Yerel seçimler tamamlandı ama tartışmaları hala bitmedi. Böyle bakıldığında da bitmek bilmez bu dönem.

Seçmen, sandıklarda hem iktidara hem de muhalefete ders verdi. Her ikisini de “hazır ol, belki bugün belki yarın sana güvenip destek verebilirim” mesajını iletti. Bu siyasi mesajın amacı nedir?

Bakın, ülkemizde gündemi hep siyasetçiler belirler. Onlar konuşur, vatandaş dinler. Vatandaş, elindeki oy silahı ile iki ayrı şekilde tepki verir bu söylemlere. Birinci tepki genel seçimler. Milletvekili seçimleri. İkinci tepki ise yerel seçimler, mahalli idareler, belediye seçimleri.

Çünkü, pek çok siyasetçi, vatandaşların söylemlerine kulak asmaz. Pek çoğu da “her şeyi biz biliriz” edasıyla politika üretmekteler.

31 Mart seçimleri gösterdi ki, bu her şeyi biz biliriz edasında olanların aslında vatandaşla arasındaki gönül bağlarının kopmak üzere olduğu anlaşıldı. Tabi, bu durumu, seçimlerden sonra balkon konuşması yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendi partisi açısından değerlendirip, “hiç kimse AK Parti’den daha önemli değildir. Hiç kimse davamızın önüne geçemez” sözleriyle, sandıklardan gelen mesajın ilk şifrelerini çözmüş oldu.

Ankara ve İstanbul’la ilgili tartışmalar devam ederken, Milliyetçi Hareket Partisi Devlet Bahçeli, seçimlerle ilgili yine gündeme damga vurdu. Bahçeli, mahalli seçimlerle Büyükşehirlerde ilçe belediye başkanı ile Büyükşehir Belediye başkanı ve meclis üyeleri seçimlerinin tek listede tek oyla yapılmasını önerdi.

Nedeni, Ankara’da bulunan 25 ayrı ilçeden 3 tanesini kazanan, 23 tanesini kaybeden CHP listesinden seçime giren Millet İttifakı adayının Büyükşehir Başkanlığını kazanması. Yine İstanbul’da oy sayımları tekrarlanan Büyükşehir Belediye Başkanlığını 39 ilçeden 14 tanesini kazanan Millet ittifakı adayının kazanması, Bu ilde 25 belediye başkanlığını Cumhur İttifakı kazanmış.

Büyükşehir seçim sonuçlarına ise halkın nüfus bakımından yüksek olduğu ilçeler etki ediyor. Fakat, asıl önemli olan nokta ise, seçmenlerin oy kullanırken belki de “kimse darılmasın” diye düşünüp, belediye başkanlığında A partisine, Büyükşehir’de B partisine, meclis üyeliklerinde ise C partisine oy verip destek olmasında.

Bu durum, mahalli seçimlerde sık gözlemleniyor. Hatta, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bile gözlemledik. Milletvekili seçimlerinde alınan oylar ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan oyların arasındaki farklılıklar gözden kaçmıyor.

MHP lideri Devlet Bahçeli, bu nedenle seçim kanunlarında değişiklik önerip, tek oyla bütün adayların seçilmesi sistemine geçilmesini istemesinin nedeni de bu.

Bahçeli’nin konuyla ilgili açıklama yaparken, “Ankara’nın ilçelerinde Cumhur İttifakı seçimleri kazanırken, ilçelerden sadece 3 tanesinde başarılı olan bir siyasi yapınan Büyükşehir Belediyesini kazanması halkın gerçek iradesini yansıtmamaktadır” sözleri dikkat çekici oldu.

Peki, MHP’nin bu teklifi siyasette genel kabul görüp kanunlaşması halinde mahalli idareler seçimlerinde ne gibi değişiklikler olabilir?

Örneğin, ilçe belediye başkanlığı seçimlerini çok kazanan bir parti, Büyükşehir Belediye Başkanlığını nasıl kazanabilir?

Yada, seçmen sayısı ile çoğunluk, demokrasinin ana kuralı olan oy çoğunluğu ilkesi, bu uygulamada nasıl hayata geçirilebilir?

Bu soruların cevabı, kanun teklifi yapılırken tartışılacak en büyük mesele. MHP kaynaklarından gelen bilgilere göre, Bahçeli konuya siyasi partiler kanunu ve partilerin kongresine katılım sağlayan delegeler açısından bakmış.

Mesela, Siyasi Partiler Kanununa göre, hangi ilçe olursa olsun, nüfusu ne olursa olsun delege sayısı 400. Bu sayıya, partinin doğal delegesi olarak kabul edilen ilçe yönetim kademesi ile milletvekilleri ve belediye başkanları da ekleniyor.

Nüfusu ne olursa olsun, il kongresine katılacak olan delege sayısı 600. Bu sayıya yine il yöneticileri, milletvekilleri ve il belediye başkanı da doğal delege olarak ekleniyor.

Böylece, partinin her üyesi değil de delege sıfatı kazananlar ilçe başkanı ve il başkanını seçiyorlar.

Buna benzer seçim sistemi ABD başkanlık sistemi ve bölge delegesi sisteminde de uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Siyasi parti üyeleri veya vatandaşlar, bölge temsilcisini seçiyorlar, bölge temsilcileri de başkanları seçiyorlar. Buna benzer bir seçim sistemi ülkemizde Cumhurbaşkanlığı için uygulanıyordu. Millet olarak bizler milletvekillerini seçiyorduk. Vekiller de TBMM çatısı altında Cumhurbaşkanını seçiyorlardı.  

Siyasi partiler şimdilik Ankara, İstanbul ve kıl payı kaybedilen bölgelerdeki seçim sonuçlarına pür dikkat kestirip çalıştıkları için, Bahçeli’nin bu önerisi sanırım önümüzdeki aylarda gündem teşkil edecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234