Bu ülkede yaşayan anne ve babalar artık ailelerine, çocuklarına kalabalık yerlerde durmayın diye tembihlerde bulunuyor.

Korku ve endişe içinde insanlar. Bu ülkede yaşayan halk çocuğuyla, annesiyle caddelerde yürüyemez oldu. Tedirgin olmamak elde değil. Bir yerlerden patlama haberi duyunca, “acaba akrabalarım, arkadaşlarım, sevdiklerim orada var mıydı?” diye insan kendi kendine sormadan edemiyor.

Uyuşmuş, uyuşturulmuş bir şekilde üzerlerine bağladıkları bombaları patlatıp, masum halkı katlediyorlar. Evlerin, eşlerin, annelerin, çocukların,  babaların yüreklerine ateş düşürüyorlar.

Bundan 3 yıl öncesine kadar Filistinli intihar bombacılarının Kudüs’te, Tel Aviv’de, Hayfa’da, Aşkelon’da intihar saldırılarında masum sivilleri katlettiklerine şahitlik ediyorduk. Şimdi ise bizim ülkemizin şehirlerinde yurttaşlarımız öldürülüyor, şehit ediliyor, yabancı turistler katlediliyor.

Cumartesi sabahı sosyal medyadaki söylenti gerçeğe dönüşünce masum insanlar İstiklal’de can verdi, ağır yaralandı.

 Orta yerde duran kan lekeleri ve cesetler buzlanarak gizlendi İstiklal’de!

Çok yazık, çok üzücü demek neye yarıyor, maalesef gerçeği değiştirmiyor. İnsanlar, kahpe pusulara kurban gidiyor.

İstiklal saldırısında bombacıyla birlikte 5 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin dördü turist, 8’i ağır olmak üzere 19 kişi de yaralı.

Siviller katlediliyor, masum insanlar pusulara kurban gidiyor. İki düşman devletten üç İsrailli ile bir İran vatandaşı aynı anda öldürülmesi bu ülke topraklarda gerçekleşti.

Bu arada bombacının İŞİD denilen kiralık katiller sürüsünden olduğu söyleniyor.

Evet, terörle yaşamaya zorlanan bir halk var ortada!

Ama…

Asla, terörle yaşamayacağız, terörü yaşatmamak için elimizden gelen ne varsa yapacağız.

Terörü, kini, nefreti sevmeyeceğiz, bizim yanımızda ol dese de olmayacağız.

Parça parça havaya uçsak da!

Bununla birlikte ruhsuzlaşmayacağız da. Canlı yayında kendisini görmeleri için muhabirin arkasından el sallayan ruh hastalarından da olmayacağız.

Böyle davranış sergilemek isteyenlere anında tepki koyacağız.

Acı haber aldığımızda abuk subuk programlar seyretmeyip, “ne yapabiliriz? Nasıl yardım ederiz?” diye düşünmek zorunda hissedeceğiz kendimizi!

Bizler istiklal demeye davam edeceğiz, birileri ölüm istese de…

O bebek arabasının yalnızlığını da unutmayacağız, Asya!

 

***

METİN AĞABEY

Amansız hastalık dediğimiz kanser; dostlarımızı, ağabeylerimizi, en yakınlarımızı söküp alıyor bizden.

Kent Gazetesi’nde bir dönem birlikte çalıştığım, Metin Carav ağabeyimin vefat haberini aldığımda ne diyeceğimi ne söyleyeceğimi şaşırdım.

Metin ağabey, ailesini ve dostlarını üzüntüler içinde bırakıp bu dünyadan göçtü. Ölüm, genç, yaşlı, vakit ve zaman dinlemiyor. Alıp götürüyor.

Bizi acılar içinde bırakan Metin Carav ağabeyimin.

Başta, ailesinin, akrabalarının, dostlarının, arkadaşlarının başı sağ olsun, başımız sağ olsun.

 

 

 

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.