Bu haber kez okundu.

Türkiye enerji köprüsü!
Hakan Şanlıtürk-Bursa Haber/Ankara 23. Dünya Enerji Zirvesi İstanbul’da başladı. Son yıllarda yapılan boru hatları ve enerji açılımları Türkiye’yi enerji köprüsü haline getirdi.

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soyalp Tamçelik, Türkiye’nin özellikle Orta Asya ve Kafkasya’da belirginleşen enerji stratejileri göz önüne alındığında ortaya çıkan durumu şöyle analiz etti:

“Soğuk Savaş’ın sona ermesinden sonra Orta Asya ve Kafkaslar’da zengin doğalgaz ve petrol rezervlerinin uluslararası pazarlara ulaştırılması için birçok boru hattı projesi geliştirilmiştir. Bunlardan en önemlisi Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattıdır. Başta Azerbaycan petrolü olmak üzere Ha¬zar Bölgesi petrolünü Gürcistan ve Türkiye üzerinden uluslararası pazarlarına ulaştırmayı hedefleyen bir hattır.
BTC boru hattı, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini ve jeopolitik önemini daha da arttırmıştır. BTC boru hattı ile Türkiye, bir ölçüde Kafkaslar ve Türkistan’daki zengin petrol rezervlerinin uluslararası pazarlara taşınmasında köprü rolü üstlenmiştir. Bu nedenle Rusya Federasyonu (RF); Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan’a BTC ve Trans-Hazar boru hattı projelerini desteklemekten vazgeçmesi için baskı yapmaya çalışmıştır.

Türkiye’nin jeopolitik önemini artıran bir diğer proje ise Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı’dır. Güney Kafkasya Doğalgaz Boru Hattı olarak da bilinen ve 970 km. uzunluğundaki hat, BTC boru hattına paralel olarak yapılmıştır. Yıllık kapasitesi 30 milyar metreküp olan boru hattına ilk gaz (Şah Deniz), Mart 2007’de verilmiştir. Hattın amacı, Azerbaycan doğalgazını ilk aşamada Erzurum’a, daha sonraki aşamada Türkiye’nin batısına ve oradan da Orta ve Güney Avrupa ülkelerine taşımak olarak tespit edilmiştir. Ayrıca Kazakistan ve Türkmenistan doğalgazının bu hat üzerinden batıya ulaştırılması da amaçlanmıştır.”

Ruslar NABUCCO’dan tedirgin
“Diğer proje ise Nabucco’dur. Bu projeye göre Türkistan ve Kafkaslar’daki doğalgaz kaynakları Türkiye üzerinden Balkanlar’a, oradan da Avrupa’ya ulaştırılması hedeflenmektedir. Aslında bu proje, Avrupa’nın RF üzerinden doğalgaza olan bağımlılığını azaltmaya yöneliktir. Dolayısıyla bu proje AB ve ABD tarafından da desteklenmektedir.

Rusya Küresel Sorunlar Enstitüsü Başkanı Mihail Delyagin’e göre Na¬bucco, ABD’nin önemseyip geliştirdiği jeopolitik bir projesidir. Delyagin’nin görüşüne göre ABD, Kafkas bölgesini Bakü-Tiflis-Ceyhan aracılığıyla Rusya’dan kopardığını; Nabucco ile de Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan’ı koparmak istediğini ifade etmektedir.

AB’nin son yıllarda enerji alanında RF’ye bağlılığının artması ve Moskova yönetiminin transit ülkelerle yaşadığı ciddi problemlerle gündeme gelmesi, Avrupa ülkelerini tedirgin etmeye başlamıştır. Bu yüzden AB ülkeleri, enerji arz güvenliğini sağlamak için birtakım yeni önlemler almak zorunda kalmışlardır. Hâl böyle olunca Türkiye, Orta Doğu ve Hazar havzasındaki zengin hidrokarbon rezervlerinin RF toprakları dışında bir güzergâhtan AB’ye taşınmasında anahtar bir ülke konumuna gelmiştir. Buna göre Türkiye, sadece Orta Asya ve Kafkasya petrol ve doğalgazının değil, Orta Doğu petrol ve doğalgazının da Avrupa’ya nakledilmesinde önemli bir enerji köprüsü olma rolünü üstlenmiş olacaktır.

Nabucco, BTC ve BTE gibi boru hatları; bir taraf¬tan Türkiye’yi enerji koridoruna dönüştürürken ve Anadolu’nun jeopolitik öne¬mini arttırırken; diğer taraftan Türkiye’nin enerji arz güvenliğini çeşitlendirerek tehdit algılamasını da düşürmektedir. Nabucco Projesi’nin hayata geçebilmesi ile birlikte gerekli doğalgazın tedariki Azerbaycan, Türkmenistan, İran, Irak, Mısır ve İsrail gibi kaynaklardan sağlanabilecektir.”

Türkmen gazı ve Hazar
“Türkmen gazının projeye dahil edilmesinde Hazar Denizi’nin hukukî statüsü sebebiyle bazı engellerle karşılaşılmaktadır. İran gazının projeye dahil edilmesine, İran ile ABD arasında yaşanan nükleer enerji tartışmaları yaşandığından ABD karşı çıkmaktadır. Bu nedenle Azerbaycan gazının proje için önemi daha da artmaktadır.

RF’nin; özellikle Gürcistan’ın NATO üyeliğini engellemesinin altında yatan bir diğer gerekçe ise Nabucco Projesi ile Kafkaslar’ın enerji koridoru haline gelmesini istememesidir. Zira RF, Avrupa’nın bir numaralı doğalgaz tedarikçisi olma ve güvenliği açısından Güney Kafkasya’yı kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır. Özellikle SSCB’nin dağılmasından sonra uluslararası boyutta altı boru hattı inşa edilmiş ve bunların hiç biri RF’nin topraklarından geçmemiştir.Bu yüzden RF, çıkarları açısından bu projeyi tehdit olarak görmektedir.
Kaldı ki RF, Gürcistan ve Azerbaycan’a baskıda bulunma fırsatını kaybedeceği için bu projenin hayata geçmesini de istememektedir. Buna göre RF, bölgede izole olmuş müttefiki durumdaki Ermenistan’a ulaşma imkânını da kaybetmiş olacaktır.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193