Dünyanın en mazlum meslek dallarından biridir satıcılık.

Hatta meslek olup olmadığı bile hala tartışılır.

Öyle akademik bir yönü de yoktur, araştırma görevlisi satıcı,satıcı doktor,satıcı doçent,satış profesörü gibi payeler alınabilsin.

Belki şimdilerde  açılmıştır ama benim zamanımda Üniversiteler de pazarlama bölümlerinin içersinde sıkışıp kalmış kendi olgusunun niteliklerini bir türlü müfredatlara sokamamıştır.

Pazarlama ile karıştırılıp aynı kefe de yoğrularak hak ettiği öneme de bir türlü sahip olamamıştır.

Oysa ki  satıcılık içinde pek çok meslek dalının birikimlerini de  barındıran,kriterlerini kendisi koyan,sürekli gelişime açık analitik  zeka gerektiren bir meslek dalıdır.

Ve satış perdesi asla kapanmayan bir sahne sanatıdır.

2008 de yazdığım ve bu günler de  e-kitap formatına dönüştürmek üzere çalıştığım ‘Satıcıya Notlar ve İpuçları’ adlı kitabımı güncellediğim sırada bir grupla tanıştım.

Tanıştım diyorsam sosyal medyadan tabii.            

Paylaşımlarını görüp okudukça onlar farkında değiller ama ‘’işte bizim çocuklar’’ dedim

 Fark Yaratanlar 2020 nin benim adaylarımdan biri olan Bursa Mümessil  Dayanışma Derneği'nin aşağıda alıntıladığım paylaşımını okuyunca da hepsine birden ‘’Aslan bizim çocuklar’’ dedim.

Paylaşımın da özetle diyor ki dernek yetkilisi Orçun Kutlu;

‘’Bursa'da bir kaç gönüllü arkadaş ile başlayan bu iyilik hareketini tüm Türkiye'ye yayma amacındayız.Maddi olarak hiç bir şekilde çıkarımız yoktur.Amacımız bu zor günlerde ihtiyacı olan kişi ve ailelere ulaşabilmek bir nebze olsun ihtiyaçlarını karşılayabilmek,gülen yüzlerini görebilmektedir’’ (İsteyen paylaşımım ayrıntısına Orçun beyin sosyal medya sayfasından ulaşabilir)

Çok güzel değil mi?                                       

Benim de onlara armağanım kitabımın giriş bölümü olsun o zaman.

SEN BİR SATICISIN !                                                      

‘’Evet,sen bir satıcısın ve sürekli vitrindesin.İşin diğer meslek gruplarından çok farklı.

Her ne kadar mesleğin başkalarını ikna üzere evrimleşmiş olsa da satıcı olman  konusun da ilkin kendini ikna etmelisin.

Satıcılığı başka bir iş bulana kadar ara uğraş olarak görüyorsan bilmelisin o da seni öyle görür ve yılkı atı misali üzerinden atar.Bu da sadece pazarlamacı olarak kalırsın anlamına gelir ki bu sözcüğün kapsamı içinde barındırdığı hinlikler dolayısı ile gerçek satıcılar tarafından hiçte hoş karşılanmaz.

Hangi sektörde olursan ol,çalıştığın kurumun yaşamı sana bağlı.İster hizmet,ister mal hiç fark etmez,                                                          

İstisnasız hepsi sektörlerinde  kalıcı olabilmek için senin becerine ve yaratıcılığına muhtaçlar.

Senin bilgi ve verimliliğin doğrultusunda büyürler,senin hataların sonucunda silinir giderler.

İşte,bu büyük sorumluluk sadece ''Ben Taşırım''diyenlerin omuzlarına yüklenir.

Senin yaptığın iş asla laf olsun diye yapılamaz.Sorumluluğun hiçbir zaman bitmez.

Her satışla yeniden başlarsın güne.

Her müşteri ayrı bir sahne,her satış ayrı bir oyundur.

Hem İsa'ya,hem Musa'ya yaranmak zorundasındır.

Bir yanda firman,bir yanda müşterin asla bitmeyecek  bir çıkar ilişkisi ile senin yaşamının odak noktasıdırlar ve her ikisinin de arkandan ne zaman çekileceklerini asla bilemezsin.

Hasta olma lüksün bile sınırlıdır.Hastahanelik olmadığın sürece de kimseyi inandıramazsın zaten.En çok sen yıpranırsın işini yaparken,en çabukta sen yargılanırsın.

Başka departmanlardaki arkadaşların işlerine günde bir kez gelirlerken,sen iki kez gelmek zorundasındır.

Birinci gelişin firmana,ikinci gelişin ise gerçek işine,sahayadır.

Saha da koştururken pek çok firma koşan ata kamçı vurulmayacağını bilmediği için sürekli bir baskı altında kalırsın.

Ölüm bile ihtimal dahilindedir mesleğinde.Uzun yollarda yorgun,uykusuz ve zamana karşı direksiyon sallarken Tanrı korusun  bir hatalı solama yeter dünyadan kopmana

Çoğu zaman mesai bitimin de belirli değildir.

Piyasanda yaşadıkların yöneticilerince  genellikle bir ayrıntı olarak değerlendirilir.

Mühim olan her zaman geminin limana gelip gelmemesidir ki o geminin değişmez yükü senin cirondur.

Hakkında edinilen kanaatte cironla doğru orantılıdır.                                                       

Toplumun çeşitli katmanları ile ilişki halindesindir. Dolayısı ile başkalarının doğrularını yaşarsın.Mesleğin iki tarafı keskin kılıç gibidir;dengeyi kaçırırsan kendini kesersin.

Senden daima başarı beklenirken ne tuhaf bir ironidir ki,hedeflerin daima ufuk çizginin ötesine verilir.

Eğer hata yaparsan hatalarının bedelini çok ağır ödersin.Kapı önüne konmak vaka-i adiyedendir mesleğinde.Çoğu zaman ağızın ile kuş tutman bile kurtarmaz seni,neden iki kuş tutmadın diyenin çok olur sanki kendileri tutabilmiş gibi.

Bazen yaşadığın ilin dışındasındır.Yalnızlığını paylaşacak kimseyi bulamazsın.

Otellerde kalır,ayak üstü bir şeyler atıştırırsın.Evini,eşini,çocuğunu özler,hasretle yanarsın.

Daima dinç ve bakımlı olmak işinin bir parçasıdır.

Kadınsan işin iki kere zordur; bu parça seni sırtlan ve çakallara açık hedef haline getirir.Onların nerelerden çıkacağını iyi bilmen gerekir.

Masa başında üretilen satış politikalarının sahadaki aksamalarını gidermekte senin vazifendir ukala yöneticilerin gazlarını almakta.

Diğer birimlerin aksaması direkt olarak senin işine yansır;onlar dalga geçerler sen dalga kıran olursun   ve sorun her neyse çözümü de senden beklenir.

Bazen hiç olmayan bir talebi yaratmak için,bazen rekabet ortamın da örselenmiş bir ürünü sunmak için çırpınırsın.

Şirketlerde en yoğun değişimlerin yaşandığı grupta yer alırsın.

Dedim ya,her zaman göz önünde ve vitrindesindir.                         

İnsanlar sana ve mesleğine ön yargılı yaklaşırlar. Bilgi sahibi olmadan,fikirler üretirler.                 

Bazen daha da ileri giderek işini küçümserler.Ama aslında bilir misin ki,için için seni kıskanırlar.

Çünkü           sen,herkesin yapamayacağı bir dal seçmişsindir ki bu yaratıcılık,özveri,dirayet ve en önemlisi yetenek gerektirir.

Satıcılık bilgileri sonradan kazanılabilirse de,özü insanın doğasında olmalıdır.

Sen bu Tanrı vergisi yeteneğini, ne kadar geliştirir ve doğru beslersen,maddi ve manevi doyumun da o kadar yoğun olur.                                                 

Manevi kazancını şirketlerden tahsil etmem her zaman mümkündür de;iş maddi kazanca gelince ücreti ödenirken nazlanılan yine en çok sen olursun.

Satış elemanı,Satış temsilcisi,Satış mümessili,Müşteri temsilcisi,satış müfettişi,Reprezant,Satış yöneticisi,Bölge müdürü,Satış Koordinatörü vs.

Ünvanın ne olur ise olsun,senden istenilen ve beklenilen sadece ve satıştır bu uğur da yaşadığın olumsuzluklar da mühimsenmeyen teferruattır.

Söze başlarken ''sen bir satıcısın''dedim.Buna önce sen inanmalısın.Mesleğin gerektirdiği donanımlara sahip olmalısın.Olmalısın ki,satıcı olabilesin.Senin mesleğin,yaşamla içiçe,renkli ve aşka dayalı bir meslektir.

Onu sevmezsen başarma olanağın yoktur.

Derinlerine indiğinde,felsefesini            kavradığında,onun senin için sadece mesleki  değil yaşam etiğin konusunda da nasıl bir altın bilezik olduğunu şaşırarak anlayacaksın.

Satıcılık,senin istediğin,arzu ettiğin bir meslek olmayabilir.Yorucu ve yıpratıcı niteliği

zaman zaman direncini kırabilir.Zorlandıkça motivasyonun da kaybolabilir ama inan ‘iyi satıcı’ dediğin her kim varsa bu yoldan mutlaka geçmiştir.

Etrafında başarılı bulduğun işletmelerin yıldızlarını bir kazı bak altından satıcılarının çıktığını göreceksin.                                                 

Yaşamda ki en büyük mutluluk,başkalarının ''yapamazsın''dediklerini yapmaktır.

Dünya'da hiç bir şey sana gerçekleştirdiğin bir satıştan duyduğun hazzı veremez.Bu senin en kıymetli dinlenme anındır.Başka meslekler de ki insanlarla paylaşmaya kalkma,mümkün değil anlamazlar.

İşte sen hep bu noktada olacak ve her geçen süre kendinle daha biraz daha barışacaksın.  

Başka hangi meslek           sana bu zevki tattırabilirdi bir düşün. Satışı bir yaşam biçimi olarak algılamak,başarının ilk hamlesidir.

Senin için ne sattığın değil,nasıl sattığın önemli olmalıdır.

Tabi ki,her ürün ya da hizmetin satışı farklıdır.

Uygulanan stratejiler de birbirleri ile örtüşmezler;

Ama unutma ki,satılan ne olursa olsun ortak paydası satıcıdır.                           

Bir de şunu ekleyeyim;

Mesleğinin etik değerlerini kavramış onu işportaya düşürmeden kriterlerine uygun bir şekilde icra edebilen her satıcının kazandığı para anasının ak sütü gibi helaldir.

Hepinize rastgele gençler…                     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254