banner262

Bağışıklık sistemimiz bizi dış dünyanın zararlarına karşı koruyan vücudumuzun silahlı kuvvetleri olmakla birlikte bu sistemdeki çeşitli aksamalar çoğu kere kronik hastalıkların ve yaşlanma sürecinin de en önemli sebebi ve belirleyicisidir. Güçlü ve doğru işleyen bir bağışıklık sistemi hastalıklardan koruyacağı gibi, bir taraftan da kronik hastalıkların oluşması ve ilerlemesi süreçlerini de belirleyecektir. Aslında mikrobik kaynaklı olmadığını bildiğimiz diyabet, hipertansiyon, insülin direnci, obezite, çeşitli kanserler ve kalp damar hastalıkları bağışıklık sistemimizde bir şeylerin yanlış gitmesi ile doğrudan ilişkilidir.

Çevresel faktörler, beslenme tarzımız, gıdalardaki katkı maddeleri ve kimyasallar, tarım ilaçları, hava kirliliği, stres ve daha birçok olumsuzluk bağışıklık sistemimizi bir şekilde etkileyerek kronik hastalıkların çıkmasına neden olur. Bu durum bir takım iltihabi süreçlerle yürür ve çoğu kere kanser, diyabet gibi hastalıklar kronik bir iltihabi olayın sonucudur. Çeşitli yöntemlerle bağışıklığımızın güçlü tutulması ya da güçlendirilmesi birçok hastalığın önlenmesinde önemli olmaktadır.

Tüm canlılarda milyonlarca yıl boyunca dışarıdan gelecek canlı ve cansız zararlı ajanlara karşı organizmayı korumak üzere bir takım savunma mekanizmaları geliştirilmiştir. Omurgalı ve omurgasız canlılarda doğuştan gelen ya da sonradan kazanılan bir takım spesifik ve nonspesifik süreçlerle oldukça karmaşık ve detaylı mekanizmalarla dışarıdan gelecek olan etkenlere karşı organizmanın savunulması amaçlanmıştır. Bu savunma mekanizmaları immün (bağışıklama) cevapları oluştururken bunu akut ve kronik iltihabi reaksiyonlar üzerinden yaparak yabancıyı bir şekilde organizmadan uzaklaştırma görevini yerine getirir. İltihap, tarihte tanımlanmış en eski medikal durumlardan birisidir. Kan plazmasındaki proteinlerin ve lökositlerin birtakım materyallerinin damar duvarından dışarı çıkarak dokularda toplanması ve aktivasyonlarına bağlı gelişen ve zararlı olarak tanınan antijenik yapı ya da mikroorganizmayı yok etme sürecidir.

Akut ve kronik iltihabi süreçler temel olarak koruma mantığı üzerine kurulsa da bu süreçler sırasında bir takım istenmeyen sonuçların da ortaya çıkmasına neden olabilir.  Akut cevaplarda çoğu kere ateş başta olmak üzere sistemik hastalık belirtileri tarzında ortaya çıkan bu tablolar hemen çoğu kere normal fizyolojik duruma dönülerek sonuçlandırılır.

Özellikle kronik hastalıkların oluşumunda ve yaşlanma sürecinde temel mekanizma, genellikle kronik iltihabi süreçlerdir. Bu süreçler hücrelerde yapısal ve fonksiyonel değişikliklere yol açarak, kanser, diyabet, çeşitli kronik bağ doku hastalıkları gibi hastalıklarla sonlanabilir. 

İnsan bağışıklığı temel olarak iki ana öğe tarafından oluşturulur.

  1. Doğal bağışıklık: Rahim içinde bebeğin oluşması sırasında genetik faktörlere bağlı olarak gelişen, nesillerden birbirine taşınan ve doğal olarak mevcut olan bağışıklıktır.
  2. Kazanılmış bağışıklık: Doğumla getirmediğimiz ancak yıllar içerisinde zararlılarla karşı karşıya geldikçe organizmanın geliştirdiği bağışıklama cevaplardır.

Gerek doğal gerekse kazanılmış bağışıklık temel olarak başlıca kanımızda ve dokularımızda bulunan akyuvarlar ve bunların ürettiği çeşitli kimyasal maddeler ve antikorlarla sağlanır.  

Organizmaya saldırıda bulunabilecek herhangi bir etken öncelikle bağışıklık sisteminin dış bariyerleri de diyebileceğimiz fiziksel ve kimyasal duvarlarla engellenmeye çalışılır. Sağlam bir cilt, burnun özel anatomik yapısı, ağız içi ve bademciklerin dışarıdan gelen bir çok etkeni tutması, mide asidi gibi fiziksel bariyerler yabancının temas ettiği noktada durdurulması amacına hizmet eder. Cilt epiteli yüzeyinde, dış ortam teması olan organların yüzeyinde anti mikrobiyal maddelerin üretimi kimyasal bir bariyer teşkil eder. Doğal bağışıklığın en önemli parçalarından birini oluşturan bu bariyer çok büyük ölçüde dış etkenlere karşı savunmayı sağlar. Bunun ötesinde bir şekilde bu setleri aşabilen patojenler saldırgana karşı spesifik olmayan çeşitli doğal bağışıklık sistem araçları ile yok edilir.

Kazanılmış bağışıklık temel özellik olarak saldırgana karşı özel cevaplar içerir. Yani her saldırgan için farklı bir savunma mekanizması ve bilgisi oluşturulur. Bir patojen ilk kez saldırdığında oluşturulan bu bilgi daha sonrasında aynı ajanla tekrar karşılaşıldığında çok daha hızlı ve etkili cevapların oluşmasını sağlar. Aşılamanın mantığı da tam olarak burada yatmaktadır. Temel olarak doğal ve kazanılmış bağışıklık bileşenleri farklı yapılar gibi görünse de akut ve kronik iltihabi süreçlerin oluşumunda aslında her iki immün sistem çoğu kere beraberce ve bilgi alışverişi ile çalışır. İltihabi cevap gelişir ve yabancı patojen yok edilirken dokuda da kısmen doku yıkımı ve ölümü gelişir ve bu arada ateş, titreme, ağrı gibi sistemik hastalık belirtilerini oluşturan çok sayıda kimyasal madde de önce yakın ortama ve oradan da kan dolaşımına katılarak vücuda yayılır.

Akut iltihapta lokal sıcaklık artışı, kızarıklık, şişlik, ağrı ve fonksiyon kaybı beş ana klinik belirti iken kronik iltihapta çoğu kere bu belirtiler olmaz ve süreç sessiz bir şekilde ilerleyebilir. Kronik iltihabın oluşturduğu organ hasarları belli bir düzeyi geçtiğinde ise hastalık belirtileri başlar. Mikrobik orijinli olmayan kronik iltihabın bu hastalıklar ile ilişkisi ve bu hastalıklarda iltihap sürecinin seyrinin hastalık seyrini belirleyici etkisi ise bilinmektedir. İltihap sürecinde oluşan doku hasarı ve hasar sonrası ortaya çıkan özellikle Nitrik oksit ve serbest oksijen radikalleri başta olmak üzere toksik birtakım maddeler iltihabın kronikleşmesinin önemli sebebidir. 

Sonuç olarak vücudumuzu korumak gibi çok önemli bir görev üstlenen bağışıklık sistemimiz, aslında tam da bizim çeşitli nedenlerle kötü etkilememiz sonucu olarak kronik hastalıkların da nedeni olmakta ve yaşlanma sürecini doğurmaktadır.

Sık sık duyduğumuz bağışıklık sistemi güçlendiren ilaçlar ve gıda takviyelerinin bir miktar faydalı olabileceğini düşünsek bile yukarıda belirttiğimiz olumsuz çevresel ve sosyal faktörlerden uzak durma, sağlıklı, dengeli ve doğal beslenme, sağlıklı yaşam, stresten korunma gibi basit tedbirler çok daha önemlidir.

Bu yazı IGI  GLOBAL’de İngilizce yayınlanan Role of Nutrition in Providing Pro-/Anti-Inflammatory Balance: Emerging Research and Opportunities adlı kitabımızdan sadeleştirilerek alınmıştır.  Beslenmenin kronik iltihabi süreçlere olumlu ve olumsuz etkileri bu kitapta incelenmiş ve yaşlanma sürecinin bile kontrol edilebilir bir durum olduğu anlatılmıştır.

https://www.igi-global.com/book/role-nutrition-providing-pro-anti/243486

Önceliğimiz sağlığınızdır.

Sağlıklı günler dilerim.

www.profdrsedatdemir.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254