Şu anda ayaklarım bir türlü yere basmıyor.

Adeta kanatlandım; uçuyorum.

Çünkü!..

53 yıllık meslek yaşamımın en anlamlı ödülüne sahibim.

Evimdeki kütüphanenin en görünür yerinde bulunan heykelcik artık benim Oscar’ım…

Gurur kaynağım, onurum…

Sadece dile kolay; “yarım asrı çoktan aşmış” gazeteciliğimi taçlandıran…

“Meslekte Onur Ödülü”nü bana layık gören Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne teşekkürlerimi sunuyorum.

                                                  ***

Bu meslekte “yarım asrı devirdiğim” günlerde, önce Bursa Gazeteciler Cemiyeti, ardından da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından ödüllendirilmiştim.

ÇGD’nin verdiği bu “onur ödülü” de, şu anda kütüphanemde “bu iki ödülün arasında” yer alıyor.

İlk ikisi bana geçmişimi, “sabırla, özveriyle” ve “gururla” verdiğim “gazetecilik mücadelemi…”

Önceki gece yüzlerce meslektaşımın huzurunda sunulan ve ÇGD’nin “ikisi benim öğrencim olan“ geçmiş dört başkanının (Yüksel Baysal, Adnan Baştopçu, Tayfun Çavuşoğlu ve Bülent Sezgin)  ellerinden aldığım “Onur ödülü” ise bu mücadelemin boşa geçmediğini…

Anımsatıyor.

                                                  ***

Ödül gecesinde yaptığım kısa konuşmamda da belirttiğim gibi;

Şu anda Bursa’da “yaşayan” ve hala “amatör bir ruhla” çalışarak yazı üreten en eski gazeteciyim.

Mesleğe bundan tam 53 yıl önce…

..Ki 1 Ocak 2019’da 54 olacak.

İstanbul’un Bab-ı Ali’sinde yani membaında muhabirlikle başladım.

Herkes bilmeli ki!..

Şu anda ister bir medya kuruluşunun en tepesindeki adam olun.

İster başyazar konumunda bulunun.

Gazeteciliğin “olmazsa olmazı” muhabirliktir.

45 yıldır da mesleğimi işte bu muhabirlik ruhuyla Bursa’da sürdürüyorum.

Bu süre içinde özellikle 10 yıla yakın çalıştığım Hürriyet Gazetesi Bursa Bürosu’nda ve 20 yılımı verdiğim Bursa Hakimiyet Gazetesi’nde onlarca muhabir yetiştirmeye çalıştım.

                                                         ***

Konu madem muhabirlikten açıldı.

Ne yazık ki!..

Daktilodan bilgisayara geçildiğinden beri gazeteciliğin bu zor ve meşakkatli görevini yüklenenler hızla azaldı.

Şu anda medyada parmakla gösterilecek kadar az sayıda muhabir arkadaşımız var.

Kimse kusura bakmasın!..

Şu anda tam anlamıyla “kopyala yapıştır” gazeteciliği yapılıyor.

Çoğu arkadaşımız da “yandaşlığa zorlandığı” için zaten o kutsal mesleğin gereklerini yerine getiremiyor.

                                                  ***

Muhabirlik, tekrar ediyorum; gerçekten de bu mesleğin “olmazsa olmazı”dır!..

Tutkudur!..

Özellikle Bursa Hakimiyet’te Yazı İşleri ve Haber Müdürlüğü görevlerinde bulunurken Her alanda koşturan tam 12 muhabir arkadaşım vardı.

Her sabah hem de “karga şeyini yapmadığı” bir saatte bu arkadaşlarımla toplantı yapar; görevler verirdik.

Hepsi de olağanüstü bir tempoyla çalışır; akşam üzere saat 16’da yeniden toplanarak, yakaladıkları haberleri masaya yatırırdık.

O günlerde gazeteciliğin heyecanına heyecan katan önemli bir olgu vardı.

“Haber atlatmak!..”

Ertesi sabah gazetenin sayfalarını açıp, rakip gazeteleri “atlattığımızı” görünce dünyalar bizim olurdu.

Ama bu “internet denilen tek tuşu kalmış canavar” önce bu habercileri yavaş yavaş piyasadan sildi, yetmedi; “atlatma” denilen o güzel duyguyu da yok etti.

                                                 ***

Her şeye karşın hala genç kalemler olarak aramıza katılan ve muhabir olmakta direnen az sayıdaki genç arkadaşıma bir öneride bulunmak istiyorum.

Bu olanak elinizden alınmadığı sürece kaleminizi hep “dik tutun, eğmeyin ve bükmeyin!..”

Ayrıca!..

“Allah’tan başka kimseye kul olmayın!..”

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234