banner262
banner263

Ömrümüz hep bir yerlerde beklerken geçiyor. Kimi zaman AVM kuyruklarında, kimi zaman hastane koridorlarında, kimi zaman otobüs duraklarında dakikalarca beklemek zorunda kalıyoruz.

Bugünlerde ise son 3 aydır evlerimizde beklemek zorundayız. Bazen, sokağa çıkma kısıtlaması uygulandığı günler, bazen ise kendi kendimizi karantinaya aldığımız günleri evlerimizde geçirmeye gayret ediyoruz. Bazen, evimize üç beş kuruş ekmek parası getirebilme adına çalışıp çabalıyoruz.

Hedeflerimiz, sağlıklı toplum, mutlu aile ve huzurlu fertler olarak yaşamak.

Bu hedeflere ulaşabilme adına da bin bir çile ve zahmete katlanmak zorunda olsak bile sükutla, sabırla bekliyoruz. Çünkü, biliyoruz ki, bu günler gelip geçecek ve güzel günlerde yeniden mutlu ve huzurlu olacağız.

Normalleşme planları gün gün açıklanırken, salgınla birlikte gelen yasaklar da sınırlı olarak kaldırılıyor. Havaların ısınması ve vaka sayılarının azalması da hemen hepimizde bir rahatlama yarattı. Ancak uzmanlar, insanların rehavete kapılmamaları için uyarılar yaparken, salgınla birlikte gelen önlemlerin uzun vadede hayatımızda olması gerektiğini söylüyor.

Salgınla birlikte gelen kriz ve etkileri hayatımızı belirlemeye devam edecek gibi görünüyor. Çünkü, pek çok işletmenin salgından korunma adına kapalı tutulması, insanların geçimlerini ve ekonomik varlıklarını güç durumda bıraktı. Çare aranıyor. Çözüm aranıyor.

Bu durum ise önümüzdeki günlerde sivil toplum örgütlerine daha fazla sorumluluk yüklüyor. Sivil toplumun çalışma alanlarına ihtiyaç artarken, kaynak geliştirme çalışmaları  derinleşen eşitsizlik ve sorunlarla mücadele eden sivil toplumun faaliyetlerini sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor.

Esnafın başta olmak üzere işletmelerin kapalı kaldıkları süre içinde ekonomik yönden güçsüzleşmelerine çare olarak Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın başlattığı çalışmalar uzun süredir dikkat çekiyor. En son çalışma ise Kapalıçarşı ve etrafındaki esnaflarımız için hazırlandı. Çarşı esnafı ile bir araya gelen Oda yöneticileri, “krizden çıkmanın yolları” konusunda çeşitli konularda görüş alış verişinde bulundu. Esnaf, yaz sezonunun bitip tükenmemesi için düğün yasaklarının kalkmasını isterken, bazı esnaflar ise Payitaht Çarşı Alış Veriş Günleri’nin bu senede ara verilmeden devam ettirilmesini istedi.

BTSO Başkanı İbrahim Burkay, ülkemiz ekonomisinde meydana gelen daralma ve koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler nedeniyle sıkıntılı günler yaşayan esnafın yanında yer alarak, onların ihtiyaçlarının karşılanması konusunda başlatılan Cansuyu ve destek kredileriyle ilgili bilgiler verdi. Burkay, “ülkemizdeki bu salgının bir an önce bitmesini ve ekonominin tam kapasite ile çarklarını döndürmesini hedefliyoruz” diye konuştu.

Bazı insanlarımız için eskiden alışkanlık haline gelen bugün ise içine korkularak girilen alış veriş merkezleriyle ilgili de beklenenden daha fazla ilgi gösterilmesi dikkat çekici. AVM önlerinde kuyrukların oluşması Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da ilgisini çekti ve Bursa’daki bir AVM önünde bekleyen, sosyal mesafe kurallarını yok saydıkları gözlenen kişilere yönelik yaptığı eleştiriler yabana atılacak cinsten değil.

İnsanlarımız AVM’lerden hem korkuyorlar hem de oralara gitmekten geri kalmıyorlar. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla görüşürken, ailesinin AVM’leri gidip, “ne var ne yok. Bakalım, bıraktığımız gibi duruyor mu?” diye kontrol edeceğini söyleyince inanın çok üzüldüm.

Çünkü, milyonlarca insanlarımız, evlerinden kapı dışarı dahi çıkmadan sağlıkla ilgili tehlikenin bitmesini bekliyor ve dualar ediyorlar. Bazıları ise galiba nefislerine hakim olamıyorlar ki gidip AVM kapılarında bekliyorlar.

Bu çok çelişkili bir durum. AVM’lerin kapalı kaldığı süre içinde buralarda çalışan insanlarımızın işsiz kalmaları gerçekten üzücü. Ama, sağlık için yapılan bu uygulamaların gelip geçici önlemler olduğunu bilmek ve “elbet bir gün bu illet bitip gidecek” diye beklemek, insanlara huzur veriyor.

Kolay değil, can korkusu var. İnsanlar, geleceklerinden şüphe duyuyorlar. Hani, bazı kişilerin sosyal medyada yazıp, atıp tuttukları gibi, bu işlerle ilgili önlem ve yasakların sadece Türkiye’de uygulanıyormuş gibi hava verilmesine de dikkat çekilmeli. Çünkü, sadece Türkiye değil, dünyanın dört bir köşesindeki ülkelerde insanlar işlerine gidemiyorlar. Evlerine kapalı kaldılar. Okullar kapatıldı. Yaşlılar, evlerinde zorunlu karantina altında tutuluyorlar.

Bunun unutulmaması gerekiyor. Bu insanlarımız hani, gazete, dergi, kitap okumuyorlar diyelim. Yada okudukları, kendilerine göre eğlence gibi. Beniz tavsiyem, şöyle bir kafalarını kaldırıp, 24 saat aralıksız yayın yapan ve evlerinde kalan insanların can yoldaşı haline gelen TV’lere bir baksınlar. Haberleri izlesinler. O kanal bu kanal değil, istedikleri kanalın haberlerini izlesinler. Dünyadaki genel durum ve vaziyeti görsünler ki, ülkemizdeki uygulamaların, insanlara sıkıntı verme adına yapılıp yapılmadığını anlasınlar.

Milyonlarca kişi, sabırla beklerken, bazı kişilerin Pamuk Osman gibi atıp tutmaları çare değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254