Yıllar önce bir köşe yazarı büyüğüm demişti;

Eğer bir gün toplumun geneline yakını tarafından izlenilen bir hadise hakkında yazı yazmak istersen en az kırk sekiz saat bekle.

Acele eder de olayı sıcağı sıcağı yazayım dersen, hem o anki haleti ruhiyenin hem de olayla ilgili ham bilgilerin oluşturduğu tuzağa düşersin.

Genellikle sıcak gündem üzerine yazı yazmayı sevmememi üstadın bu nasihatına bağlarım.

Ortalık toz duman iken mışların, mişlerin, öyleydi, böyleydilerin konuyu analiz edip yorum yapacağım diye duyumlar üzerine yazılar yazılanları kalemden çırak çıkarttığını görecek kadar bir süredir de makale yazıyorum.

CHP Genel Başkanının şehit cenazesinde uğradığı saldıran sonra iki gün geçti.

Bu son derece tehlikeli olay ile ilgili tüm cenahlardan sayamayacağım kadar çok haber, köşe yazısı, yorum, analiz okudum ve videolar izledim.

Elbette birbirini tutmayan, inkar eden, eleştiren çok fazla veri vardı içlerinde.

Ama hadiseye yukarıdan bakınca görünen tek olgu Pazar günü Allah’ın Türk milletini bir kez daha korumuş olmasıydı.

Eğer Çubuk’ta ki aleni saldırının aynı saatlerde Maltepe’de buluşan milyonları tetiklemesine izin verilseydi bu gün bu yazıyı yazabiliyor olabilir miydim bilmiyorum.

Bilmekte istemiyorum.

Şu kadarını söyleyeyim;

Bu ülkede son yıllarda hem PKK’lı teröristler, hem de onların katlettikleri şehitlerin yakınları tarafından fiili saldırıya maruz kalan ilk ve tek politikacı Kemal Kılıçdaroğlu.

Ha bir de seneler önce meclis kulisinde de yediği bir yumruk vardı ama onun bu hadiseyle alakası yok tabi.

Sanırım saldırganlar en çabuk onu gözlerine kestiriyorlar ve gördükleri yerde dalıyorlar.

Herhalde bunu koruyan filan yoktur iki üç mesaj verir susarlar; zaten naif adamdır şikayetçi filanda olmaz, bizde yırtarız diye düşünüyorlar.

Oysa işin şaka götürür tarafı yok.

Bir devletin protokolünün ilk beşinde yer alan Ana Muhalefet Partisinin başkanına yapılan bu saldırının hamasi laflarla geçiştirilmesinin olanağı da yok.

21 Nisan 2019 da ki olay daha çok su kaldıracak gibi görünüyor.

Ayrıntılar netleştikçe saldırının basit bir protesto eyleminden ziyade ciddi ciddi bir linç girişimi olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Biz bu filmi gördük.

Aslında bu filmin senaryosunu yazıp çekenler de bizi gördüler.

Türk Milleti’nin ferasetini hafife alması her defasında yapımcıyı hüsrana uğratan bir gerçek olarak çıkacak karşısına.

Çünkü,

Biz o ipi çözdürmeyiz…

Hangi ipi, kime çözdürmeyiz?

 ‘’Bir gün şeytan bir bahçede geziyormuş.

Bir bakmış ilerde ki ağaca bağlı bir eşek var.

 Gitmiş eşeğin ipini çözmüş.

Eşek boşta kalınca tarlaya girmiş, başlamış ekinleri yemeye.

Çiftçinin karısı gelmiş, bir bakmış eşek ekinleri yiyor.

Çifteyi kaptığı gibi eşeği vurmuş.

Sese eşeğin sahibi gelmiş. Sen ne yaptın ne ettin derken, kavga kıyamet kopmuş.

Eşeğin sahibi de çekmiş, kadını vurmuş.

Bu sefer de çiftçi gelmiş. Bir bakmış karısı kanlar içinde yatıyor yerde; gözü dönmüş o da çekmiş silahını, eşeğin sahibini vurmuş.

Ortalık kan gölü olmuş. Şeytan da olan biteni uzaktan izliyormuş.

Bunu gören biri şeytana ah şeytan ah, sen ne yaptın diye seslenince, Şeytan gülmüş ve demiş ki; ben sadece eşeğin ipini çözdüm hepsi bu.

İşte o ipi ona çözdürmeyiz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246