18 – 21 Nisan’da Balkan şehirleri arasında en gelişmiş şehri olan Belgrad’a ziyaretimiz olmuştu,

Tur şirketinin anlaşmalı rehberi olan bayan Türkçesi çok iyi olmasa da tanıtımı yapmaya çalıştı.

Tanıtım yaparken dikkatimi çeken konuların başında Osmanlının Belgrad’daki savaşlarda başarısız olduğunu izlenimini vererek ve eski Yugoslavya Devlet Başkanı olan Tito’nun mezarına ziyaret ettiğimizde rehberimizin Sırpları övmesi ve ardından Bosna ve Kosovalıları kötülemesi ve son olarak Kosova kurtuluş ordusu olan UÇK’dan terörist grup olarak bahsetmesi benimde göçmen aile’nin çocuğu olarak çok rahatsız etti ve hemen karşılık vererek yaptığı anlatımın yanlış taraflı olduğunu kendisine ilettim ve biraz ortam gerildikten sonra rehberimizin yumuşadığını fark ettim, normal anlatımlarına devam etti.

Ülkemiz dışına tur şirketleri ile gideceklere tavsiyem tanıtım rehberlik adı altında misyonerlik faaliyetleri olan kişilere dikkat etmelerini ve gidecek olduğunuz ülke hakkında gitmeden önce araştırma yapmanızı ve ülkemizi ve kardeş İslam ülkelerini kötüleyen Ortodoks, Katolik ve Yahudilere karşı bilinçli olmanızı tavsiye ederim.

Tur programında Bayraklı Camii ziyareti olmasına rağmen ziyaret edemediğimiz Osmanlı camii’sini Berat kandil akşamı ziyaret etme fırsatımız oldu. Kandil akşamını ibadet ile geçirmek için şehrin kalan tek camisi olan Bayraklı Cami’sinde gecemizi ibadetle geçirmek nasip oldu.

Bayraklı camii
Bayraklı  Camii   Belgrad’da  bulunan  250  camiden  günümüzde  ayakta   kalan   tek camidir. Belgrad Tapu Defterine 1212 (1797-1798) senesinde dercedilmiştir. Asıl inşa tarihi    bilinmemektedir. Camiyi    Kanuni’nin   şehri   muhasara   ederken   yaptırdığı yolunda  bir  kanaat  olduğu gibi,  başka bir  rivayete  göre  de, Viyana kuşatmasından sonra, Avusturya   işgalinin   ardından   II.  Sultan Süleyman zamanında 1690’da inşa olunduğudur. Adının Bayraklı Camii olmasının sebebi, geçmişte Belgrad’da bulunan diğer camilerle aynı anda ibadete başlanmasını sağlamak için bayrağın minarede sinyal olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Cami 10.20 x 10.20 ebadında ve tek minarelidir. Duvar 1.30 m’dir.  1718-1739 yılları arasında Katolik Kilisesine dönüştürülmüş olan Bayraklı Camii 1941 ve 1944 yıllarında Almanların havadan taarruzları esnasında büyük zarar görmüştür. Cami birçok defalar tamirden geçmesi nedeniyle orijinal olan mimari karakteristik özellikleri kısmi zarar görmüştür. Belgrad’da ayakta kalan tek camii olması nedeniyle çok değerlidir. 

Bayraklı Camiinin kim tarafından ve hangi tarihte inşa edildiği tam olarak bilinmemektedir. Bu konuda araştırmacıların çeşitli görüşleri bulunmaktadır. Kare planlı olarak inşa edilen cami 10,2 m.'lik bir kubbe ile örtülüdür. Caminin kesme taştan inşa edilen sade bir minaresi vardır. Belgrad'ın Pasarofça Antlaşması ile Avusturya'ya bırakılmasından sonra Bayraklı Camii 22 yıl kilise olarak kullanıldı. Belgrad'ın Osmanlılar tarafından geri alınmasından sonra tamir edilerek yeniden ibadete açılan cami, daha sonraki Osmanlı-Avusturya savaşlarında da büyük zarar gördü. 1867'de Belgrad'ın Osmanlıların elinden çıkmasından sonra Sırp Hükümeti tarafından resmi olarak Müslüman cemaate tahsis edilen cami 1893-94 tarihinde II. Abdülhamit tarafından tamir ettirildi. Osmanlılar zamanında 250 kadar caminin bulunduğu Belgrad'da ibadete açık tek cami olarak kalan Bayraklı Camii, Kosova'da meydana gelen olaylardan sonra 18 Mart 2004'te yakıldı. Fakat daha sonra yeniden tamir edildi.

Belgrad'ın Fethi

Orta Avrupa'nın belkemiği (omurgası) Belgrad, Sırplar'a ait iken Türklere karşı savunulamadığı için Macarlara terk edilmişti.
   İstanbul'u fethederek yeni bir çağı insanlığın ümidi ve ışığı olarak ardına kadar açan Fatih Sultan Mehmet, 1456 baharında Üçüncü Sırbistan seferine çıktı. Hedefi Macarların elinde bulunan Belgrad'ı ele geçirmekti. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktada bulunan Belgrad Kalesi elde edilebilirse Macaristan tehdit altında tutulacak, Sırbistan'ın fethi de kolaylaşacaktı.
   Buna karşılık kale iyice tahkim edilmiş, bol miktarda takviye kuvvet gönderilmişti. Fatih, 13 Haziran 1456 günü kuşatmayı başlattı. Düşman kuvvetlerinin savunduğu Belgrad Kalesi, epeyce yıpratılmasına rağmen bir türlü düşürülemedi. Toplanan savaş meclisinde, kuşatmaya devam etmenin fayda sağlamayacağı görüşü hâkim oldu ve ertesi sabah geri dönüldü.
   Böylece, İkinci Murad'ın ve oğlu Fatih Sultan Mehmet'in ayrı ayrı gerçekleştirdikleri iki kuşatmadan da kurtulabilen Belgrad, 1521 yılında Kanuni'ye boyun eğecektir.
   Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sonuna kadar Macarlar'la yapılan barış antlaşması gereğince, iki taraf arasında önemli anlaşmazlık çıkmadı.
   Kanuni Sultan Süleyman'ın Osmanlı tahtına oturması ile Osmanlıların, bir müddetten beri ihmal ettikleri batı cephesine gözlerini ve gönüllerini çevirecekleri muhakkaktı. Nitekim Macaristan'ı vergiye bağlamak üzere gönderilen Behram Çavuş adlı elçinin Kral İkinci Layoş tarafından katledilmesi, seferin istikametini tayin etti.
   Behram Çavuş'un katline çok sinirlenen Kanuni, gerekli hazırlıkların ikmalinden sonra 18 Mayıs 1521 günü Belgrad'ın Fethi'ni gerçekleştirmek için İstanbul'dan yola çıktı. Edirne'de beş gün kalınıp 9 Eylül'de Filibe'ye varıldı. Buraya gelinceye kadar, Macaristan harekâtının kesin çerçevesi çizilmemişti. Veziriazâm Piri Mehmet Paşa, önce Belgrad Kalesinin fethedilmesi gerektiğini söylerken; Rumeli Beylerbeyi Ahmet Paşa, Macaristan'ın başşehri Budin'in zaptını istiyordu. Neticede, Piri Paşa'nın fikri galip geldi.
   Sava Nehri üzerine kurulan büyük köprüden, 18 Temmuz günü Osmanlı ordusunun geçişi başladı. Kanuni'de, 26 Temmuz günü karşıya geçti. 1 Ağustos'da kuşatma başladı.

   Şehir, müthiş bombardımana ancak bir hafta dayanabilmiş, Türk askeri açılan gediklerden içeri girmişti. İç kaleye yerleşen Macar, Sırp ve Bulgarlar'ın dayanması da bir işe yaramadı. Nihayet, 29 Ağustos 1521 günü, teslimden başka çare kalmadığını anlayarak kapıları açtılar. Böylelikle Belgrad'ın Fethi gerçekleşmiş oluyordu.
   Kale halkından bir kısmı Macaristan'a göç etti. Aslen Sırplı olanlar evlat, aile ve mallarıyla İstanbul'a getirtilerek Yedikule civarına iskân edilip Belgrad mahallesini kurdular.
   Belgrad'ın fethi Avrupa'da büyük yankılar uyandırmıştı. Çünkü Türk tehdidi artık Orta Avrupa'ya açılıyordu. Nitekim Belgrad, bu tarihten itibaren Avrupa seferlerinde en önemli üs oldu ve "Darü'l Cihâd" adını aldı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246