Bu haber kez okundu.

Malazgirt Zaferi’nin 945’nci yıl dönümü
Bitlis Valisi Ahmet Çınar, beraberindeki yetkililerle birlikte Malazgirt Zaferi’nin 945’nci yıl dönümü dolayısıyla Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nı ziyaret etti.
Ahlat’ın Türk İslam tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bitlis Valisi Ahmet Çınar, Alparslan’ın ordusunu Ahlat’ta hazırlayarak Bizans’a karşı nasıl zafer kazandığını anlattı. Tarihi mezar taşları önünde gazetecilere açıklamalarda bulunan Vali Çınar, Ahlat’ın tarihte Kubbet-ül İslam ismini almış 3 şehirden biri olduğunu belirterek, “Bugün Malazgirt Zaferi’nin 945. yıl dönümünü kutladık. Bulunduğumuz nokta Selçuklu’nun kuruluş şehri olan Ahlat’tır. Şuan bulunduğumuz yer ise büyük Selçuklu mezarlığıdır. Dünyanın en büyük Müslüman mezarlığı olarak geçiyor ama sanıyorum dünyanın en büyük mezarlığı da burasıdır. Halihazırda 8 bini aşkın tespit edilmiş mezar var. Çevrede konutların bulunduğu alanlarda kazırlar yapılırsa bu rakam daha da fazla olacaktır. Ahlat Kubbetül İslam unvanı almış üç şehirden bir tanesidir. Zamanında 300 bin nüfuslu büyük bir medeniyet merkezi olmuştur. Sultan Alparslan, 1071 yılında tam olarak bu noktadan, bu şehirden Malazgirt’i almak için hareket etmiştir. Cuma namazını kılmış, üzerindeki beyaz elbise içinde ‘Üzerimdeki elbisem kefenim olsun, eğer şehit olursam beni bu elbiseyle gömün’ demek suretiyle askerini motive etmiş, 50 bin kişilik ordusu ile 230 bin kişilik Bizans ordusuna karşı Malazgirt Meydan Muharebesi’ni kazanıp büyük bir zafer kazanmıştır. Bu zaferden sonra büyük Selçuklu medeniyeti bu topraklardan bütün Anadolu’ya yayılmış, İslam bu topraklardan bütün Anadolu’ya daha da hızlı bir şekilde yayılmış, tarihte önemli bir kırılma noktası olmuş, tarihin akışı değişmiş ve büyük bir Türk İslam medeniyeti doğmuştur. Bizler dünya medeniyetine hizmet eden bütün atalarımızı rahmetle anıyoruz. İslam ile yoğrulmuş büyük medeniyet mirasını bize bıraktılar. Dolayısıyla zalimlerin egemen olduğu, bütün mazlumların sömürüldüğü bir kan gölüne çevrilen dünyanın şu manzarasına baktığımızda şu medeniyetin ne kadar övünebileceğimiz bir medeniyet olduğu, bütün dünyaya da yeniden hakim olması gereken bir güç olarak ortaya çıkıp dünyanın bu kan gölüne çevrilmiş, mazlumlaşmış, zalimlerin oyuncağı haline gelmiş bu dünyanın kurtulması için de bu büyük medeniyetin dünyada yeniden bütün ulusların faydalanabileceği bir etki alanı olarak ortaya çıkması gerekir diye düşünüyorum” diye konuştu.
Sözlerine Cemil Meriç’in bir tespiti ile devam eden Vali Çınar, “Bugün Batı dediğimiz, gelişmiş ulus dediğimiz buna elbette ki Amerika’sı da dahil bu ulusların, bu devletlerin geçmişine baktığımızda var olan bütün eserlerin bu köprü olabilir, saray olabilir, hatta metrolar bile olabilir. Bütün bu eserlerde köleler çalıştırılmış, insanlar sömürülmüş, her bir duvarın taşına kan bulaşmıştır. Ama bir Selçuklu ve Osmanlı medeniyetine baktığımız zaman her bir taşın alın terinin karşılığı ödenmiştir’ diyor. Bu büyük medeniyetin diğerlerinden farklı olduğunu gösteren en büyük göstergelerden biridir. Bu yüzden milli şairimiz Mehmet Akif bir mısrasında ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar’ diye tanımlıyor. Bir başka mısrasında ise ‘Medeniyet dediğin vahşet’ diye tanımlıyor. Gerçekten de medeniyet adı altında bir vahşet uygulaması var dünyada. Hangi ülkeye demokrasi ve yardım götürüyoruz dedilerse orası bir cehenneme döndü. Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Libya’da ve Yemen’de hep aynı şeyler oldu. Nereye giderlerse gitsinler orasını cehenneme çevirdiler. Müslüman halkları ve ulusları birbirine düşürmek suretiyle yine onlara silah temin etmek suretiyle kendileri uzaktan bir atari oyunu oynar gibi kurguluyorlar ve Müslümanlar birbirlerini yiyorlar” dedi.
Oyunun en büyüğünün Türkiye üzerinde oynandığını anlatan Vali Çınar, “Burada şunu görmemiz lazım. Bu oyunun en büyüğü Türkiyemiz üzerinde oynanıyor. Çünkü Türkiye ayakta kalabilmiş en güçlü son İslam devleti konumunda. Bu yüzden dünyanın bütün Müslümanları bir umut olarak Türkiye’nin ne zaman kendilerine el uzatacaklarını ve ne zaman kendilerini kurtaracağını bir hayal olarak, bir umut olarak görüyorlar. Bunun içinde bütün dünya Müslümanları Türkiye için dua ediyor. Geçmişten bugüne ama bugün tamamen azgınlaşmış olan terör saldırılarını da görüyoruz ki, bütün taşeron örgütler neredeyse tamamı Müslümanlar’ın çocuklarından oluşturdukları bu taşeron öğütleri üzerimize salmış durumdalar. Fakat Türkiye her saldırıda daha da büyüyen, daha da güçlenen bir dev gibi yıkılmadan dimdik ayakta duruyor. Milletimizi bu son yaşanan FETÖ terör örgütünün İslam aleminin direği olan Türkiye’nin omurgası olan saldırmasıyla da gördük ki bu hainlik, bu plan, bu taşeronluk ve bu vekalet savaşı içimize kadar girmiştir. Ama şu aşamadan sonra bütün olaylar milletimizin birlik ve bütün olmasını sağladı. Hep birlikte tek bir yürek olarak sağcısı solcusu terör örgütünün karşısında durmayı başardık. Taşeronlar yenildikçe, zayıfladıkça bunları bizim üzerimize salan, yetiştiren, besleyen medeniyet dediğimiz vahşetin temsilcileri yavaş yavaş kendileri meydana çıkmaya başladılar” şeklinde konuştu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193