Bu haber kez okundu.

Küresel emperyalizmle hesaplaşma zamanı!

Hakan ŞANLITÜRK

Dünya coğrafyası, uzun zamandan beri ulus devletleri parçalayarak sermayenin hakim olacağı küresel bir imparatorluğa dönüştürmek isteyen canilerin akıttığı kana sahne oluyor.

15 Temmuz gecesi yaşadığımız saldırı bu eksende yapıldı ve gereken cevabı aldı. Aynı senaryoyu Yugoslavya’da yürürlüğe koyan emperyalistler amaçlarına ulaşmıştı. Özellikle son 30 seneden beri aynı projenin hedefinde olan diğer ülke Türkiye.

İktidara getirdikleri işbirlikçi hükümetler, devşirdikleri asker – sivil bürokratlar emperyalist tayfanın saldırılarına aracılık ediyor. Bu cümlenin anlamını daha iyi kavrayabilmek için son yıllarda yaşadıklarımızı düşünerek hafızanızı tazelemeniz gerekiyor. Terör, eğitim, sağlık, maliye, madenler, savunma, dış politikadaki vahim hatalar sizce masumane şeyler miydi?

Çoban sürüsüne sahip olamazsa kurtlar kapar. Devlet vatandaşına sahip çıkamadığındaysa emperyalizm ve siyonizm…

Türkiye’de anayasa ve devlet sorunu yaratılmasını bugün daha iyi algılıyor olmalısınız. Uluslar arası ilişkiler ve dış politika yanlışlarını anımsadığınızda üzülüyorsunuz. Ekonomi, maliye, eğitim, kültür, sağlık, sosyal güvenlik, hukuk ve din alanlarında bu kadar hata yapılmasına öfke duyuyorsunuz.

Devletten, milletten yana icraat yapmaya başlayan ve emperyalizmin isteklerine karşı duran milli tavır takınan liderlerin nasıl parçalanmak istendiğine tanık oluyorsunuz.

Türkiye’nin Müslüman halinden de rahatsızlar. Küresel emperyalizmin düşmanlığının altında yatan faktörlerden biri de din. Yugoslavya parçalandıktan sonra Bosna ve Kosova Avrupa Birliği’ne bu yüzden alınmamıştı. Türkiye’de yıllardır kapıda bekliyor, oyalanıyor.

Türkiye’yi parçalama faaliyetlerinde kullanılan argümanların başında terör ve ekonomik baskılar yer alıyor. Türkiye direndikçe terörün dozu artırılıyor. Saldırılar açıkça ve pervasızca gerçekleştiriliyor. Emperyalizm ve siyonizm PKK, DAEŞ maskesiyle üstümüze geliyor. Yetmiyor darbe girişimi organize ediyor. Resmi üniformalı elemanlarını da işe katıyor.

15 Temmuz öncesi Türkiye’nin manzarası Gazi Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’de öngördüğü gibiydi. Atatürk, “Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir” demişti.

Türkiye’ye yönelik operasyonlarında ülkeyi bu kötü şartlara sokmayı başaran emperyalist ve siyonist çevrelerin Atatürk’ün, “ EyTürk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” tembihini gözden kaçırmışlardı.

Yaşadıklarımız yeni bir Cumhuriyet için küresel emperyalizme rest çekme fırsatı getirdi. Her şeyi sağlam temele dayanan, milli çıkarlar gözetilerek planlanan bir ‘hodri meydan’ zamanı geldi...

Onun için, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet, MİT ivedilikle yüzde yüz milli hale getirilmeli. Siyaset ve ticaret işbirlikçilerden arındırılmalı…

Diğer bazı önemli önerileri de Prof. Dr. Anıl Çeçen sıralıyor:

“Eğitim birliği sağlanarak, paralı eğitim sonlandırılmalı. Yerel yönetimlerde AB’nin dayatması özerklik ve Büyükşehir uygulaması kaldırılmalı. Devlet yapısı güçlendirilmeli. Savunma alanında ihtiyaçların yerli olanaklarla çözümüne gidilmeli. Ankara merkezli yeni bir yapılanma planı devreye sokulmalı. Uluslar arası yeni birliktelikler kurulmalı. İran ve Rusya ile yeni birliktelikler oluşturulmalı. Kamu bankacılığı tekrar yaygınlaştırılmalı. Yeni ve milli bir madencilik vizyonu ortaya konulmalı. Özelleştirme sonlanmalı, kamulaştırma başlamalı. İstanbul Borsası kapatılmalı. Kalınma ajansları kapatılmalı. Üretim artırılmalı. Türk tarımını bitirme amaçlı adımlar engellenmeli. ”

Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin Tito’nun Yugoslavya’sı olmayacağını gösterdiğimize göre bunları da yapabiliriz. Şimdi yanlışları, eksikleri düzeltme zamanı…

 

 

 

 

 

   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192