Atatürk diyor ki: “Arkadaşlar, gidip; Toros dağlarına bakınız, eğer orada tek bir Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, iyi biliniz ki, bu dünyada hiç bir güç ve kuvvet bizi asla yenemez.

Atatürk’ün kardeşi Makbule: Enver Behnan Şapolyo’nun sorularına özetle şöyle cevap verir.

“Büyük babamın adı, Ahmet’tir. Bu zat siyasi bir meseleden dolayı firar etmiş, yedi yıl dağlarda dolaşmış bu sebeple kendisine (Firari Ahmet Efendi) denilmiştir.( 1876 ) tarihinde Bulgar isyanı sırasında Müslümanlığı kabul etmiş bir Bulgar kızını Ruslar zorla kaçırmışlar. Bu vaka üzerine Selanik Türk’leri heyecana düşerek hükümet konağının önünde toplanarak kızın teslimini istemişler. Nihayet şehirde büyük karışıklıklar çıkmış, Fransız ve Alman konsolosları öldürülmüştü. Büyük devletlerin donanmaları Selanik’e gelerek konsolosları öldürenlerin hükümetten idamlarını talep etmişlerdi. Sultan Abdül Aziz’in emri ile yakalananlar derhal idam edildiler.

İşte Atatürk’ün büyük babası (Ahmet Efendi) bu vaka da önayak olanların başında olduğu için Makedonya dağlarına kaçarak yedi sene dağlarda yaşamış ve vefat etmiştir. Makbule Hanım devamla ”Büyük babamız (Ahmet Efendi’nin), (Kırmızı Hafız Mehmet Efendi) adında bir kardeşi vardı. Bu zat ilmiye sınıfından olup bir mahalle mektebinde hocalık etmekteydi. Sakalı kırmızı olduğundan kendisine (Kırmızı hafız) derlerdi. Babam Ali Rıza Efendi kendileri Yörük sülalesindendir. Annem Zübeyde Hanım her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e (Yörük nedir) diye sordum. Ağabeyim bana ( yürüyen Türk’lerdir)dedi. Atatürk çok kere benim atalarım, Anadolu’dan, Rumeli’ye, gelmiş, Yörük, Türkmenlerdir. Atatürk’ün ataları Anadolu’dan gelerek, Manastır, vilayetinin Deprei, Bala, sancağına bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Kaynak: (2) Milli Mücadele Tarihi, s. 21den 24 Enver Behnan, Şapolyo.

Atatürk kendi atalarının “Eski Yörük-Türkmen” aslından geldiğini bahsedecektir” kaynak:(3)

Mustafa Kemal cilt (1) s.31 (1881-1919) Şefket Süreyya Aydemir. “Kocacık yörüğü” üç kabile (66) parça idi. Önceleri Barçın yaylasına yaylaya göçerler, kışın Akdeniz sahillerine inerlerdi. Taşeli’nden sürgünler sebebiyle çok dağıldıkları için adları unutulmaya başlamıştır. Karakocalar, Kocabaşlar, Tırılar, Fakırcalı kabilesinin asıl adı (Kocacık yörükleriyle ilgilidir) Toroslardan Doğan güneş s.189-194 de kadar, Taşeli’nde (Ermenek, Sarıveliler, Başyayla, Taşkent) te yüz yıllardan beri yük taşımak için katır ve eşeklerin sırtlarındaki semerin arka bölümünde bulunan iki semer ağacının birleştiği bölümde özel yapılmış yükleri iplerle bağlamak için birbirine bakan iki hilal gibi yapılmış olan özel iki aygıta Taşeli’nde (Ermenek, Sarıveliler, Başyayla, Taşkent) “kocacık” denir.

“İçel sancağı Ermenak kazasından Kıbrıs’a göçürülen (sürülen) aileler:Taşeli bölgesinde Ermenek kazası merkezi ile, kasaba ve köylerinin her birinden (54) hane Kıbrıs’a gönderilmiştir.(47) hanesi (12) ayrı dalda meslek sahibidir.On haneden bir hane zorunlu Kıbrıs’a gönderilmiştir. Kaynakta:”Kıbrıs’a gönderilen nüfusun (54) hanesi İçel sancağının Ermenek kazasından yazılmıştır” der.

“Kocacık Yörükleri: Bir yörük kabilesinin adı“Kocacık” tır. Kocacık yörükleri (1584) yılında Rumeli’nde (21) yerde yer alır. Kocacık, Selanik, Naldöken, Tanrıdağ, yörükleri gibi s.95 Koca- cık yörükleri defterlere (eşkinci, yamak) olarak yazılmıştır.Bugün Kocacık yörükleri’nin çok küçük bir kısmının adını bilebiliyoruz.Kocacık yörükleri kanunnamesi (1584) tahrir defteri Baş vekalet tapu defterleri No:614 sayfa 244 Arşivinde kayıtlıdır”.kaynak:(6) Rumeli’de yörükler,Tatarlar ve evlad’ı Fa-tihan s. 95 ten 98 ze kadar M.Tayyip Gökbilgin.

Atatürk diyor ki…!

“Büyük olmak için, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; ,hiç kimseyi aldatmayacaksın; memleket için hakiki mefkure

ne ise onu görecek, hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır; Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır fakat sen buna mütehammil olacaksın; önüne nihayetsiz manialar yığacaklar dır. Kendini büyük değil,

Küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telakki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine kani olarak bu mâniaları aşacaksın.

Bundan sonra da sana büyüksün derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin. (1929)

Kaynak Mustafa Ertaş

Gazeteci Araştırmacı yazar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246