Günün birinde yemyeşil dut yapraklarının arasında, bir kelebek ailesi gelmiş dünyaya. Hepsinin amacı, kısa ömürlerinin tadını doya çıkarmak için bir an önce harekete geçmekmiş. Hemen bir araya gelip konuşmaya başlamışlar. Bugün neler yapsak diye düşünmeye dalmışlar.
Anne kelebek:

"Vakit kaybetmek gibi bir lüksümüz yok" demiş.

Bir taraftan kahvaltı yaparken diğer taraftan, söylenecek bütün güzel sözleri söylemeye, yapılacak bütün güzel davranışları yapmaya çalışmışlar. Bu kadar kısa bir ömürde bundan daha farklı davranmak da olamazmış.
Gezmiş, eğlenmiş, birbirlerine zaman ayırmış ve günün tadını çıkarmaya çalışmışlar. Bütün olumsuzlukları göz ardı etmişler. Çünkü olumsuzluklara ayıracak kadar zaman yokmuş ellerinde. Baba kelebeğin aklına çok güzel bir fikir gelmiş.

“Ailece doğum günü partisi yapalım, demiş. Bugün geldik dünyaya ve bugün bir daha yaşanmayacak” diyerek de tamamlamış sözlerini. İlk ve son kez kutlamışlar doğum günlerini dut yapraklarının yeşil yaprakları arasında.
Rengarenk bedenleri ile, geldikleri dünyanın rengini değiştirip yeryüzünü bir renk cümbüşüne boğmuşlar. Hareket eklemişler kâinata, küçücük bedenleri ile.
İlk ve son kez yatmışlar akşam olunca. Mutlu bir şekilde kapatmışlar gözlerini sonsuza dek. Çünkü kısa ömürlerinin tadını doya doya çıkarmışlar...

Kelebeklerle duygudaşlık kurun…

Arkanıza yaslanarak düşünün…

Ömrümüz aslında bir kelebeğinki gibi kısa değimli?

Peki, bu kısacık ömrünüzde siz neler yaptınız?

Dünyanın rengini değiştirebildiniz mi?

Ya da, sessizce bir köşede ölümü mü bekliyorsunuz?

Ama unutmayın ki siz bir kelebek değilsiniz!

Yaşamak için mücadele etmelisiniz…

Kelebekler şanslı çünkü bir gün yaşayıp ölüyorlar…

Ya siz!

Her gün ölüyorsunuz ama yaşadığınızı sanıyorsunuz…

Bilmem anlatabildim mi?

***

 

Tebessüm

 

Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde "DOĞUŞTAN KÖR" yazılıymış.

Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir reklamcı bunu görmüş. Tabelayı almış, arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.

Ne olduysa olmuş. Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya.

Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına...

“GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ... AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM...”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.