Amacı,

Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti ile Yunan hükümeti arasında 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan şehrinde imzalanan “Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi” kapsamına giren mübadillerin,

Kültür, sanat,  folklorik değerlerini korumak, yaşatmak, yakın tarihi ve mübadeleyi bilimsel olarak araştırarak belgelemek, Mübadillerin geride bıraktıkları insanlık mirası olan kültür varlıklarının korunması için çaba göstermek, Türkiye ve Yunanistan halkları arasındaki dostluk, sevgi ve işbirliğini geliştirmek, barış kültürünün yerleşmesi için çaba göstermek, Mübadiller ve sonraki kuşaklar arasındaki sosyal ve kültürel dayanışmayı ve yardımlaşmayı sağlamak olan bir  kuruluş var.

Adı,

 Lozan Mübadilleri Vakfı.

Ben onu Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı sevgili kardeşim Ali Korkut vasıtası ile tanıdım.

Tanıdıkça da vakfın bileşeni   derneklerin çalışmalarını yakından izleme fırsatı buldum.

Vakıf;

Mübadele ve yakın tarihimizle ilgili bilimsel çalışmalarını sürdürürken Üniversitelerin ilgili bölümleri ile uzman kişi ve kurumlarla işbirliği içinde sözlü tarih, müzik, folklorik derleme çalışmaları yapıyor.

Mübadillerin geride bıraktıkları kültür varlıklarının, tarihi eserlerin envanterini yaparak bunların korunması, onarım ve bakımlarının sağlanması için her iki ulusun ve uluslararası kültür ve diğer kurumların duyarlı olmasını sağlayacak çalışmaları da sürdürüyor ve bu konuda üniversitelerin ilgili bölümleri, UNESCO, Avrupa Birliğinin ilgili birimleri, Kültür Bakanlığı ile diğer uzman kişi ve kuruluşlarla işbirliği yürütüyor.

Mübadiller arasında sevgi ve dostluk bağlarını kuvvetlendirmek için geziler düzenlemek,Mübadillerin geldikleri yerleşim yerleri ile göç ettikleri yerleşim yerlerinin kardeş yerleşim yerleri olması için çaba sarf ederek  yerel yönetimlerle çalışmak,Türkiye, Yunanistan, Akdeniz ve Balkan ülkeleri halkları ve gençleri arasında dostluk, sevgi ve işbirliği duygularını geliştirecek kültür, sanat, spor ve turizm etkinliklerini hayata geçirmek,eğitim-öğretimin ve müzelerin karşılıklı düşmanlık doğuracak öğelerden arındırılmasını önlemek ve bu amaç doğrultusunda faaliyet gösteren yurt içindeki ve yurt dışındaki kuruluşlarla yasaların izni doğrultusunda eşgüdümlü faaliyetlerde bulunmak ta faaliyetleri arasında önemli yer tutuyor.

Ayrıca;

Kültürel ve tarihi değeri olan her türlü belge, evrak, fotoğraf, film, afiş, kitap, günce, giyim eşyası ve her türlü anı eşyalarının derlenmesi, arşivlenmesi, korunması ve araştırmacıların kullanımına sunulması Mübadele ve yakın tarihle  ilgili araştırmalar, yararlı çalışmalar sürdürülmesi, barış kültürünün gelişmesine katkıda bulunan kişi ve kurumlara teşvik ödülleri verilmesi, Vakfın uzmanlık alanına giren konularda seminer, konferans, panel, sempozyum ve kollokyumlar, yarışmalar, konserler ve festivaller düzenlenmesi, kurslar açılması, üyelerin yararlanması için kitaplık, lokaller, bakım ve dinlenme evleri tesisleri de vakfın olmazsa olmazlarından.

Vakıf hakkında kısa da olsa bilgi verdiğimi düşünerek geliyorum bu vakfın Arzına;

Şöyle bir duyurusu var Lozan Mübadilleri Vakfının

Hazırladıkları ve Cumhurbaşkanlığına, Kültür ve Turizm Bakanlığına, T.B.M.M. Başkanlığına, Siyasi parti başkanlarına, Mübadil kökenli milletvekillerine, İzmir, Ankara, Balıkesir, Kastamonu Belediye Başkanlığına, Altay Spor Kulübüne, Milli Eğitim Bakanlığına, Adalet Bakanlığına ve Ulusal ve Yerel Basına gönderecekleri bildiri de  özetle diyorlar ki;

‘’Basından öğrendiğimize göre Atatürk’ün yakın düşünce ve çalışma arkadaşlarından Kuvayı Milliyeci eski Mübadele, İmar ve İskan Bakanı Mustafa Necati’nin Kültür Bakanlığına müze yapılması düşüncesi ile bağışlanan evi kendi adı silinerek başka bir isim adı altında kütüphane yapılmak istenmektedir. Bu kararın iptalini ve Mustafa Necati’nin hatırasına saygı duyulmasını istiyoruz.’’

Mübadele sürecinde altı arkadaşı ile verdiği teklif sonucunda Mübadele, İmar ve İskan Vekaleti’nin kurulmasını sağlayan,Yunanistan’dan Türkiye’ye gönderilen mübadillerin iaşe, sağlık, iskan ve taşınmaları için günün koşullarında cansiperane çalışmalar yapan, Mübadillerin denizyolu ile taşınması işini İtalyanların kazanması üzerine bunun doğru olmadığını savunarak bu işin Türk denizcilerine verilmesini sağlayarak ulusal denizciliğimize büyük katkı sağlayan, Spor kulüpleri kuran, şimdi ki ABC mizde büyük katkısı olan,Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünde göz yaşlarını tutamadığı (Falih Rıfkı Atay 1968’de yayınladığı ‘Çankaya’ kitabında anlatır) yakın çalışma arkadaşı, Adliye ve özellikle Maarif vekaleti sırasında yaptığı çalışmalarla daima  saygı ve şükranla hatırlanan Mustafa Necati,  mübadiller için son derece önemli bir isim.

Vakıf, sadece ve sadece mübadele nedeniyle doğdukları toprakları terk etmek zorunda kalan büyüklerinin hayatını kolaylaştırmak için çaba gösteren Mustafa Necati’nin devlete bağışladığı kendi evinden adının silinmesini istemiyor.

Yani, kuruluşun İtiraz ettiği nokta, evin kütüphane yapılmasına değil, ondan sahibi ve bağışlayıcısının adının silinmesine.

Öneri ve istekleri ise; Kurulması düşünülen kütüphaneye “Mustafa Necati Edebiyat ve Göç Eserleri Kütüphanesi” adının verilmesi.

Bir süre önce bu tarihi mekanın kuru fasülyeci bile yapılması yönünde ki girişimler göz önüne alınırsa vakıfın talebinin makullüğü çok daha net anlaşılabilir.

Allahtan devreye kamuoyunun duyarlılığı girmişte bu karardan vaz geçilerek tarihi bina parlamenterler evine dönüştürülmüş.

 Vakıf ilgili ve yetkilerden istediklerini şu cümleleri ile sonlandırıyor;

‘’Duyarlılığımızı göz önüne alarak kurulması planlanan kütüphaneye evin gerçek sahibi Mustafa Necati’nin adının verilmesi sadece biz mübadil çocuklarını değil; eminiz ki Altay sporluları, İzmirlileri, Kastamonuluları, Balıkesirlileri, öğretmenleri, hukuk insanlarını ve bu alfabeyi okuyan herkesi mutlu edecektir. Türkiye çapında faaliyet gösteren Mübadil Kuruluşları olarak bu talebimizin dikkate alınarak gerekli kararların ivedilikle alınması için girişimlerde bulunmanızı arz ederiz.’’

Vakfın bu talebi, aralarında Bursa Lozan Mübadilleri Kültür ve Dayanışma Derneğinin de olduğu otuz beş mübadil Derneğinin de imzalarını taşıyor.

İş artık ilgi ve yetkililerin Sezarın Hakkını Sezar da bırakmalarında.

Çok zor değil;

‘Arzınız makul bulunmuş ve kabul görmüştür’ denilmesi yeterli…

Denilir mi peki ?

Onu da zaman gösterecek.

Ben Vakıfın bu talebinde haklı olduğunu düşünenlerdenim.

Nedeni de; Lev Tolstoy’un şu cümlesi;

‘Haklı bir düşüncenin, meyve vermemesi mümkün değildir.’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254