Bursa’nın henüz el atılmamış yatırım alanlarından biri için düşünmeye başlamalıyız… ‘Beslenme ile karın doyurma’ arasındaki kalın çizgiyi unutmadan, ilçelerdeki ve köylerdeki terk edilmiş, işlenmeyen topraklarda hayata geçecek ‘ekolojik çiftlik ve köyler’, Türkiye’ye örnek olacaktır… 

Türkiye 2002-2018 arasında sadece buğday ithalatına 15 milyar dolar ödedi… Dünyada tekel olduğumuz tek ürün olan fındıkta hüzün verici gelişmeler yaşandı ve onu bile ithal ettik… Yunanistan’dan saman aldık, Kanada’dan nohut, Brezilya’dan şeker, Hollanda’dan lale, Avustralya’dan Merinos Yünü geldi. Atların kuyruk kıllarını gördüm gümrüklerimizde.

Tarım ve tarıma bağlı sanayi konusunda oldukça büyük adımlar attık… Halen düşe kalka idare ediyoruz. Bursa’nın markalarından biri olan Kafkas’ın işlediği kestaneleri Denizli’den getirdiğini öğrendiğimde, yıl 2001’di… “Uludağ’ın kestane ağaçlarına ne oldu acaba?” diye düşünmüştüm… Yetkililerden net bir yanıt da alamamıştım…

Belki de masa-sandalye olmuşlardı…

Son 20 yıl boyunca ‘geçinemediklerini, kazanamadıklarını ve ektikleri üründen zarar ettiklerini’ söyleyen binlerce köylü, kentlere hücum etti. Üniversite ya da yüksekokul kazananlar mezuniyet sonrası köylerine dönmedi. Avrupa Birliği’nin istediği ‘kentli nüfus kriteri’ de yerine geldi bu yolla

NADASA BIRAKILAN YERLER

Oysa göç veren köylerde binlerce dönüm arazi ve bahçe var… İşlenmediği için ot bürüdü her yeri. ‘Nadasa bıraktık’ oraları… Şimdi tam anlamıyla değerlendirme zamanı…

Kentlerin havasından, suyundan, trafik keşmekeşinden ve  kalabalıktan sıkılanların sığınacağı çok sayıda köy var Bursa’da. Tamamen organik bir hayat arayanların tercih edeceği, üretim yapacağı, eko-köy yerleşimlerinin tam zamanı… Villada oturanların da aradığı şey aslında… Bahçelerindeki çiçeklere, biberlere, fasulyelere ve evcil hayvanlarına dokunma isteği çok güçlü insanda… Yeşil bir ortamda bol oksijene olan özlem… Sessizlik de çok önemli…

Eko-köy yapılanmasının yasal sınırları hemen oluşturulmalı. Ziraat mühendisleri, toprak uzmanları, yöreyi bilenler, kooperatifleşmenin neler getireceğini yakından yaşayanlar, yöredeki taşı kullanarak yeni ev tasarımlarını hayata geçirecek mimarlar komisyon kurarak geleceği oluşturmalıdır.

HER YÖRE AYRI GÜZEL

Kişilerin köy sosyal hayatı içinde aktif olarak rol alabileceği eko-köyler, Türkiye’nin geleceğinde önemli işlevler üstlenecektir. Toplum hareketliliğinin şekillenmesine ve çeşitlenmesine ihtiyacımız var. İyi bir planlamayla hareket edildiğinde oldukça hızlı bir gelişim göstereceğine emin olduğum eko-köyler, Türkiye’nin dört bir yanında farklı alternatiflerle hizmet ve ürün vermeye başlayacaktır. Hem tohum ıslahı, hem de bu tohumlardan elde edilecek ürünlerin iç ve dış alıcıları da bence hazır… İhracat kilogram fiyatı da kendiliğinden artacaktır…

Zeytin hasat eden, toprağı çapalayan, ot yolan, süt sağan, köy kadınlarıyla beraber salça, reçel, tarhana yapan kentliler…

DÜNYA HIZLA KİRLENİYOR

Kentleşmenin doğurduğu sorunlar, artan nüfus ve öz kaynakların hızla tükenmesine karşı alternatif yaşam alanları kurgulamak, özellikle 20. yüzyılın ortalarından bu yana pek çok eko-köyün ortaya çıkmasının başlıca nedeni olarak görülüyor. Türkiye’de sürdürülebilir ekolojik tarım ve yaşam tarzı için uğraş veren birçok çiftlik ve eko-köy örneği de var… Bu köylerin kimi KOBİ olarak kimi de yerel belediyelerin katkılarıyla hayata geçirilmiş projeler. Ancak gün geçtikçe doğaya kaçmaya başlayan kent insanları bu köylerin birer turizm kaynağı olabileceğini de gösteriyor.

Eko-köylerde tüm enerji, güneş ve rüzgardan elde edilmeli… Bu aşamada BEBKA’nın destekleri çok önemli…

Bu konuda ilk adımı Nilüfer eski belediye başkanı Mustafa Bozbey atmıştı… (Kulakları çınlasın…)

İyi tarım yapan, halkın doğal beslenmesini sağlayan bu tip çiftlik ve eko-köyler, zaman içinde vazgeçilmez olacaktır.

Düşünmesi bile güzel…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zeki Subay 3 ay önce

Kalemine sağlık. Günaydın

banner234

banner246