Kısaltılmış adı yazının başlığı.

Açılımı Bursa Çevre Platformu.

Bursa ile çevreyi yan yana görünce içim bir cız etti önce.

Artık ezber haline geldi çünkü.

Ne zaman birileri çevre deseler önce çevre çırak çıkıyor.

Koca koca laflarla, kalabalıklar halinde bir yerlere gidilip oraların ıslahı konusunda projeler çizilip nutuklar atılıp nihayetinde de denilenlerin tam tersinin yapılmasına öyle alışmışım ki, böylesi güzel bir oluşuma bile ilk başta şüpheyle yaklaştım.

Bu paranoyayı yaşayan tek Bursalı da değilimdir herhalde.

BUÇEP’i araştırmaya ve izlemeye başlayınca içime su serpildi.

Çünkü nihayet birileri Bursa ve çevre sözcüğünü ortak aklın parantezine alarak dillendiriyorlardı.

Kimdi bu birileri?

Bursa Çevre Platformu’nu kuran, Bursa Tabip Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Doğader ve Koza Dağcılık gibi çevre savunucuları ve Akademik odalardı.

BUÇEP’in kuruluş amacı tam bir durumdan vazife çıkarma hadisesi.

Platform, baş döndürücü bir hızla ruhunu ve doğasını yitiren Bursa’nın bu gidişine dur demek amacıyla kurulmuş.

Ovası ve dağları çeşitli adlar atında niteliklerinden kopartılırken, tarım arazileri imar ve sanayi uygulamaları denilerek betonlaştırılırken, dağının suları ‘Al senin olsun şişele şişele sat, maksat ticaret olsun’’ denilerek şirketlere sunulurken böylesi bir platform duyarlılığını henüz yitirmemiş ve yaşadığı şehrine saygı duyan daha önemlisi onu seven insanın içine su serpmez mi hiç?

Lafı uzatmayayım;

BUÇEP’in oluşturulma nedeni gayet net;

Kent ve çevre mücadelesini tüm yurttaşlarla herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu bir ortamda büyüterek sürdürmek.

Zor mu? Zor.

Ancak olanaksız değil.

Çünkü doğrunun önünde sonunda ‘’Ben buradayım sen nereye bakıyorsun’’diye sormak gibi asla vazgeçmediği bir alışkanlığı var.

Peki;

İlkesi, Bursa özelinden başlayarak ülkede ki kent ve çevre sorunlarının önlenmesine katkıda bulunmak, halkı doğru/güvenilir, bilimsel ve teknik bilgilerle bilgilendirerek farkındalık yaratmak ve harekete geçirmek olan BUÇEP kente ve ülkeye dair nelerin olmasını istiyor?

Gelişmiş ve toplumsal duyarlılığı yükselmiş her toplumun ülkeleri için istediklerini istiyor.

Yani;

 İçinde yaşadığımız kentin sağlıklı ve yaşanabilir bir kent olmasını,

 Her yıl binlerce insanımızın Bursa’da hava kirliliğinden ölmemesini, on binlercesinin hastalanmamasını, özellikle çocuklarımızın zehirlenmemesini,

 Sularımızın kirlenmemesini, çeşmelerden içilebilir nitelikte su akmasını, su kaynaklarının şişelenerek satılmamasını,

 Denizlerimizin, göllerimizin, akarsularımızın, sulak alanlarımızın tüm canlı yaşamını destekleyen ve barındıran niteliklerinin korunmasını,

 Ormanlarımızın, tarım arazilerimizin, zeytinliklerimizin, meralarımızın korunmasını, rant aracı olarak kullanılmalarının önlenmesini,

 Her geçen gün betonlaşan, ısınan, nefes alınamayan bir kent yerine doğa dostu, doğal yaşamla barışık temiz ve yeşil bir kentte yaşama hakkının savunulmasını…

Kısacası imkansızı değil olması gerekeni istiyor.

Çok değil bundan yirmi beş otuz sene evvel zaten olanı.

Bu isteklere

‘’Hayır; ben böyle olsun istemiyorum. Kent sağlıklı ve yaşanabilir olmasın, her yıl binlerce kişinin hava kirliliğinden hastalanması ya da ölmesi hiç mühim değil, suların da kirli olması vaka-i adiye, üç tarafımız deniz; birinden birinden balık avlar yeriz o da olmazsa ithal ederiz, ormanmış tarım arazisiymiş geç bunları kardeşim bize villa yapıp otuzar katlı bloklar dikecek arazi lazım, hem ne demişler ahrette iman dünyada mekan, temiz ve yeşil bir kentte oturacağız da ne olacak, beton uygarlıktır’’

Diyerek itiraz edebilir miyiz?

Edemeyiz.

Farklı cümlelerle itiraz edenler çıkacaktır elbet.

O da bu coğrafyanın makus kaderi.

Son olarak BUÇEP’in

Platforma kimlerin destek vermelerini istediğini de sayayım;

Bursa Çevre Platformu kuruluş bildirgesinde diyor ki BUÇEP;

‘’ Kentimizin doğal varlıklarına yönelik tüm planlamalara ve karar süreçlerine yurttaşların katılımının sağlanmasını isteyen;

 Doğa yok olursa bunun bir geri dönüşü olmayacağının bilinciyle ısrarla devam edilen yok etme politikalarına karşılık olarak ‘yaşatma’ politikasıyla toplumsal gençlik dinamiğini geliştirmek isteyen;

 Ekolojik mücadele hepimizin mücadelesi olmalı diyen.

Kentin misafiri değil, gerçek sahibi olduğunu düşünen;

Eşit söz hakkı, birlikte karar alma, birlikte uygulama ve birlikte mücadele etme anlayışına sahip bir örgütlenme modelini benimseyen her yurttaşımızı

BUÇEP çatısı altında toplanmaya, üye olmaya, mücadeleye katılmaya davet ediyoruz.’’

Davete icabet gerekir.

Hele bu davet gelecek kuşakların bizim çağımızda çoktan aşmamız gereken sorunları onlara bırakmamak adına yapılıyorsa.

Eminim hepimizin bu konuda yapacağımız bir şeyleri vardır.

Benim yok diyen BUÇEP’i eşine dostuna anlatsın o da yeter.

Başka Bursa olmadığı gibi başka Türkiye’de yok.

Bunu anlamak için onları yitirmemiz gerekmiyor.

Azıcık özen, birazcık farkındalık çokça da sorumluluk.

Formül bu.

Torun bir gün gelip,

“Dede, anneanne, babaanne, ne bu Bursa’nın hali onca yıl yaşadınız da tehlikeyi hiç mi görmediniz, neden bize yaşanacak yer bırakmadınız?” diye sorduğunda havaya bakıp ıslık çalmak istemeyenler BUÇEP sizi bekliyor.

Ve bekleyecek, bekletecek çokta uzun zaman yok artık…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246