Kabul etmeliyiz ki, ülke siyasetinde en kritik virajlardan birisini güçlü bir demokrasi mesajı ile döndük. Şimdi önümüzde daha keskin virajların olduğu ekonomi ve kalkınma dönemi var. Türkiye'nin üzerinde yük halinde bulunan sorunları Cumhurbaşkanlığı sistemi ile çözebilmek mümkün. Elbette sorunları çözerken, siyaset ve sistem üzerine güçlü değişimlere de ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. İstanbul ve Ankara üzerine kilitlenen yerel seçim maratonunda gördük ki, Türkiye'nin geneline eş değer bir diğer kent Bursa. Kentin siyasi dinamiklerinin yeni süreci ve sandık yansımalarını iyi okuması şart.

Ülkenin sandık ile kaderinin değiştiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın balkon konuşması birçok mesajı içeriyor. Özellikle, "yerel seçimlerde meclis üyelikleri ve ilçe belediye başkanlıklarında Cumhur ittifakından yana oy kullanan kardeşlerimizin Büyükşehir Başkan seçimlerinde oy atmayarak verdikleri mesajların farkındayız" cümlesi Bursa için de önemli detaylar içeriyor. Ak Parti içerisinde güçlü bir güruh kabul etmese bile, Bozbey'e çıkan yüksek oy kitlesinin ana nedeni parti içerisinde var olan tevazu'nun tüketilmesi. Bursa'da siyasi tevazunun tükendiğini birebir herkes tarafından söylediği halde yansıması sadece CİMER kayıtlarında mevcut. Ak Parti Genel Merkezi'nde sandık şoku yaşanırken, Bursa'da da il başkanlığı dahil her parti kademesinin görevden alınması yönünde sosyal medya paylaşımları ayyuka çıkmış durumda.

Siyaseti çok farklı bir bakış açısı ile değerlendirmek gerekiyor. Belediyecilik anlamında Bursa'da Osmangazi Belediye Başkanlığı koltuğuna üçüncü dönemde tekrar oturarak tarih yazan Mustafa Dündar'ın tevazusuna kentin ihtiyacı var. Gönülleri kıran değil, toplumu aynı çatı altında ve gönül coğrafyasında birleştiren bir bütünleşmeye ihtiyacımız var. Bunun içinde yapılması gereken tek şey, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar'ın da seçim sürecinde sürekli ifade ettiği gibi 'kurumsal hafızayı güncel tutmak' kavramına sarılmak. Ak Parti'nin bugün kaybetmesinin ana nedeni de sürekli güncellenmesi yani yenilenmesi değil mi? Sürekli yenilenen kadrolarla Ak Parti'nin bir arpa boyu yol alamayacağına artık kanaat getirmek zorundayız. Ak Parti'de Bursa İl Başkanı Ayhan Salman ve yönetimi ile ilçe başkan ve yönetimlerini değiştirme çabasına girmek, partinin genel seçimler ve yerel seçimler sürecinde yorulan gövdesini yıpratır. Bugün herşeyin ötesinde Ayhan Salman ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın yanında durmak zorundadır Ak Parti teşkilatları. Yeni seçim dönemine yaklaşık 5 yıl olduğunu kabul ederek, kavga değil kardeşlik siyasetini Ak Parti ve kent içerisinde hep birlikte tesis etmek zorundayız. Yine Aktaş'ın Şehrül Emin olduğunu kabul etmesi ve oy veren ya da vermeyen herkesle güçlü gönül birlikteliğine erişmesi elzemdir. Yani Bursa'nın Başkanı olduğunu kanıtlaması şarttır. Bursa'nın başkanı olamazsa yada milletle arasında var olan gönül mesafesinde ki arayı kapatamazsa ne mi olur? 2002 yılında DSP, ANAP, Doğruyol, SP, Demokrat Parti'ye ne olduysa o olur... Anlayacağınız Bursa yine, yeniden kendisini güçlü çıkaracak ortamları hızla tesis eder ve ülke genelinde konuşlandırır. Tıpkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı İnegöl'den yayılan bir kıvılcımla ateş parçası yaptığı gibi, Mustafakemalpaşa ve Karacabey'den yeni ateşin alevlenmesini sağlar. Yeni bir liderin hatta siyasi partinin doğmasının yolunu açar!

Bursa adına önemli bir diğer kazanımda Mustafa Bozbey oldu. Muhalefetin yeniden güçlendiği Bursa'da Mustafa Bozbey, Ak Parti'den aldığı oylarla partiler üstü bir siyaset gücüne sahip olduğunu kanıtladı. Tebessüm ve tevazu ile geçen belediyecilik yıllarının ardından girdiği başkanlık yarışında gayret ve samimiyet ile saha hakimiyeti sağladı. Bursa adına muhalefetin sağ duyusu olan, iş dünyasının Nilüfer başta olmak üzere Gemlik ve Mudanya oyları ile tam saha arkasında durduğu Bozbey'in kaybedilmemesi gerekiyor. Bursa'da sandıktan esen rüzgarın ötekileştiren değil, bütünleştiren bir havası olduğunu kabullenmek zorundayız. Bursa'ya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şimdi gelmeli. Bursa'ya miting yapmaya değil aksine, kalesi olan kenti kucaklamaya ve buraya dair pozitif adımların atılacağını ifade etmek için gelmeli. Bursa'nın sadece sanayi ve ticaret kendi olmadığını aksine eğitim, kültür, turizm ve sahil kenti olduğunu da vurgulamaya gelmesi lazım. Erdoğan'ın Bursa'ya 'biz sizi anladık' demek için ve bunu net cümlelerle ifade edebilmek için gelmesi lazım.  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234