Ah be Bursaspor!..

Senin için nelere katlandığımı bir bilsen!..

Maçın olduğu gün daha sabahtan içimi bir garip heyecan sarıyor.

Stada giriş kartımı “evde unutmamak” için daha geceden ceketimin cebine koyuyorum.

Maçın başlamasına 2 saat kala gazeteden çıkıyorum.

Önce 32 dakika süren tren yolculuğu…

Ama ondan sonrası “tufan…”

Acemler’de trenden indikten sonra bu kez “tabanvay”a biniyorum.

Sıkı adım yürürsem 20; biraz gevşek 25-30 dakikada…

Takıma bir türlü “uğur getirmeyen” Timsah Arena’dayım.

Eğer rakibin üç büyüklerden biriyse, tam 2 ya da 3 kere de kurulan barikatlarda polisin “vücudumu ellemesine” maruz kalıyorum.

Bu arada (son bir iki maç hariç) istasyondan itibaren yola dizilen “tükürük köftelerin” kokusu, hem mideme hem de üstüme başıma siniyor.

                                                      ***

Peki!, ben sana bu kadar “meşakkatli bir yolculuktan” sonra ulaştığımda sen ne yapıyorsun?

Bu sezon kırdığın “beraberlik rekorlarına” devamlı yenilerini ekliyorsun.

Hani derler ya!...

“Rekorunu egale ediyorsun!..”

Ama yetti be kardeşim!..

Ben senin için o kadar yolu aştıktan sonra senden sadece tek şey bekliyorum.

Rakiplerini “yenmeni…”

Valla senin “tek golüne bile hasret kaldık” be!..

                                                        ***

Ah be Ali Ay!..

Takım koca bir yarıyıl tatili geçirdi.

“Transfer tahtamız” kapalıydı!..

Tamam!..

Ama Ankaragücü bile bizden kat kat kötü durumdayken, bu “kapalı tahtasını” açtırıp, bir sürü transfer yaptı.

Sen en azından “bu tahtayı açtırmak” için hangi gayreti gösterdin?

Sonra da taraftar sana; “Ali Ay istifa!..” diye bağırınca “alı al moru mor” kesiliyorsun.

Her halde önceki akşamki maçta sadece bizim taraftarın değil, Konyalılar’ın da espri dolu tezahüratı seni biraz daha “kendine getirmiştir!” umarım.

Sen de duydun; ne diye bağırdılar:

“Ali Ay istifa; Bursalıya sahip çık!..

Seni bilmem; ama espri de olsa bu tezahürat Bursaspor aşığı olarak beni ve de herkesi son derece rahatsız etti.

                                                    ***

Ah be Samet Aybaba!..

Bizim Fikret Kocaman da yazmış.

Sende de futbolcular gibi, “form düşüklüğü mü var; yoksa?!”

Oyuncu seçiminde okları üzerine çekiyorsun!..

Oyuncu değiştirmede eleştiriliyorsun!..

Şimdi diyeceksin ki:

“Basın tribününden öyle mi görünüyor? Ben oyuncuların idmanlardaki durumlarına bakarak kadro kurarım ve de değiştiririm!..”

Yapma be hoca!..

Sen de görüyorsun ki bazı futbolcular sanki “başka dünyadalar!..”

Ama sen bunların bazılarında “ısrar ederek” bizi de “o dünyaya” sokuyorsun!..

Eskiden Galatasaray’da Hagi’nin oynadığı dönemleri hatırlarsın.

Adam kötü de oynasa sahada mutlaka tutulurdu.

Çünkü böyle bir tecrübenin ne yapacağı hiç belli olmazdı.

Bursaspor’da da hem de bayağı tecrübeli bir Latovlevici var.

Bir kere penaltıları bu tecrübeye attırsan…

Bugün Malatya ve Konya maçlarında “penaltı kaçırarak” kaybettiğimiz ikişer puanı hanemize ”4 olarak” yazdırır, ligin de hayli üst sıralarında bulunurduk.

                                                ***

Neyse işi kişiselleştirmeyeyim.

Çünkü bir sürü neden var.

Ama ben artık sıkıldım.

Bırakın galibiyeti, gol atmayı bile unutan bir takımın maçlarını artık izlerken dudaklarımda resmen uçukların çıkmasını artık istemiyorum.

Bu sevda için kilometrelerce yol yürümekten de yoruldum.

Böyle giderse en azından beni ondan kurtaracaksınız.

Haberiniz olsun!..

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246