banner263

Şimdiler de devam ediyor mu bilmiyorum ama eskiden öyledi.

Erkek berberlerinde sakal tıraşına oturunca muhtemelen ustasını izleyen bir çırakta olurdu hemen yanı başımızda.

Dikkatli dikkatli bakar,işin inceliğini kavramaya çalışır,deriyi kesmeden,usturayı kaçırmadan tıraş etmenin inceliklerini kapmak için neredeyse gözünü bile kırpmazdı.

Çırakların sakal tıraşı konusunda ki maharetleri de tıraş köpüğü sürülmüş bir balonla ölçülürdü.

Adına da balon tıraşı denilirdi.

Balonu usturayı kaçırmadan yani patlatmadan tıraş edebilen sakal tıraşını öğrenmiş sayılırdı.

Balon tıraşı ciddi ve zor iştir;

Ustura keskin,balonun yüzeyi ciltten daha incedir.

Küçücük bir hata balonun patlaması ile sonuçlanır.

Tıpkı yazarın satırları gibi.

Yazılacak konunun seçimi ve kullanılacak üslup, takdirle tel’inin arasına sıkışır genellikle;

Yazar,eğer ulusal takımın bir galibiyetini anlatmıyor ise,satırlarının beğeneni de olacaktır,beğenmeyeni de.

Beğenen neyse de,beğenmeyene çok dikkat etmesi gerekir.

Memnuniyetsizliğinin nasıl bir şiddetle geri döneceğini kestirmesi çok zordur.

Ustura azıcık kaçsa patlamanın şiddetini o an için ölçmek mümkün olmadığı için, sonradan gelir gümbürtüsü.

Bazen şaşırır yazar,muhalif olur muhalefetine.

Diyeceğini diyemeden,demeyeceğini anlatır.

Çatır çatır başlar cümleleri,şıkır şıkır biter.

Bu seferde okuyucu şaşırır.

Oysa,ne jilettir kalem ne satır.

Eleştirinin sınırı tahammülün dirayetidir.

Nasıl ki,her yapılan yanlış değilse,her eleştiri de haksız değildir.

Eleştiri sınırın da kalıp aleni hakarete dönüşmediği sürece tabii.

Doğrunun da orasından burasından çekilip yamuk olmaması da çok mühimdir.

Yazar, zülfiyare dokunmadan yazmaya çalıştığı her yazısına son noktayı koyarken,mayın tarlasını geçmiş gibi hisseder kendisini;

Yıpranır. Bir yenisi için güç toplaması gerekir.

Aslında en zor olanı da budur işin;

Suya sabuna dokunmadan yazı yazmak okuru da uzaklaştırır yazardan.

İlle de taraf ister okuyucu ama ille de kendi tarafından.

Velhasıl , balonu patlatmadan tıraş,maharet gerektirir.

Bir de gönderdikleri mesajlarla yazdıkları yorumlarla yazarın kaçak güreştiğini düşünüp  mindere çekmeye çalışanlar vardır.

Sıkıysa,yemedi dimi,yaz da görelim bu çabalarının en kibarcalarıdır.

Artık balonun patlaması kimsenin umurunda değil.

Yazılar konuşurcasına yazılıyor,

İçlerinde atar gider barındırmayanları yazıdan bile sayılmıyor.

Herkes kendi hadsizliğine kör kör bakarak herkese haddini bildirme peşinde.

Kime baksanız o haklı.

Değilsin derseniz en sunturlusundan küfürü yersiniz.

Yeni bir yazın sahası daha var artık ya hani simgesi kuş olan;

İşte orası tam bir cangıl.

Ne üslup var,ne fren ne de edep.

Tek paragrafla bir kör dövüşüdür sürüp gidiyor.

İşin edebi yönü filanda pek kalmadı.

Pek çok yazı da zarif ve akıl dolu cümleleri görmekte mümkün değil.

Varsa sen,yoksa ben

Varsa siz,yoksa biz.

Kalemler klavye oldu

Klavyeler ustura

Dayanamadı tabi

Patladı işte balon.

Birileri tekrar şişirirler mi?

Kalem ustura oldukça

Zor o iş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254