in izlenimleri böyle.

Evet, bu karşılaştırma, bizim anavatan olarak senelerce konuştuğumuz memleketimizde tarihi değerleri ne kadar yok saydığımızın işareti olarak değerlendirilebilir. Elin yabancı ülkesi, bizi bizim kültürümüzle misafir ederek turizm gelirlerine katkı sağlıyor. Bizler ise geçmişten kalan izleri silebilme adına hep üstünü örtmek, bir karış fazla beton yapabilme adına kanunları yok saymanın peşinde koşup duruyoruz. Tabi, bu konuların temelinde, yerel yönetimlerin “bana ne- sana ne” tutumları çok önemli.

Bursa adına pek çok olması gereken fakat olmayan konuları burada yazmak mümkün. Sadece “yazık olmuş” demek yetmiyor. Bu “yazık olmuş” dememize yol açan olayları yapanların hakkında işlem yapılmayışı, bazı tarihi ve kültürel değerleri, eserleri yok edenlerin ise hakkında işlem yapılıp “bunu neden yaptınız?” diye hesap sorulmayışı, maalesef, bizim turizm gelirlerimizin düşmesine ve turizm sektörünün de can çekişmesine yol açabiliyor.

Hani hep konuşuyoruz ya, “eller gidiyor aya, biz kaldık yine yaya…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246