Seçimler bitti. Herkes çok şeyi konuştu. Sandık sonuçlarının ilk istatistik analizini de ben yaptım. Peki, neden kimse kentin siyasi analizini yapmadı? Ne gizlendi? Görülmesi istenmeyen gerçek nedir? Bursa nasıl bir siyasi demografik yapıya sahip?

Unutulmaması gereken en önemli gerçeklerden biri de istatistik değerlerdir. Bursa, hızla Suriyelilerin yoğunlaştığı bir kent oluyor. Benzer bir durum Türkiye içinde geçerli. Bu durumu Doğu ve Güneydoğu nüfuslarının yoğunluğu ile değerlendirmek gerekiyor. Bugün kentin önemli nüfus ağırlığı Doğululardan oluşuyor. Yine göçmen nüfus yükselişte. Ancak artış gösteren göçmen nüfus Balkan değil, Anadolu göçmeni. Bu şekli ile Bursa'da seçimler artan göç dengesine göre analiz edilmeli. Dar bölge seçim sistemine geçilmediği takdirde önümüzdeki tüm seçimleri Doğu göçmenleri kazanacak. 1980-2015 yılları arasında geçen seçimleri nasıl Balkan göçmenleri kazandıysa, şimdi de söz Doğu ve Güneydoğu göçmenlerinde. 20 yıl sonra ise, hızla artan Suriyelilerin nüfusu onlara Bakanlık hatta Türkiye Cumhuriyeti Devletinde Başkanlık makamını getirecek. Tıpkı, Turgut Özal'ın ilk Kürt kökenli Cumhurbaşkanı olması gibi…

***

Kentte kontrolü sağlanan bir nüfus yoğunluğu var. Artık herkes ne yapmak istediğini biliyor. Hemşericilik ruhu hemşehricilik ruhunun önüne geçti. Kentin doğal sahibi olan Dağlılar gibi Karacabeyliler ve Mustafakemalpaşalılar da kentin yönetiminde artık yönetici olarak söz sahibi değiller. Kenti yeniden idare altına alan İnegöl, İl olmadığı sürece Bursa'da siyasi üstünlüğünü arttırmaya devam edecek. Yenişehir'in bir dönem CHP üzerinde var olan etkinliğinin tükenmesi gibi dağ yöresi de iktidara destek verdikçe siyaset arenasından silinmeye devam edecek. Bugün dağlılar muhalefette 2 iktidarda 1 Milletvekili ile temsil ediliyor!

Bir Artvin efsanesine dönüşen Burtvin anlayışı da Faruk Çelik'e yapılan siyasi itibarsızlaştırma operasyonları ve Artvinlilerin kendi içlerinde ki siyasi kavgaları ile çekememezlikleri nedeniyle bitti. Artvinliler kentte artık ne iktidar ne muhalefet. Yine benzer bir durum Bulgaristan göçmenleri için geçerli. Bursa, Bursalı kimliğini yitirdi. Hızla İstanbul gibi metropol bir kent havasına giriyor. Bu değişim uyuşturucu başta olmak üzere asayiş suçlarında artış ve hızlı bir terör örgütü kümelenmesini kentte yeşertiyor. Yani kentlilik bilincini yitirdik.

***

HDP'nin Bursa'da Milletvekili çıkaracağını yazarken bana 'terörist köpek' diyen çok insan biliyorum. Zeki olmanın bedelini her daim ödeyen biri olarak cesur olmamın mükafatını da zaman içerisinde almadığımı söyleyemem. Doğru tespitler önemlidir. Bunlarda masa başından yapılmaz. Bugün Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti masabaşı siyaset nedeniyle kaybettiler. Ve bitiyorlar. Bunu ben değil, sandık sonuçları söylüyor.

HDP'nin terör örgütlerine yakınlığı bilindiği halde kapatılamıyor olmasının demokrasi ile bir alakası yok. Aksine adalet sistemimiz de değişen çok uluslu yapıya ayak uydurmaya başladı. Yani ilerleyen yıllarda Suriye'nin anti demokratik süreçlerini destekleyenlerin kurduğu bir parti de Türkiye'de güç kazanarak parlamento da yerini alacak!

Ve yine Karadeniz azınlığı. Karadenizliler bana göre kent siyasetinde hep azınlıkta kalmıştır. Bursa'dan en son ne zaman Karadenizli bir Belediye Başkanı, İl Başkanı, Milletvekili, Bakan iktidar içerisinden çıktı? Dediğim gibi Faruk Çelik tüketildi. Zekeriya Birkan da artık siyasetçi değil, bürokrat. İşte bu gerçekler kentin geldiği uçurumu ve düştükçe düştüğü çukuru belgeliyor.

***

Bursa analizlerini yapmaya FETÖ ile devam edelim. FETÖ soruşturmaları en çok Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerini vurdu. Buralardan uzun zamandır siyasetçi çıkamıyor! Çıkmak isteyenler önce farklı iddialarla yaftalandı. Sonrasında FETÖ soruşturmaları, ilçelerde ki siyaset azimli zenginleri geri püskürttü. Devamında çıkmak isteyenler de farklı cemaat bağlantıları ile yaftalandı ya da ailelerinin solcu daha doğrusu CHP'li olduğu iddiaları ile iktidar olan Ak Parti’den itildi. Kısacası, Merkez sağ hızla iktidardan itilerek azınlıkta olan biatçılar üst kadrolara getirildi. Bu da nüfus yoğunluğu bakımından etkisiz olan biatçıların yoğun olduğu Ak Parti’yi hem Bursa'da hem de ülke genelinde çürüttü.

Şuan Doğu ve Güneydoğu nüfusu bakımından kentte Muşlular, Ağrılılar, Vanlılar ve Siirtliler yükselişte. Batı Trakya nüfusu yeniden kendisini yapılandırıyor. Aktif siyasetçilerinin dar bakışlı olmaları onları hızlı yükseldikleri kent siyasetinden dışarı itti. Dağ yöresi de ne iktidar da ne de sağ muhalefette istediğini bulamadı. Sol'da Erkan Aydın ile yürüyen dağ yöresinin yeni partilerde şansını son defa denemesi bekleniyor.

Bulgaristan göçmenleri tamamen çökmüş durumda. Kendi iç kavgaları onları iktidar dışına itti. Öyle ki, Mustafa Öztürk dönemi onların son iktidar dönemleriydi diyebiliriz. Şuan muhalefet içinde de etkin değiller. İç Anadolu ve Çanakkale nüfusunun bürokrasi içerisinde güç kazanma çabaları akıllıca. Yöneteni yönetmek, yönetilenleri yönetmeye talip olup başarmak sürecinden daha başarılı bir sonuç üretiyor. Bursa zenginleri artık geri planda. En son ne zaman Sanayici Milletvekilleri ve Bakan çıkardı Bursa? Artık iş dünyası Bursa siyasetinde gölge bile değil. Bakınız son belediye meclis üyesi olanlara! Ak Parti başta olmak üzere diğer partilerin son dönem yönetimlerine… Sanayicilerin veyahut iş dünyasının onayladığı kaç isim şuan aktif siyasette ve ben varım diyebiliyor?

Bursa'nın siyasi analizini yapmaya devam edeceğim. Ancak kabul etmeliyiz ki, zafer inananların ve cesur olanların tattığı bir duygudur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246